Anahtarımı alıp çıktım. Asrın çoktan gitmişti. Ama Nereye gideceğini tahmin etmek çokta zor değildi. Motoruma atladım. Daha önce gittiğim için yerini biliyordum. Asrın a göre kayıp olduğum zamanda Ezgi yi de ziyaret etmiştim. Eğer o berbat günde kaçamasaydım onun yerinde olabilirdim. Ama daha can yakan kısmı Ezgi kaçabilseydi, kurtulabilseydi o şerefsizden şimdi Asrın la çocuklarını seviyor olabilirlerdi. Asrın a yaklaşmadım. Öfkeli olduğu her halinden belliydi. Mezarın başında ileri geri yürüyordu. Bir şeyler söylüyordu ama ne söylediğini duyamıyordum. Sonunda yere çöktü. Ağladığını tahmin etmek zor değildi ama yanına gidemedim. Haklıydı. Şu an yalnız olmalıydı.
Orada ne kadar kaldık bilmiyorum. Sonunda Asrın ayağa kalktı. Motoruna doğru yürürken önümden geçti. Beni görmüş olmalıydı ama ya görecek hali yoktu ya da konuşacak. Motoruna atladı ve gitti. Onu takip etmeye başladım. Hızlandıkça hızlanıyordu. Şehir içi hız limitlerini çoktan zorlamıştı. Onu durdurmam gerekiyordu ama yapacağım ani bir hamle aksine kaza yapmasına da neden olabilirdi.
.....
Bir benzin istasyonuna uğrayıp benzin aldı. Aynısını bende yaptım çünkü daha ne kadar gideceğimizi bilmiyordum. Ona doğru yürüdüm ama o sadece gelme dercesine yüzüme baktı ve motoruna atlayıp tek kelime etmeme izin vermeden gitti. Bende peşinden. Sonunda şehrin dışına çıktık. En azından kaza riski azalmıştı. Ama bu kez de yağmur başladı. Gittikçe de şiddetini arttırdı.
Sonunda küçük bir lokanta önünde durdu. İçeri girdi. Sırılsıklam olmuştum. Üşüyordum. Onu dışarıda bekleyemezdim. İçeri girdim. Ateşin karşısında bir masaya oturmuştu. Zaten fazla masa yoktu. Sadece bilmek zorunda kalanların öğrendiği bir yol üstü lokantasıydı sanırım. Gerçi bu yoldan kaç kişi geçerdi.
Asrın hala yüzüme bakmamıştı. Elini kaldırdı.
'Rıza abi bana sert bir şeyler' dedi.
'Rıza abi iki olsun' Diyerek karşısına oturdum. Kafasını kaldırıp bana baktı.
'Ne kadar rezil bir halde olduğumu görmeye mi geldin. Mezarlıkta gördüğün yetmedi mi'.
.....
O sırada rakılarımız geldi. Sanırım burada fazla seçenek yoktu.
'Sadece yanında olmak istiyorum. İstemezsen hiç konuşmam.'
'Niye gülmek mi istiyorsun. Mezarla konuşan bir adam yeterince komik değil miydi. Tatmin etmedi mi'
'Bana böyle davranmak sana iyi geliyorsa devam et. Bugün sesimi çıkarmayacağım.'
Acı acı güldü.
' Vay be. O kadar acınacak haldeyim yani. Her şeye bir cevabı olan ölümü insanları aşkları bile tiye alan Alya hanım bana cevap vermiyor. Demek ki sandığımdan da kötü halim. '
' Halin son derece normal Asrın. Öğrendiklerin çok ağır ve karşında hesap sorabileceğin kimse yok. İstersen beni ezgi nin yerine koy. Bana hesap sor. '
....
Rakısını içti. Masanın üstüne bardağı sertçe vurdu. Benimkine uzanınca hızla çekip içtim. O da ikincileri söyledi.
' Seni Ezgi nin yerine koyamam. Koymak istemem zaten. Sen bana karşı dürüstsün. Yüzüme muhallebi çocuğu bile diyecek kadar. Ne hissediyorsan ne yaşıyorsan söylüyorsun. Hırsızım bile diyorsun insanlara. Seni asla Ezgi nin yerine koymam.'
İkinci kadehler de geldi. Mezeler geldi. Mezeler çok güzeldi. Öylece sustuk. Ezgi den daha kötü daha yalancıydım. Ama Asrın bundan zerre kadar şüphe etmiyordu. O an anladım. Asrın sevince güvenmek istiyor gözü kapalı da güveniyordu. Benim asla cesaret edemeyeceğim bir şeydi bu. Onu güveni beni utandırıyordu. Belki de yine gitmeliydim. Bu kez bir daha karşısına çıkmayacak şekilde.
Tabi bu ne kadar mümkündü. Alınacak bir intikamım vardı. Bundan vazgeçsem bile Ezgi nin kardeşim bildiğim bana ilk aile olan Elif in intikamı vardı. Kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. O günden sonra....
Asrın içmeye devam etti. Çok sarhoştu. Ama hala içiyordu. Aslında farkında olmadan bende çok içmiştim.
....
Rıza abi yanımıza geldi.
'Gençler memnun musunuz'
'Her şey harika rıza abi' demiştim.
'Yağmur hala durmadı. Sizin acil bir işiniz var mıydı sabah.'
'Yok. Bekleriz burada dinene kadar. Tabi sizin için de uygunsa' dedim. Gülümsedi. Orada kaldığını söyledi. Bir süre sohbet ettik. İyi biriydi. Ailesini sadece haftada bir gün görüyordu. Yaz ayları dışında. Asrın ne konuştuğumuzun farkındaydı artık ne de nerede olduğumuzun. Rıza abi Asrın ın içkisini yenilemeye gitti.
Saat oldukça geç olmuştu. Asrın sızmak üzereydi. Ve yağmur dinmek yerine daha da şiddetlenmişti
Asrın rıza abiden bir kadeh daha istedi. Bu kaçıncı olmuştu. Rıza abi içki yerine elinde kahve ile geldi.
'Yeterince içtin evlat. Derdin var belli ama içki çözüm olsaydı eczanelerde satılırdı meyhanelerde değil.'
'Bu kez karışma Rıza abi.'
'Karışırım. Yağmur da dinmiyor. Bu kızcağız peşinden sürüklendi geldi buralara belli ki değer veriyor sana. Az önce sordum yollar geçit vermiyor. Bu gece burada kalacaksınız. Kendini düşünmüyorsan bu kızı düşün. Hadi iç şu kahveni de kızı benim odama yerleştirelim. '
.....
Asrın daha fazla karşı gelmedi. Kahvesini içmeye başladı. Rıza abi bana döndü.
' Güzel kızım arkada iki oda var. Benim evim sayılır. Ama merak etme temiz çarşaflarım var. Arada hanım çocuklar gelir kalır. Ama arada sağlam bir kapı yok. İstersen Asrın evladım diğer odada kalsın. İstersen burada benimle kalsın. Kendini nasıl güvende hissedersen. Ama saat çok geç oldu. Belli ki bu gençte seni yordu. Sen yatıp dinlen artık. '
' Aslında beni tanısa o benden çekinirdi ama ne kadar ince ve tedirgin söylemişti. '
' Lütfen siz rahatınızı bozmayın. Biz Asrın la sabaha kadar burada kalırız. '
' Asıl o zaman rahatsız olurum. Fakirhanemin kırk yılda bir misafiri olacak iyi ağarlayamazsam kalan ömrümde içime dert edersin. '
Onu daha fazla konuşturmak istemedim. Belli ki görmüş geçirmiş biriydi ve ancak öyle rahat edecekti. Kabul ettim. Ama Asrın ı da gözümün önünden ayırmak istemediğimi söyledim. Odayı hazırlamak için dışarı çıkacağı sırada durdurdum. Yağmur çok fenaydı ve sırılsıklam olacaktı.
Çarşafların yerini tarif etti.
.....
Evim dediği şirin barakaya geçerken Asrın ın koluna girdim. Zaten insan koşsa da yürüse de aynı ıslanırdı. Koşmak sadece psikolojik bir davranış ve suya daha kısa temas etme isteğiydi. Odaya girdiğimizde sırılsıklam olmuştuk. Ve yanımızda yedek hiçbir şey yoktu. Asrın ın montunu çıkarmasına yardım ettim. Şimdilik yere oturmasını söyledim. Şu an ne desem yapıyordu. Odadaki küçük soba yanmıyordu. Ellerimi kurulayıp sobayı yaktım. Asrın titriyordu. Adamın dolabına baktım ama kıyafetlerinin asrın a küçük geleceği kesindi. Kendi montumu çıkardıktan sonra Asrın a sobaya yaklaşmasını söyledim. Kazağını çıkardım. Dolaptaki çarşaflardan birini alıp Asrın a verdim.
'Pantolonunu çıkar ve çarşafa sarıl.'
'Olmaz.'
'Hasta olacaksın Asrın. O kadar içmene rağmen titriyorsun. Beni uğraştırma. Dediğimi yap.'
Bir çarşafta kendime aldım. Diğer odaya geçtim. Üzerimi çıkarıp çarşafı sıkıca sararak bağladım. Odaya döndüğümde Asrın sözümü dinlemişti.
Yatağın çarşafını değiştirip Asrın a yatmasını söyledim.
....
Diğer oda falan dese de çok uzatmadı. Konuşmak içinden gelmiyordu. Bu nedenle söz dinlediği belliydi. Ama işime geliyordu şu an. Yatağa uzandı. Üzerini örttüğümde hala titriyordu. Sobaya bir odun daha attım. Asrın ın yanına gittim. Titremesine bir de hapşırık eklenmişti. Şifayı kaptığı belliydi. Neyse ki ben kolay hasta olmam diyemiyordum. Çünkü hafiften ateşimin çıkmaya başladığını hissediyordum.
Bu kadar kısa mesafede bu nasıl olmuştu . Daha önce saatlerce yağmur altında kaldığım olurdu. Ama buranın havası sanki başkaydı. Asrın ın ateşine baktım. Yükseliyordu. Birden bileğimi tuttu.
'Alya.'
'Ne oldu.'
'Gitme.'
'Bir yere gittiğim yok. İstesem de gidemem yollar kapalı.'
'Annemden ve senden başka kimsem yok Alya. Ama bazen sende yoksun. Benden gitme olur mu söz ver bana. Bir daha habersiz çekip gitme.'
Asrın ın hala nemli saçlarını okşadım. Yanına uzandım. Gözlerini araladı.
'Benden korkmuyor musun. Güveniyor musun bana.'
Anlamıştım. Ne demek istediğini çok iyi anlamıştım. Ona iyice yaklaştım. Yanağına masum bir öpücük kondurup yanına uzandım.
'Sana tabi ki güveniyorum Asrın. Hadi uyu şimdi.'
'Başına bela oldum değil mi. Böyle saçma sapan şeyler yaşayacağını bilsen ne hali varsa görsün derdin.'
'Burası çok güzel ve ben halimden gayet memnunum. Ama şimdi uyu.'
'Yine gidersin diye korkuyorum.'
Başımı Asrın ın göğsüne yasladım. İkimizinde üzerinde sadece iç çamaşırı ve çarşaf olduğu aklıma gelince gerilmiştim. Asrın sımsıkı sarıldığında o gerginliğimde geçti. Tek istediği yanında olduğumu hissetmekti.
'İyi geceler Asrın '
Çok hafif aralandı gözleri.
'Keşke beni sevseydin. Sevgine öyle ihtiyacım var ki. Özür dilerim. İyi geceler Alya.'
Gözleri kapandı.
'Seviyorum Asrın. Ne yazık ki seviyorum'