O an anladım. Alya kimsenin hayatında kalmaya söz vermiyordu. Kimse için var olmak istemiyordu. O yokluğunu seviyordu. Ona güvenli gelen buydu. Bir hiç olmak. Ediz in onu gerçekten sevdiğini daha iyi anlamıştım. Solup gidiyordu. Ediz le birbirimizi izliyorduk. Belki de birbirimizi tartıyorduk. Ben onun Alya nın yokluğuna verdiği tepkileri izlerken onun da beni izlediğini fark ediyordum.
Başka şartlar altında belki kavga ederdik ama Alya yoktu. Bir yokluk için kavga etmek kimseye mantıklı gelmiyor olmalıydı. İkimizinde önceliği Alya nın hayatta olmasıydı.
Bir hafta daha geçti. Ediz her gün biraz daha solgun Alya nın evine geliyordu. Herhangi bir kötü haber bir kayıt yok diyordu. Eve hiç gelmedi diyordum. Birbirimize kafamızı sallıyorduk. Anladım dercesine. Alya sözcükleri bile alıp gitmişti sanki. Herkes mümkün olduğunca az konuşuyordu. Zaten Alya dışında bir ortak noktamızda yoktu. İki tane yarış düzenlemişti Caner. O an fark ettim ki onunda Alya yı arama yöntemi buydu.
Yarışları duyarsa gelir diye düşünüyordu. Ama asla dile getirmiyordu. Son derece kendinden emin ve metin durmaya çalışıyordu. Çocuklar endişelenmeye başlamıştı ama kötü bir şey söylemiyorlardı. Sanki dile getirirlerse gerçek olacak gibi. Yüzlerindeki korku her şeyi ele veriyordu. Ama kendilerini ve birbirlerini iyi teselli ediyorlardı.
....
Yine bir yarış günüydü. Caner in benim ve Ediz in gözleri yarışa katılmak için gelenlerdeydi. Ama içlerinde Alya yoktu. Sadece Caner yarışa katılacaktı. Ne Ediz in içinden geliyordu yarışmak ne de benim. Yarış başlarken Ediz birden yanıma geldi.
'Sen Alya yı seviyorsun'
'Alya benim arkadaşım. Yanlış düşünmüşsün.'
'Hayır. Seviyorsun. Hemde çok güzel seviyorsun. Öyle kahramanlık yapmaya çalışarak falan değil. Alya iyi olsun dönsün de ben bulmuşum hatta kurtarıp kahramanı olmuşum umrunda değil. Sadece iyi olsun istiyorsun. Tıpkı benim gibi. Sende Alya yı seviyorsun.'
' boşa kıskançlık yapıyorsun Ediz. Ve çok yanlış bir zamanda. Şimdi hiç zamanı değil. '
' Aksine. Kıskançlık falan yapmıyorum. Bende senin gibiyim. Alya iyi olsun sağ salim dönsün de isterse senin kollarına atlasın umrumda değil. Ama dikkat et Asrın. Onunla sevgili olursan dikkat et. Ben yapamadım. Onun ne kadar lafının arkasında olduğunu ne kadar düz ve net biri olduğunu tam olarak anlamadım. Değişir sandım. Sevgi onu değiştirir. Diğerleri gibi birine dönüştürür. Büyük bir hata yaptım. Ve Alya ya rağmen gittim. Sonuç olarakta onu kaybettim. Çünkü o diğer kızlar gibi değildi. Bu nedenle biliyorum. Bana ikinci bir şans vermeyecek. Ama Eğer sen onun sevgilisi olma şansını kazanırsan asla unutma Asrın. Alya herkesi kendine aşık edebilecek çok özel bir kız ama o aşık olmaz. Olamaz. Kendine asla izin vermez bu konuda. Onu kaybetmek istemiyorsan bunu da Alya yı da değiştirmeye çalışmadan kabul etmen gerek. Sen bunu yapabilirsin. Bunu yüzünün hatlarında gözlerinde nefes alışında bile görüyorum. Alya her hücrene işlemiş. Eğer onu sana aşık olmaya zorlamazsan benim ulaşamadığım mutluluğa belki sen ulaşırsın.'
.....
Alya yı gerçekten o kadar çok seviyordu ki. Bunu anlamak zor değildi. Onu teselli etmek istedim. Kötü biri değildi.
' Bence yanlış düşünüyorsun. Alya seni sevmeseydi yanına bile yaklaştırmazdı. '
' Sevdi biliyorum. Ama hep kontrol edebileceği ölçüde sevdi. Kendini asla bırakmadı aşkın kollarına. Ve artık anladım. Asla yapmayacak bunu. Alya şu an bile en çok kendinden kaçtı. Belki de sana hissettiklerinden. Çünkü sana bir şeyler hissettiğini daha tanıştığımız an anlamıştım. Ama adını koyamam. Alya gelince ben gideceğim Asrın. Başka bir şehire tayinimi istedim bile. Alya sana emanet. '
' Alya bir dönsün de. '
' Bu kadar zamandır kötü bir haber almadığımıza göre dönecektir. Bir şey olsa duyardım. Bütün her şeyi araştırdım. Havaya ateş edilen sesleri bile. Alya yaşıyor inanıyorum. '
Öyle bir söylüyordu ki. Hem beni hem kendini ikna etmeye çalışıyor gibi. Belki en çok kendini ikna etmek istiyor gibi. Biz konuşurken motor sesleri gelmeye başladı. Yarış bitmek üzereydi.
....
Motorlar geliyordu. Birden motorun biri üzerimize doğru gelmeye başladı. Ve tam önümüzde ani bir frenle durdu. Neredeyse ikimize birden çarpacaktı. Tam küfür etmeye hazırlanıyordum ki kaskını gördüm. Kaskı hızla kafasından çıkardı. Aslında beni gördüğüne şaşırmış gibiydi.
'Benim geleceğimi ve kazanacağımı hissettiniz ve korkudan yarışa katılmadınız değil mi. Korkaklar sizi.'
Birden motordan atlarken arkasında Caner durdu. 'Alya' diye bağırdı. Alya ona döndü. Caner Alya ya sarılıp onu döndürmeye başladı. Alya keyifle gülüyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi rahattı.
'Dur deli başım döndü.'
Caner durdu. Alya yı bıraktı.
'Sana hiçbir şey olmaz. Biliyordum. Geri geleceğini biliyordum. Ama bu iki salağa anlatamadım.'
Alya bize baktı. Söyleyecek sözüm yoktu. Bir açıklama bekliyordum. Ama yapar mıydı emin değildim. Konuşan Ediz oldu.
'Seni çok merak ettik.'
O da Alya ya sarıldı. Alya hafifçe karşılık verdi sarılmasına.
'Merak edecek bir şey yok. Biraz kafa dağıttım. Biraz da çalıştım işte. Hep aynı şehirde çalışmak olmuyor.'
.....
Başka bir şey söylemeyeceği belliydi. Bense ne sarıldım ne de söyleyecek bir şey geliyordu aklıma. Alya Caner e döndü.
' Yarışı kazandığıma göre ödülü alayım değil mi '
' üzgünüm küçük hanım. Başlangıç noktasından başlamadığın için ödülü falan alamazsın. Kazanmış olmanın sevinciyle idare edeceksin.'
'Öyle olsun bakalım.'
'Ben gidip ikinciye ödülünü vereyim. Sende sakın ortalıktan kaybolma.'
'Merak etme. Bir süre buralarda olacağım.'
Caner gitti. Ediz Alya nın karşısına geçti. Ellerini tuttu.
'Artık döndüğüne göre vedalaşabiliriz.'
'Veda mı'
'Evet. Tayinimi istemiştim. Gidiyorum.'
'Ne zaman gidiyorsun. Nereye.'
'Çok uzakta olmayacağım. Edirne. Bir şeye ihtiyacın olursa ya da yine kafa dinlemek istersen araman yeter. Bir süredir iznimden kullanıyorum. Aslında gitmiş bile olmalıydım. Yarın sabah yola çıkarım artık. Sen iyisin değil mi. Bir sorun yok. '
Alya Ediz e sıcacık baktı. Bakışı beni rahatsız etmişti. İstemsizce kafamı çevirdim.
' merak etme gayet iyiyim. Senin adına sevindim. Gerçekten isteyerek gidiyorsan tabi. '
.....
' Evet. İstanbul bana artık yorucu ve anlamsız geliyor. '
Alya nın Ediz e sarıldığını hissettim. Kısa bir an onlara baktım ve yanlarından uzaklaştım. Alya Ediz in gitme nedeninin kendisi olduğunu biliyordu. Bir çeşit suçluluk hissediyordu ama kal da demiyordu. Ediz ise gözlerine dudaklarına bakıyordu. O üç harfe tek heceye nefes almak gibi ihtiyacı vardı ama Alya nın söylemeyeceğini tahmin ediyordu. Yine de bir umut taşıyordu. Küçük bir umut. Sonra o umut yüzünde soldu. Bu mesafeden bile belli oluyordu çöküşü. Alya nın saçını okşadı ve yanından ayrılıp bana doğru yürümeye başladı.
Alya gelmişti. Konuşacak bir şeyimiz kalmamıştı. Çekip gitmek istiyordum. Şu an ona karşı çokta iyi şeyler hissetmiyordum ama yapmadım. Zaten hızla yanıma geldi. Elini uzattı. Tokaşaşırken diğer elini omzuma koydu.
'Alya sana emanet Asrın. Söylediklerimi unutma. Az önce görmemek için kaçtığın manzarayı da. Alya kimseye benden gitme beni bırakma demez. Artık beni eskisi gibi sevmiyor ama sevse de demez. Bu anı sakın unutma ki bir gün benim yerimdeki sen olma. Kendine ve Alya ya iyi bak. Sevgini asla onun sevgisine bağlama. '
Elini omzumdan çekti. Motoruna atladı ve gitti. Alya kısa bir an baktı ardından hüzünle. Kimbilir ne anıları gidiyordu Ediz le beraber. Ama başka bir tepki vermedi. Yanıma geldi.
.....
'burada olmanı beklemiyordum. Aslında o günden sonra seni görmeyi beklemiyordum. Bana oldukça kızgın ve kırgın gibiydin.'
' kızgın doğru kelime. Kırılmam için senin de beni yakın hissediyor olman lazım.'
'Yine aynı yere dönmeyelim. Değer verdiğim bir arkadaşımsın.'
'insanlar değer verdikleri arkadaşlarını böyle habersiz bırakmazlar.'
'Böyle olması gerekiyordu. Kendimi dinlemek istedim o kadar. Ayrıca dediğim gibi seni burda bulmayı beklemiyordum.'
'gelmeyeceğimi düşündün ve gelmezse gelmesin dedin değil mi. Tıpkı az önce Ediz e giderse gitsin dercesine davrandığın gibi. Tebrik ederim Alya. Alya. Sahi ben senin soyadını bile bilmiyorum şimdi fark ettim.'
'Keskin. Sormadığın şeylere cevap vermediğim için de beni suçlamayacaksın değil mi. Ayrıca öğrendiklerinden sonra seninde yalnız kalmak isteyeceğini düşündüm'
'içindekiler o kadar ağır yani. Demek ki ben senin kadar sevmiyorum yalnızlığı. Sevmiyorum ya da yeterince yalnız kaldığımı düşünüyorum ki ne öğreneceksem yanımda her şeye rağmen senin olmanı istedim. Ama sen ortalıkta yoktun.'
'Hala bakmadın mı içine. Kendini ne zaman hazır hissedersen ben artık buradayım.'
'Ben artık senin burada olduğundan da emin değilim Anka kuşu.'