Bölüm 3

1447 Words
Bir şişe black label, bir şişe blush şarap, biraz buz ve atıştıracak bir şeyleri balkon masasına hazırlayıp öğleden önce yarım bıraktığım müziği devam ettirmeye karar verdim. Gözlerimi kapatıp huzur bulmak için ihtiyacım olan her şeye sahip olduğumu bir kez daha kendime hatırlattım. Bir adamın sevgisine ihtiyacım yoktu. Bu adam 10 yıldır aşık olduğum adam olsa dahi bir adamın sevgisiyle benlik kazanacak bir karakter olmadığıma kendimi ikna edeli çok uzun zaman olmuştu. Gözlerim kapalı, denizi koklayarak düşünürken, Ateş cümlesiyle düşüncelerimin arasına daldı. “Vivaldi demek. Üniversitedeyken de çok severdin.” dedi. Sol omzumun üzerinden göz ucuyla Ateş’e baktım. Eşofmanıyla bile harika görünmeyi başarabiliyordu. Nemli saçları alnının üzerine düşerken kocaman gülümsemesi yakışıklılığını tamamlıyordu. İçindeki çocuğu görebiliyordum. Herkes bilemezdi ama içinde küçük bir çocuk vardı. Ve muzurluk yapıp sağa sola sataşınca muazzam tatlı oluyordu. Yine aynı sataşma havasına girmişti. Hali beni gülümsetti. “Vivaldi. Sevmekten ziyade beni rahatlatıyor.” dedim. “Değişik bir insansın Ada. Ama tanıdığım en güçlü kadınsın.” dedi. Birbirimize bir kaç saniye öylece bakıp önümüze döndük. Denizi izlemeye başladık. Hiçbir şey demeden içkilerimizi doldurmak için hareket etti. Gündüz alkol almak pek adetimiz olmasa da tatildeyken deşarj olup uyumamıza yardımcı oluyordu. Böylece işten konuşmuyorduk. Çünkü bir araya geldiğimizde tek konuştuğumuz konu iş oluyordu. Özellikle Barlas, sürekli iş konuşmamızdan çok şikayetçiydi. Ateş’in uzattığı kadehi alıp başımla teşekkür ettim. Sessizlik o kadar güzeldi ki bunu bozmayı ikimiz de istememiştik. Klasik müziğin rahatlatıcı etkisiyle denizin maviliği birleştiğinde tarif edilemez bir güzellik oluşuyordu. Yine de Ateş dayanamayıp sessizliği bozmaya kararlıydı. “Neden telefonunu sessize alıp bıraktın?” dedi. “Neden yapmayayım?” “Yine aynı şeyi yapıyorsun Ada. Canımı sıkıyor. Hazırlan. Sabah dönüyoruz.” dedi ve elindeki bardağı bir dikişte bitirerek kendince konuşmayı sonlandırdı. “İyi yolculuklar. Ben gelmiyorum. Zira burada çok keyifliyim.” dedim. Gözümden fışkıran öfkeyi görmesini istemediğim için gözlerimi denize diktim. Keyifliymişim gibi gözükmesine dikkat ederek bardağımdan bir yudum daha aldım. Gözümün ucuyla çenesinin kasıldığını görebiliyordum. “Tatil bitti Ada.” dedi. Sesinin sertliğinden öfkesini anlayabiliyordum. Ancak bana asla bağırmaması gerektiğini bildiğinden ya da beni kırmak istemediğinden sesini asla yükseltmiyordu. Aynı şekilde bardağımdan bir yudum daha aldım. En alaycı ses tonum ve yüz ifademle yüzüne baktım. “İyi çalışmalar o zaman Ateşciğim. Benim tatilim bitmedi.” dedim ve kocaman sahte bir gülümseme verip, önüme döndüm. “Ada!” diye kükredi. “Allah aşkına hep sürgünden kendin dönersin. Ne oldu da dönmüyorsun.” dedi. Bardağını çoktan bırakmıştı. Yumruk yaptığı ellerini o kadar sıkmıştı ki eklemlerinin beyazladığını görebiliyordum. Ateş’in saçma bir kıskançlığı ve güvensizliği vardı. Hayatıma biri girdiğinde benden uzaklaşır, hayatımdaki insandan nefret ettiğini gizlerdi. Gözümden bir damla yaş aksa o kişiye hayatı cehennem azabına çevirirdi. Buna rağmen hayatıma biri girdiğinde herkesten önce ona söylerdim. Yine de söylemediğim bir şey olduğunu sürekli düşünürdü. Bu da beni iyice delirtmeye yetiyor da artıyordu. Elimdeki bardağı bir dikişte bitirip odama gitmek üzere oturduğum yerden kalktım. Merdivenleri koşarak çıkıp kapımı kapatıp bağırmak, her yeri yıkmak istiyordum. İstanbul’da olsam, antrenman salonunda hıncımı alırdım ama bu evde böyle bir şansım olmadığı için koşuya çıkmaya karar vermiştim. Üstüme bir bisikletçi taytı ve bir sweatshirt çekip kulaküstü kulaklıklarımı da takarak odamdan çıktım. Yüksek sesli bir müzik açtım ki Ateş seslenirse duymayayım. Alt kata inip dış kapıya yanaştım. Tam kapıyı açacakken bir elin kapıyı itmesiyle kapı geri kapandı. Evde başka kimse olmadığına göre tabii ki Ateş bunu yapmıştı. Zaten Ateş’ten başkası da buna cesaret edemezdi. İki eliyle kapıya yaslanarak beni, vücudu ve kapının arasına hapsetti. Geçen 20 dakikada bir şişe viskiyi bitirmiş olduğunu gözlerinin kaymasından tahmin ediyordum. Onu hiç bu kadar üzgün görmemiş olduğum için korktum. Yavaşça kulaklığımı çıkartıp yüzüne baktım. “Neler oluyor Ateş?” dedim en sakin ses tonumla. “Gidemezsin.” dedi. Sesi yumuşaktı. Duş jelinin kokusu burnuma doluyordu. Ve hayır diyemeyeceğim kadar yakındı. Kalbim yerinden çıkacak gibi çarparken, vücudumun beynime ihanet ettiği gerçeği ile sarsılıyordum. Uzun zamandır hiç bu kadar yakın olmamıştık. “Gidemezsin diyorum Ada.” dedi. Gözlerinin içi titriyordu. Çok daha üzgün görünüyordu. Sesi ağlamaklı geliyordu. “Tamam Ateş gitmiyorum.” dedim ve ikna olması için sweatshirt ümün kapşonunu indirdim. “Hadi seni yatıralım.” diyerek beline sarıldım. Kolunu omzuma attı ve bir kahkaha attı. “Beni uyutup kaçamazsııın.” dedi. Çocuksu tavrı beni güldürmüştü. Bir kahkaha attım. “Tamam tamam kaçmayacağım hadi.” dedim. Odasına götürüp yatağına uzanmasına yardım ettikten sonra üzerini örtmek üzere yorganına uzandım. Ancak beklemediğim bir şekilde bileğimi tuttu. “Kulaklığını çıkarıp yanıma yat. Kaçmayacağına inanayım.” dedi kıkırdayarak. Şaşırmıştım. Kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Durakladım. Hayır demenin faydası yoktu. Ateş özellikle bu haldeyken hayır cevabını kabul edecek türden bir adam değildi. Ona sarılıp uyumanın beni yaralayacağını bile bile kabul ettim. “Peki, izin ver kulaklığımı çıkartayım.” dediğimde bileğimi bıraktı. Kulaklığımı çıkartıp yatağın kenarına oturdum. Çoraplarımı da çıkartıp yatağa uzandım ve üzerimizi örttüm. “Haydi bakalım iyi geceler koca bebek.” dedim ve arkamı döndüm. Ancak beklemediğim bir biçimde beni kollarının arasına çekti. Nasıl uyuyacağımı hiç bilmezken duyduğum son cümle “saçların çok güzel kokuyor Ada” oldu. Bu cümle rüya mıydı gerçek miydi ayırt edemeyecek kadar yorucu bir akşam olmuştu. Uyandığımda Ateş yanımda yoktu. Her zaman sabahın beşinde ayağa dikildiği için bu durumu yadırgamamıştım. İçerisi, Ateş’in her zaman kapalı tuttuğu siyah perdelerinden ötürü karanlık olduğu için sabah olup olmadığını ayırt edemedim. Telefonuma uzanıp saate baktığımda saatin henüz erken olduğunu fark ettim. Yine de uykumu almıştım. Kalkıp bir kahve içerek denizi seyredebileceğimi düşünerek yataktan kalktım. Odama geçip üstümü değiştirerek bir siyah kot pantolonla bir siyah tişört giyinmeye karar verdim. Ancak odaya girdiğimde yatağın üzerinde birkaç alışveriş paketi vardı ve bunları görmeyi beklemiyordum. Muhtemelen bunları Ateş aldırmış, yatağın üzerinde koydurmuştu. Her zaman tartışma sonrası alışverişle gönlümü almaya çalışmayı adet edinmiş olduğundan bunu görmezden gelmeye karar verdim. Bildiğimi okuyup siyah bir pantolon ve siyah bir tişört giyerek aşağı indim. Saçlarıma bir tarama yeterdi. Doğal dalgası her zaman çok güzel dururdu. Aşağı inip doğrudan mutfağa geçtiğimde buradaki yardımcımızla karşılaşmak beni iyice şaşırtmıştı. “Günaydın Fatoş.” dedim soru sorar bir tavırla. “Günaydın Ada hanım, Ateş bey biraz önce aradı yeni geldim. Kahveniz hazır. Ateş bey balkonda ama şey..” dedi ve susmayı tercih etti. “Ben mi hazır değilim?” dedim. Ancak cevap vermek yerine önüne bakıp işini yapmayı tercih etti. Benim için doldurduğu kahveyi alıp balkona doğru geçtim. Henüz kahvemi masaya bırakmış sigaramı arıyordum ki Ateş in sesi beni korkuttu. “Günaydın Ada. Aldırdıklarımı giyinmemişsin. Kahveni iç de hazırlan. Burada her zaman alışveriş yaptığın markalardan yoktu. Mecburen Beymen Club’dan aldırdım. İdare et lütfen. Sana bugünün işlerini mail atıyorum. Özel uçağı Tekin’e hazırlattırdım. Giyindiğinde İstanbul’a dönüyoruz direkt şirkete gitmemiz gerek. Haydi prenses tempo!” dedi. Arkamı dönüp bir kaşımı ve ağzımın bir tarafını kaldırarak yüzüne bakmakla yetindim. Sinirlenmiştim. Dönmeyeceğimi söylediğim halde ısrar ediyordu. Üstelik rahatsız olmam için yardımcıyı da buraya getirmişti. “Sana kaç kere daha ben gelmiyorum demem gerekiyor!” diye bağırdım. Ancak bu tepki Ateş’in yüzünde mimik oynatmamıştı. Üstelik, dün akşam sanki kendisi bana sarılıp uyumamışçasına soğuk ve mesafeliydi. “Ada uzatma. Sana şirkette ihtiyacım var.” dedi sert bir ses tonuyla. Bu hali beni sinir etse de tepkisiz kalmaya karar verdim. Belki tepkisiz bir robot olmam yaptığı şeyin farkına varmasına yardımcı olur diye düşündüm. Yine de histerik halimi tutamayıp kahve bardağını fırlatarak odama koştum. Kapıyı hızla çarparak içeri girip hazırlanmaya koyuldum. Elime gelen her şeyi sağa sola fırlatıyordum. Fatoş’a iş çıkarmaktan nefret etsem de öfkem ikinci kere kontrolden çıkmak üzereydi ve buna engel olamaz durumdaydım. Hırsımı bir şeylerden almak zorundaydım. Paketleri yatağın üzerine fırlatırcasına dökerken bir kere daha Ateş’in zevkli bir adam oluşuna şükretmiştim. Burnu ve topuk kısmı siyah, kalan kısmı şeffaf olan bir çift stiletto seçmişti. Buna uyumlu siyah, kalın ve maskülen kol ve yaka detayı olan ipek, dökümlü bir gömlek, krem rengi sigaret bir pantolon seçmişti. Ceket, pantolon ile aynı renk, aynı kumaştandı. Yine de hava güzel olduğu için ceketi şirkete kadar giymemeye karar verdim. Hafif toprak tonlarında bir makyaj yapıp aşağı indim. Fatoş bana yeni bir bardak kahve uzattı. “Ada hanım valizinizi 10 dakika içerisinde hazırlamış olurum.” dedi ve uzaklaştı. Ateş koltuğa oturmuş, her zamanki gibi her şeyi telefonundan yürütmeye devam ediyordu. Yüzüne bile bakmadan bir sigara içebilmek için balkona çıktım. Bilgisayarımı açıp, maillerimi kontrol ettim. Beş dakikada bitecek birçok fatura ve finansal analiz raporu istemi yollamıştı. Hiçbir şey demeden maillerine standart yanıt yazdım. Üzerinden bir dakika geçmeden balkona yanıma geldi. “Ada bu ne?” dedi maili göstererek. “Yanıt Ateş bey.” “Bu nasıl yanıt Ada? Bari sen yapma.” “Birşey yapmıyorum Ateş bey. Request tarihinizi, dosya numaranızı ilettim. Teslim tarihini yazdım. Başka sorunuz yoksa henüz mesaide değilim özel alanımı talep ediyorum.” dedim. Ateş sinirlenmişti. Ve ben bundan zevk almaya başlamıştım. Yumruklarını sıkıp telefonunu bırakarak geri içeri geçti. Muhtemelen yukarıda kendi valizini kendi hazırlayarak rahatlamayı deneyecekti. Keyifle sigaramı ve kahvemi içmeye başladım. Ada 1, Ateş 0 !
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD