YAŞAYAMAYANLARA

1238 Words
'Bunu neden yapayım.' Aklıma ilk gelen şeyi söyledim. Bu beni tekrar o zindana gönderebilirdi. Ama hayatımın gerçeğini öğrenmek için kendi tahmin ettiklerimden bile fazlasına razıydım. ' çünkü bana borçlusun' 'Polis merkezine girip dosya çalmaktan bahsediyoruz. Bu benim sana borcumdan çok daha fazla eder.' 'Ben sana yardım edebilirim. Bilgisayar konusunda son derece iyiyim. Evlerine girmeye uğraştığın kişiler hakkında senin ulaşamayacağın bir çok bilgiye ulaşabilirim. Böylece istediğin her şeyi onlar ayağına getirir. Hayal ettiğinden çok daha fazla para kazanabilirsin ' ' çok para kazanmak gibi bir hayalim yok. Kendi yöntemlerimle yıllardır gayet iyi gittim. Hala devam edebilirim. Kendi yöntemlerimle yakalanma riskim ordan dosya çalarken yakalanma riskimden çok daha az. ' Durdum. Düşündüm. İlk kez gerçekten düşündüm belki de. Koltuğa çöktüm. İlk kez biriyle gerçekten ama gerçekten konuşacaktım. Alya ya baktım. ...... ' Tepemde dikilme. Sesini de çıkarma sadece dinle. ' Alya bir kelebeğin omzunuza konması kadar sessiz yatağına oturdu. Başını öne eğdi. Gözlerime bakmaması iyi olmuştu. 'Ezgi ye çok aşıktım. Daha 17 yaşındaydı. Görseydin keşke. Tanıyabilseydin onu. Tülden kanatları vardı sanki. Hayat doluydu. Sadece gözlerine bakarak hayat enerjisi dolabilirdin. Işıl ışıldı. Sonra birden solmaya başladı. Ne olduğunu anlamıyordum. En kötüsü bana beni suçlar gibi bakıyordu. Sonra bir gün birdenbire ayrılmak istediğini söyledi. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Tartıştık. Bana dünya senin sandığın yer değil demişti. Buralardan gitmek istediğini söyledi. Ama o an onu umursamadım. Bilmiyorum daha 19 yaşındaydım. Sanırım anlamadım. Ya da imkan vermedim. Kötü bir şey olduğuna. Ona sarıldım. Ve birlikte çok mutlu olacağımıza söz verdim. Sonra her şey düzeldi. Ya da ben öyle sandım. Mutlu görünüyordu. Ya da mutlu rolünü iyi yapıyordu bende mutlu olduğuna inanmak istiyordum. ' Kafamı kaldırıp Alya ya baktığımda dikkatle beni dinliyordu. ' Bir şey demeyecek misin. Beni suçlamayacak mısın. Kız sana demiş demeyecek misin ' ..... ' Hayır. Bölmek istemiyorum devam et. Anlaşılan bütün onları kendine yeterince söylemişsin. ' ' Söyledim. Çok daha fazlasını. İyiydik. Bir daha hiç kavga etmedik. Ben emindim. Onun hayatının diğer yarısı olduğuma her şeyi paylaştığımıza bir gün gelip hayatımızı birlikte yaşayacağımıza emindim. Sonra birden kayboldu. O gün görüşmüştük. Biraz tedirgindi. Bana gidelim buralardan Asrın demişti. Hemen şu an gidelim. Peşinde biri mi vardı. Bir şeyden mi korkuyordu bilmiyorum. Daha okulu olduğunu söyledim. Az kaldığını yakında evleneceğimizi birlikte bir aile kuracağımızı. Öylece boşluğa bakıp kafasını salladı. İnsan beyni çok tuhaf yaşarken anlamadığı anları bile sonradan hatırlıyor. Ben Ezgi nin halini yüzünün solgunluğunu mimiklerini hep sonradan hatırladım. Ezgi ortadan kaybolduğunda kaçıp gitti sandım. Herhalde ailesi ile bir sorun yaşıyordu ben kabul etmeyince kaçıp gitmişti. Onu aramaya başladım ama kimse bilmiyordu. Sonra beni arar diye düşündüm. Aramadığı her saat için ona kızdım. Sürekli içiyordum. Kızdıkça daha fazla. ' Gözümden yaş akmaya başlamıştı. Hiçbir mahkeme insanı içinde beraat ettiremiyordu. Alya bir şey yapmadı. Sadece tek bir cümle söyledi. ' Sonra ne oldu. ' Büyük tepkiler vermemesi yargılamaması beni anlatmaya itiyordu. Hem yalnızdım hem yalnız değildim. Kendime anlatır gibi anlatmaya devam ettim. Ama gücüm tükeniyordu. ..... 'Sonra polisler geldi. Karakolda sorguda öğrendim Ezgi nin öldüğünü. Ezgi. Benim Ezgi m. O gün benim yanımdan ayrıldıktan sonra. Sonra. Tecavüze uğramıştı. Üstelik anneme ait bir evin yakınlarında uçurumdan atlamıştı.' Alya ilk kez tepki verdi. Hızla ayağa kalktı. 'Nerede dedin.' Gözlerimde sanki dünyanın ağırlığı kafamı kaldırıp Alya ya baktım. Alya aşırı tepki vermiş gibi mahçuptu. Sakince yerine oturdu. 'Anneme ait sadece özel günlerde gittiğimiz bir ev vardı. Oraya yakın bir uçurumdan atlamıştı. Bilmiyorum belki de suçu bana atmak için birileri oradan atmıştı. Kim nasıl kıydı ona bilmiyorum. Anlayamıyorum. O kadar güzel ve masumdu ki dokunmaya kıyamazdım. Sanki tülden kanatları vardı. Dokunsam solacaktı. Mahkeme tutuklama dediğinde hala hiçbir şey hissetmiyordum. Aksine o gün Ezgi ye daha fazla soru sormadığım için bunu hak ettiğimi düşünüyordum.. Ama içerideki hayat hiç tahmin edebilecek gibi bir şey değil. Hele ki reşit olmayan birine tecavüzden içeri girdiysen. Birazda sana bu nedenle yardım etmek istiyorum. O ortamı görmüş biri olarak. Ezgi nin elini tutamadım. Senin de kayıp gitmeni istemiyorum. Benim bir acı daha taşıyacak gücüm yok. Doldum artık. ' ' Bu kadar mı aşıktın. ' ...... 'Aşıktım evet. Ama sadece bu değil. Orada öyle şeyler yaşadım ki. Ezgi yi unuttuğum zamanlar oldu. Bu çok vicdansızca çok bencilce biliyorum. Ama yaşadığım bazı şeyler bana Ezgi yi unutturup kendi derdime düşürdü.' 'Bu kadar aşıkken yaptığın şey bencillik olamaz sanmıyorum. O kadar kötü şeyler mi yaşadın.' 'Bunu anlatamam herhalde. Psikolojik tedavilerde bile anlatamadım. Ama sırf sana ders olsun diye bir kaç örnek verebilirim.. Gardiyanlar görmez duymaz olur çığlıklarını. Onlar gelene kadar bazen öyle anlar gelir ki ölmeyi diler insan. Daha fazla acı çekmemek için. Sürekli dayak. Sürekli soğuk. Senin o korktuğun karanlık var ya. Benim tek sığınağım oldu. Hücreye atıldım mı. O ağır demir kapı üzerime kapanıp o küçük cam kapandı mı kimse gelip eziyet etmeyecek demekti. En önemlisi yemek yiyeceğim. Yemek bile yememe izin vermezlerdi. Sonra. Sonra ailemin ne kadar zengin olduğunu öğrendiler. Sanırım onlarda senin gibi düşünüyordu. Annem beni ziyaret etmeye korkardı. Yüzüme bakamazdı. O kadar perişan haldeydim. Sonunda bende gelmesini istemez oldum. Mahkeme günü yaklaşıyordu. Sırf annem beni öyle görmesin diye kendimi dövdürdüm. Karşılık verdim. Ve bir hafta hücre cezası aldım. Tek istediğim bir hafta düzenli yemek yiyebilmek anneme biraz olsun iyi görünmekti. Hücrenin kapısı kapanınca kendimi güvende hissetmiştim yine. Ama hiç beklemediğim bir şey oldu. ' ..... Sustum. Bunu söylemek zordu. ' Ne oldu. ' Alya nın gözleri dolu muydu yoksa benim gözlerim dolu olduğu için mi öyle geliyordu bilmiyorum. ' Boşver. ' ' Anlat Asrın. Ne oldu. Ne yaptılar sana. ' Derin bir nefes aldım. Gözlerimi kapattım. Damlaların yanaklarımdan süzülmesine izin verdim. ' Belki daha sonra Alya. Belki daha sonra. Bu kadarını bile anlatabildiğim ilk kişisin. Bunu nasıl başardın bilmiyorum ama şu an daha fazla anlatacak gücüm yok.' Üzerime gelmedi. 'Peki nasıl istersen. Bir şey ister misin. Çay kahve. Soğuk bir şeyler.' 'Gerçekten yaptın mı diye sormadın' 'Sormama gerek yok. Yapmadığın çok belli.' İlk kez biri bana sorgusuz sualsiz sadece kendi kelimelerim ile inanmıştı. Arkadaşlarım bile inanmazdı. İnanmış gibi yaparlardı o kadar. İşlerine öyle geldiği için. Gerçi bende onların bana inanmasını istiyor sayılmazdım. Benden uzak dursunlar istiyordum. Ezgi ile olduğum zamanları bilen kimse yanımda olmasın. Ama bazıları ile aynı çevre içindeydik. ....... Konuyu değiştirmek istedim. 'Bira var mı' Alya dolaba baktı. Geldi. 'Kalmamış. Ama ben şimdi gider alırım.' 'Sen yaralısın. Ben giderim.' 'ben sadece omzundan yaralıyım. Sen benden daha derin yaralısın. Otur oturduğun yere.' Alya gidince ona para vermediğimi daha önemlisi nerde olduğumuzu hatırladım. Burdan yaralı bir şekilde markete nasıl gidecekti. Bir kaç dakika sonra geldi. Şaşırmıştım. Elinde dolu bir poşet vardı. ' hey. Ne bakıyorsun. Motorda bir poşet daha var. Kap gel.' Gidip poşeti aldım. Bu da doluydu. 'Bu halde nasıl motor kullandın. Benim motorun anahtarını nasıl yürüttün ve bu kadar birayı kim içecek.' Güldü. Çok güzel gülüyordu. Güneş gibi. ...... ' alışığım. Söyleyemem meslek sırrı. Seni dertli görünce muhallebi bey olduğunu unuttum sıkı içersin sandım. Fazla bira göz çıkarmaz. Kalanı dolaba koyarız. ' Bana iki bira uzattı. ' tek elle motor kullanabilirim ama bira açamam. Aç bakalım şunları' 'Sen içemezsin. Yaralısın.' 'bir kere de muhallebicilik yapmasan olmuyor mu. Şurda birlikte efkar dağıtacağız.' Biraları açtım. Birini uzattım. Koltuğa oturdum. 'Sen anlatacak mısın hikayeni' 'Benim bir hikayem yok.' 'Herkesin vardır.' 'Yaşayanların vardır.' ' öyle olsa benim hikayem olmazdı.' Aklına bir şey gelmiş gibi kendi kendine gülümsedi. Birasını uzattı. Tokuşturduk. 'O zaman yaşayamayanlara. Kimbilir belki bir gün bende dökülürüm. Nasılsa artık birlikte çalışacağız.' 'Yani kabul ediyorsun.' 'Ettim bile. Ama şartlarım var. Birincisi her şeye bu tehlikeli demeyeceksin. İkincisi bana asla dokunmayacaksın. Temastan özellikle ani temastan asla hoşlanmam' 'Bunu fark ettim. Caner pansuman yaparken. Nedenini sorsam.'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD