Bölüm 12

943 Words
Anı, geriye kalan tek şey belkide anlardı zaten. Geçmişimizde önemli yeri olan anılar bazılarımızın geleceğini karartıyordu. Kötü ya da iyi ne varsa hepsi bir bir gözünün önünden geçiyordu insanın. Karşımda duran Miraç odadan çıkan doktorun yanına gittiğinde belkide ağzından çıkacak istediğim kelimeye ihtiyacım vardı. 'geri döndü' yüzümde kocaman bir gülümseme oluşurken yere çökmüştüm. Bırakmamıştı beni, bizi. Uras babasına sarılıp camdan Lina'ya bakarken ağlıyordu. Ayağa kalkıp yanlarına gittiğimde Miraç bana döndü. 'Uyanınca söyle ona Meriç. Her şeyi anlat. Bilmesi gerekiyor. Böyle bir bilinmezlik içinde onu gerçeğe getirmen gerek.’ 'Söyleyeceğim.' artık her şeyi bilmesi gerekiyordu. Ama önce mavi gözlerini açması gerekti. 'Meriç amca halamı seviyor musun?' Uras’ın sorusu ile bakışlarım Lina'yı bulduğunda bir anne diyeceğimi bilemedim. 'Seviyor oğlum. Kendi canından bile çok seviyor' ağzımı açıp tek kelime bile edemiyordum. Doğru ya da yalan kelimesi çıkmıyordu dudaklarımdan. Ben sadece şuan hasta yatağında yatan mavi gözlü kadınımın gözlerini açmasını bekliyordum. Uras ve Miraç tekrar eve döndüklerinde bende yine camın kenarından Lina'yı izliyordum. Uyanması gerekti artık. Çok fazla bizden benden uzak kalmıştı. Gözlerini açması gerekiyordu meleğimin. Hemşire kontrol için odaya girdiğinde biten serumu değiştirmiş ve durumunu kontrol etmişti. Şimdi içerde yatan kadımın yanına gidip kokusunu içime çekmek istiyordum. Özlemiştim onu. Doktoruna söyleyip içeri girdiğimde yine sandalyeyi çekip yanına oturmuştum. Soğuk olan ellerini avucumun içine koyduğumda bir öpücük kondurdum. Elimin içinde ki eli hareket ettiğinde kaç gündür duymadığım ses ise ismimi söylemişti. 'Meriç' dudaklarından dökülen ismim bile onun için yorucu gibiydi. 'burdayım güzelim' hemen butona bastığımda içeri giren hemşire ve doktorlara bile gülümseyerek bakıyordum. Uyanmıştı kadınım. içeri giren hemşire ve doktor ile biraz kenara çekildim. Doktor bir kaç muayeneden sonra Lina'yı normal odaya alacağını söylemişti. Ben ise uyanan meleğimin yanına gidip alnına küçük bir buse kondurdum. 'Başardın güzelim. Bizi bırakmadın, verdiğin sözü tuttun.' Lina'nın yüzünde bir gülümseme olurken içeri giren hemşire ile ondan yine uzaklaşmak zorunda kalmıştım. Hemşire Lina'nın serumunu yeniledikten sonra normal odaya alınmıştı. Koltuğu yatağın kenarına çekip oturduğumda Lina'yı ellerini tuttum yine. Lina bu odaya alınmadan önce Miraç'a da haber vermiştim uyandığını. Şimdi ise kadınımın yanında ve ellerini tutuyordum. Lina Bolatlı Beyaz ışık gözlerimi acıtırken gözlerimi kapattım. Ellerimi tutan Meriç'e bakma isteği ile dolup taştığımda bakışlarım yorgun yüzünü buldu. Günlerdir uyumamış gibi göz altları mordu ve gözleri kızarmıştı. Çok bitkin duruyordu. Sakalları hafif çıkmış ve bu ona daha hoş bir görüntü yaratmıştı. Meriç Arslanoğlu her şekilde mükemmeldi. 'Meriç' yorgun çıkan sesimi yine de duyduğunda bakışları bana dönmüştü. Bakışlarında boş bir ifadeden çok bir sürü duygu vardı. Ama ben o duyguları bu sefer çözemiyordum. 'efendim güzelim' ellerimi daha sıkı tuttuğunda yüzümde hafifte olsa bir gülümseme oluşmuştu. 'çok yorgun gözüküyorsun Meriç.' yüzünde buruk bir gülümseme oluşurken ellimi öptü. 'Bizi bırakacaksın zannettim bir an' duyduğum sözlerle kaşlarımı çattığımda içeri giren abimlerle cevabımı alamamıştım. Abimden sonra odaya koşarak içeri giren Ulaş ile kaşlarımı çatıp abime baktığımda gözleri dolu dolu bana bakıyordu. 'Hala seni çok özledim' Uras Meriç sayesinde yanımda ki boşluğa oturduğunda eğilip yanağımdan öpmüştü. Bende gülümsediğimde abim yanıma gelip alnımdan öpmüştü. Gözlerinden bir damla düştüğünde serum takılı olmayan elimle göz yaşını sildim. 'Abi ben iyiyim.' gülümseyip başını salladığın da yanıma Aden gelmişti. Boş olan elimi tutup sıktığında 'Çok korkuttun bizi' dedi. bakışlarım Meriç'i bulmuştu. Bana gülümsediğinde bende gülümsedim. Artık küçükte olsa bir ailem vardı ve ben onların yanında mutluydum. 3 Hafta Sonra Bütün yaşadıklarımdan sonra İstanbul'a dönmüştük. Şuan için her şey normaldi. Beynimde ki tümör temizlenmişti. Hayatım normale dönmüştü. Şimdi ise çalışma masasından oturmuş önünde ki dosyalarla uğraşan Meriç'e bakıyordum. Elinde ki kalem ile bir kaç kağıda bir şeyler yazdıktan sonra kalemi kağıdın üstüne bırakıp bana baktığında gülümsedim. Onun da yüzünde tebessüm oluştuğunda oturduğu yerden kalkmış ve yanıma gelmişti. 'sıkıldın mı' başımı salladığımda topuz yaptığım saçlarımı karıştırmış ve saçlarımı bozmuştu. 'Meriç yaa' gülümseyip oturduğum yerden kaldırdığında elimi tutmuştu. Çalışma odasından çıktığımızda benim odama girmiştik. Meriç elimi bırakıp giysi odasına yöneldiğinde elinde siyah bir montla dışarı çıkmıştı. Montu giydiğimde tekrar elimden tutmuş ve aşağı inmiştik. Askıdan kendi montunu aldığında arka bahçeye çıkmıştık. Bir kayanın üzerine oturup beni de yanına çektiğinde ona baktım. O ise sadece bana bakıyordu. Gözlerinde tarif edemediğim bir çok duygu vardı. Bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Daha çok anlatamadıklarını anlatmak ister gibi. 'Ben sussam da sen beni gözlerimden anlasan' Meriç cümlesini bitirdiğinde gülümsedim. 'Ben senin gözlerinden duygularını anlıyorum Meriç. Boş bakışlarının etrafında toplanan hüznü, acıları ya da umutsuzlukları. Dışardan bir insan o gözlerde sadece bir boşluğu görsede ben öyle değilim Meriç. Ne söyleyeceğini bilemem ama bana anlatmak istediğin duyguyu bilirim. Bana anlatmak istediğin gerçekler var ve sen bu gerçekleri bana anlatacaksın değil mi?' Meriç söylediklerim karşısında yüzünde bir tebessüm oluştururken bende gülümsedim. 'Sana anlattığım gerçeklerden sonra beni bırakıp gitmenden korkuyorum' Meriç'in söyledikleri karşısında kaşlarımı çatsamda hemen geri düzeltmiştim. Bana söyleyeceği gerçekleri merak ediyordum. Bilmediğim her şeyi bugün öğrenecekmişim gibi geliyordu. 'Lina ben sana aşığım' duyduğum gerçek ile gözlerim kocaman açıldığında Meriç bana bakıp gülümsedi. 'biliyorum çok ani oldu ama ben seni uzun zamandır seviyorum. Şimdi hiç bir soru sormadan beni dinleyeceksin' başımı salladığımda gülümseyip alnımdan öptü. 'Miraç'la çocuk esirgeme kurumunda tanıştık. Yetimhaneye geldiğim ilk gün Miraç'la yakın arkadaş olmuştuk. Sonra ise Miraç her hafta bir gün ortadan kayboluyordu. Bunun sebebini öğrendiğimde ise sen olduğunu öğrenmiştim. Miraç her hafta bir gün yetimhaneden kaçıp seni görmeye yetimhaneye geliyordu. Bende o günler Miraç'la karşılaşıp seni görmeye gelmeye başlamıştım. Hep tek başınaydın Lina. Sadece bir banka oturup etrafa bakıyordun. Bir gün bakışların beni bulduğunda ilk odak noktam mavi gözlerin olmuştu. Lina ben seni çocukluğumdan belli seviyorum. Sen benim hiç dokunamadığım o zamandan belli hayalini kurduğum meleğimdin' Meriç'in sözleriyle gözlerimden akan yaşlara engel olamadım 'bunun için seni niye bırakırım Meriç' Meriç eliyle dudaklarımı kapattığında ona baktım. 'Lina' Meriç derin bir nefes alıp bana baktığında 'Benim ailem senin ailenin katili.’ Ve sonunda yeni bölüm. Eee bölüm nasıl. Ve Meriç'in söyleyeceği gerçeklerin devamı diğer bölümde.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD