'O da mı yalandı.'
'Sus ve dinle.'
'Peki. Dinliyorum.'
'Elif intihar ettiğinde bende onun gibi 13 yaşındaydım. Müdürün odasının kapısı aralıktı. Elif in bana anlatmaya çalıştığı şeyleri söylemek için ona gidiyordum. Sonra konuşmasını duydum. Tecavüz diyordu tecavüz. Yıkıp dökmeye bağırıp çağırmaya başladım. O adam Elif e tecavüz etti diyordum. Tecavüzün ne demek olduğu konusunda bile tam bir fikrim yoktu ama kötü bir şey olduğundan emindim. Müdür beni tuttu. Bir sinir krizi geçirdiğimi saçmaladığımı revire götüreceğini söyledi. Ama revire değil odasına götürdü. Sonra o adamı aradı. Elif e tecavüz eden adamı. Onu bekliyordum. Gelecekti ve ona hesap soracaktım. Geldi de. Sonra beni aldı. '
' Nasıl yani. Dayımın sahibi olduğu yuvadan çocuk almak bu kadar kolay mı. Bir sürü işlemi var. Yalan söylemeyi kes bence Alya. Tam olarak anlamasam da yasaları biliyorum. '
' Yasalar. Onlar herkese işlemiyor. Adam müdüre döndü ve bir erkekle kaçtı olarak işlem yap. '
' Yok artık. Kim bu adam. '
.....
Durdum. O adam senin dayın diyemezdim. Bu her şeyi alt üst ederdi. Üstelik bütün planlarımı da. Hazır levent beni tanımamıştı. O eve kolayca girip çıkabilirdim artık. Şu an olmazdı. Hiç zamanı değildi. Zaten benim doğrularımda bile illa ki bir yalan oluyordu. Hayat böyleydi.
'müdürün bir arkadaşıymış. Adam beni yurttan çıkardı. Bir eve götürdü. Orman içinde bir ev. Kimsenin sesimi duymayacağı.'
'sus Alya. Sus. Duymak istemiyorum. Devamını tahmin ediyorum'
'hayır etmiyorsun. Bana tecavüz etmedi.'
Kendimden bile gizlemeye çalıştığım anılarımı anlatıyordum. Asrın ın şimdiden canı acıyordu. Benim için acıyordu. Benzer şeyleri büyük ihtimalle ezgi de yaşamıştı. Eğer ezgi kendini ordan attıysa eğer intiharsa bile ezgi ye hak veriyordum. Asrın ın sessizliğini bozmayacağını anlayınca devam ettim.
'Beni o eve bıraktı. Bazen gelirdi. Çok garip fantezileri vardı. Şeyini ağzıma aldırmak çocuk gibi konuşturmak. Onun geldiğini görünce saklanırdım. Bu aslında hoşuna giderdi. Bunu sonra fark etmiştim. Beni bulur sonra da cezalandırırdı. Kendince cezalar.
Öyle berbat şeyler var ki içlerinde. Kalçalarımı tokatlamak kemerle dövmek en basitleri sayılırdı. Bana porno izletirdi. Çok eziyet etti. Bana derdi ki. Bir gün o izlediğin şeyleri sana yapmamı isteyeceksin. O zaman sana iyi davranacağım. Bir daha bunları yaşamayacaksın. Eğer bu acılardan kurtulmak istiyorsan benimle sevişmek istediğini söyle. '
' Şerefsiz köpek. Kim bu hasta herif '
....
Asrın öyle bir ses tonuyla söyledi ki içinde yara vardı öfke vardı. Ama cevap vermedim yine. Anlatmaya devam ettim.
' O zaman anlamazdım. Adam ona yalvarılmasını itaat edilmesini seviyordu. Benimle kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyordu. İki katlı bir evdi. Üst kattaki pencerelerden atlayıp kaçmayı düşünürdüm. Ama cesaret edemezdim. Şimdiki gibi değildim tabi o zamanlar. Alt kattaki pencerelere tahta çakılmıştı. Kapı her zaman kilitliydi. Yalnız kalırdım o evde. O da gidince derin bir sessizlik bazen ne olduğunu anlamadığım korkutan gürültüler. Saklanırdım. Sonra yine o gelirdi. Gözlerim sımsıkı kapalı olurdu. Bazen uyur kalırdım saklandığım yerde. Tutardı kolumdan sürüklemeye başlardı. Bu nedenle aniden bana dokunulmasından korkuyorum hala. Çünkü bu benim için şiddet demek eziyet işkence taciz demek. Aslında kendimdeysem bir şey olmuyor. Ediz in Caner in dokunuşunu tanıyorum. Ama bazen kendimde olmuyorum. O zaman iş değişiyor. Onlar alıştı bu halime. Hatta sende alıştın. O adam hiç çıkmadı aklımdan. Yaşadıklarım. Öyle aylarca sürmedi aslında. On gün. Ama bir çocuk için o kadar acı arasında yarı aç yarı tok çok uzun bir zaman. Sonra bir gün elleri dolu geldi yine. Kıyafetler vardı. Hepsini yanıma bıraktı. Ve akşam için hazırlanmamı söyledi. O dik başını ezmenin zamanı geldi demişti. Madem seni sikmem için yalvarmaya niyetin yok durmam için yalvarırsın. '
Asrın aniden ayağa kalktı. Elleriyle kulaklarını kapatmıştı. Onu anlıyordum. Ezgi ne yaşadı diye düşünüyordu. Bir çocuk bunları nasıl kaldırır diye düşünüyordu.
' Yeter Alya sus. Sus. Sus artık. '
.......
Yanına gittim. Ellerini kulaklarından çektim. Yaramı içinde en derininde hissediyordu.
'Merak etme. Kötü bir şey olmadı devamında. O gidince bütün pencereleri denedim. Birinin tahtası çok sağlam çakılmamıştı. Ya da ben can havliyle daha güçlü olmuştum. Masayı oraya çektim. Tahtaya tekmeler attım. Ve tahta düştü. Evden biraz yiyecek aldım yanıma. Su aldım. Ne kadar yürüyeceğimi bilmiyordum. Ufak bir araydı zorlukla çıktım dışarı. Yola çıktım ve yürümeye başladım. O gün bugündür sokaklarda yaşıyorum. Kendimi hep daha güvende hissettim. '
' Niye anlatmadın bugüne kadar. '
Bu kadar şeyi dimdik anlatmayı başarmıştım. Ama bu soru sinirlerimin boşalmasına neden oldu. Ağlamaya başladım. Yanıma geldi. Gözyaşlarımı sildi. Dokunuşu korkaktı. Nazik ve ürkek.
'Sen çok güçlü bir kızsın. Ağlama. Lütfen ağlama Alya.'
'Ben anlatamadım Asrın. Caner bir kısmını biliyor. Ediz çok daha azını. Ben insanlara güvenemiyorum. Güvenmek istiyorum. İyileşmek istiyorum. Çok istiyorum. Ama yapamıyorum. Elimde değil. Özür dilerim. Ediz e güvenmedim aslında. Yani biraz güvendim. Farklı anlamlarda belli bir oranda güveniyorum insanlara. Kimseye sana güveniyorum diyemiyorum. Ben 13 yaşından sonra hiç bir gün güvende uyumadım. Bu ne demek anlayabilir misin. '
' zannettiğinden çok daha iyi Alya. Seni en iyi ben anlarım. '
' ben Ediz in gideceğini biliyordum. Belki sadece nedenini bilmiyordum ama gideceğini biliyordum. Gitmesi sürpriz olmadı. Birinin yokluğuna varken bile alışmış oluyorum ben. '
' Alya. Sadece iş için gitmiş. İşi bitince de hemen sana gelmiş. Seni terk etmemiş. Bence bu konuda yanlış düşünüyorsun. Ona bir şans vermelisin.'.
'yine gidecek. Herkes gidecek.'
'bilemezsin. Ayrıca her giden isteyerek gitmez ki.'
'biliyorum. Bu nedenle zaten. Gitmek istemese bile bir gün gidecek. Ben bunu biliyorum o bunu bilmiyor.'
'Kalmak için söz veren boşuna verir. Hayat sert bir rüzgar.'
'kendim kendimde kalayım başka bir şey istemiyorum aslında. Hem birine güvenmek istiyorum hemde korkuyorum. Ya birine güvenmeye çalışırken ben benden gidersem.'
....
'Ben senin bu kadar korktuğunu bilmiyordum.'
'Demek ki en cesur görünenmiş bazen en korkak olan. En sert durandır belki de en kırılgan. Kim bilir belki en duygusuz olan en hüzünlüdür. '
Asrın elimi tuttu. Koltuğa oturdu.
'Yanıma oturur musun'
Oturdum. Şu an ondan bir zarar gelmeyeceğini biliyordum. Yine her şeyi anlatmamıştım. Zaten kaldıramayacaktı ama artık biliyordu. En azından bir kısmını.
Kolunu kanepenin üzerine koydu.
' korkma. Yasla başını omzuma. Merak etme. Korkma ben sana dokunmayacağım. Ama iyi gelir. Kapat gözlerini. Caner mi Ediz mi yanında kimin olmasını istiyorsan onu düşün'
Başımı omzuna yasladım. Şu an kafam kendime ağırdı. Ve bu gerçekten iyi geliyordu. Ama gözlerimi kapatmadım. Asrın a baktım.
.....
'kimseyi istemiyorum. Böyle iyi.'
Gözleri ışıl ışıl gülümsedi. Çok şey istemiyordu ki. Güvenilmek istiyordu. Güvenmek. Karşısındaki ona karşı açık olsun istiyordu. Aslında o bilmese de Ezgi yi sakladıkları ölüme sürüklemişti. En baştan anlatsa bugün her şey başka olabilirdi. En önemlisi yaşıyor olabilirdi. Asrın hissediyordu. Ezgi yi sırlarla kaybettiğini hissediyordu. Yeni sırlar istemiyordu. Oysa benim soğuk ve karanlık dünyamda sadece sırlarım vardı. Beni ayakta tutan tek şey onlardı. Her şeyi anlatırsam bütün zırhlarım dökülecekti adeta.
Zaman geçiyordu. Dışarda hava hafiften aydınlanmaya başlıyordu. Depomun sağlam olmayan yerlerinden ışık sızmaya bile başlamıştı. Ben hala aynı şekilde duruyordum. Asrın usulca saçlarımı okşadı.
'Gözlerini kapat. Ve dinlen. Senin için yorucu bir gün oldu.'
Durdu. Konuştuklarımızı hatırlatmak istemedi belki de. Lafı çevirdi.
'sonuçta benim gibi bir öküzü yarım saat taşıdın sayılır.'
Bir eli saçımdaydı. Diğer eliyle elimi tuttu.
'Ben buradayım' diye devam etti sözlerine.
'Ben buradayım ve şu an için sana hiçbir zarar gelmesine izin vermeyeceğim. Belki sonsuza dek yanında kalacağım diyemem sana. Yarınımın garantisi yok çünkü. Ama şu an buradayım. Bir kez bana emanet et kendini. Ve uyu.'
Zaten gözlerim kapanıyordu. Anlattıklarımın yorgunuydum. Direnmedim. Kapattım gözlerimi. Ne yazık ki Asrın bana iyi geliyordu. Ama sadece şu an için. Bir Sarpoğlu nun açtığı yaraları başka bir Sarpoğlu saramazdı. Gözlerimi zorlukla aralayıp
'Sen sakın uyuma ama' dedim.
Gülümsedi.
'merak etme kalın kafalı herifin tekiyim. Bana bir şey olmaz ama uyumayacağım. Çünkü şu an bana masum bir melek emanet. Onu korumam lazım.'
Ben masum değilim melek hiç değilim diyemedim. Uyudum. Hayattan bir kaç saat çalmak bizim hakkımız değil miydi. Ben zaten iyi bir hırsızdım.