Ruhu derin yaralarla dolu iki insan. Birbirlerinin yaralarını sarabilir miydi? Birbirlerini yeniden hayata tutundura bilir miydi?
Peki aşk herşeyin üstesinden gelebilir miydi?
Acılarının arkasına saklanmış küçük bir kız çocuğunu ordan söküp alabilir miydi?
Yaşadıkları bütün herşeyi unutturabilir miydi? Bütün acılarını, korkularını, kırılmışlıklarını içinden çekip alabilir miydi?
Aşk bu kadar güçlü müydü?
Tuttuğum günlüğü bırakıp arkama yaslandığımda gözlerimi kapattım. Yaşadığım şeyler o kadar zordu ki. Ben bunun üstesinden gelebileceğimi düşünmüyordum.
'Hala' duyduğum ses ile yüzümde bir gülümseme oluşurken tuttuğum defteri tekrar yerine koyduğumda kapıyı açmıştım.
Uras karşımda bütün tatlılığı ile dururken gülümsedim.
'hoşgeldin bitanem'
'hoşbuldum hala' kollarını boynuma daha sıkı doladığında küçük bedenini kucağıma aldım.
'Uras bitanem evin içindeyiz bence gözlüğünü çıkartabiliriz' dediğimde başını iki yana sağlamış ve çıkartmıycağını söylemişti. Onun bu haline gülümsedim.
O arada yanımıza gelen Meriç duş aldığı her şekilde belli olurken Uras'ı kendi kucağına almıştı.
'Aslanım hala biraz rahatsız' dediğinde gülümsedim. Uras ise anlayışla başını salladığında bakışları bana dönmüştü.
'hala sen niye beni kucağına alıyorsun o zaman. Hastayken beni kucağına alma bir daha' dediğinde onun bu tatlı ve bir o kadar da babası gibi otoriter haline gülümsedim.
'tamam Uras Bey' dediğimde çattığı kaşlarını düzeltip onun bu haline gülen Meriç'e baktı. Meriç gülümsemesini durdurup bana baktı.
Bakışlarım onun yüzünde gezinirken elini uzatmıştı. Gülümseyip elini tuttuğumda kucağında Uras ile merdivenlerden inmeye başlamıştık. Bu görüntü o kadar güzeldi ki. Hayal kurmayı unutmuş heran insan bu görüntü sayesinde hayal kurabilirdi. Tıpkı şimdi benim yaptığım gibi.
İlerde Meriç ve benim çocuğum şimdi Uras'ın olduğu gibi Meriç'in kucağında böyle durması gülümsememe sebep oldu. Güzel bir hayaldi. Ama bizim hayatımız da gerçek olamayacak kadar da uzak geliyordu.
Aşağı indiğimizde abim ve Aden gülümseyerek bize bakıyordu. Meriç'in elini bırakıp abimin kolları arasına girdiğimde bu kolların arasında da kendimi huzurlu hissediyordum. Abimin beni bütün herşeyden koruyacağını biliyordum ve bu bana güç veriyordu.
'Abi' Abim sanki anlamış gibi kollarını biraz daha sıklaştırdığında onun huzur dolu kolları arasına sanki mümkünmüş gibi biraz daha sığındım. Yıllarca bu duygudan uzak büyümek ve şimdi onun varlığını bütün hücrelerime kadar hissetmem gözümden yaşların akmasına sebep olmuştu.
Göz yaşlarım abimin üzerinde ki tişörtü ıslatırken abim saçlarımı öpüp koklamıştı.
'Lina güzelim' dediğinde başımı ordan çekip ona bakmadım. Bir duygu patlaması yaşıyordum ve bunu abimin kolları arasına sığınarak yaşamak bana iyi geliyordu. Bütün yaşadıklarım sanki bu şekilde gözlerimden akıcakmış gibiydi.
'lütfen biraz böyle kalalım' dediğimde abim kulağıma belkide şuan tek ihtiyacım olan şeyleri fısıldamıştı.
'yorulduğun an şimdi olduğu gibi böyle sarıl bana meleğim. Elimden geldiği kadar yaralarını sararım. Sen benim şu boktan hayatta kokunu koklamak, sesini duymak, gülüşünü görmek istediğimsin.' dediğinde onun kolları arasında gülümsedim. Ondan ayrılıp göz yaşlarımı sildiğimde oda gülümsüyordu. Bende onun kulağına yükselip fısıldadağımda gülümsemesi kahkahaya dönüşmüştü.
'Aden bu sözleri duyarsa seni öldürür abicim'
Abimden ayrılıp Aden'e baktığımda gözleri dolmuş ağladı anlıycak gibi duruyordu.
Gülümseyip ona sarıldığımda
'Gerizekalı bir daha yanımda ağlama benim ya. Dayanamıyorum bende ağlıyorum sonra' dediğinde benden ayrılıp göz yaşlarını sildi. Onun bu haline gülümsediğimde oda gülümseyip abimin kolları arasına girmişti.
'heyy biz kıskanıyoruz ama demi Meriç amca' diyen Uras Meriç'in kucağında kollarını birbirine bağlamış kaşları çatık bize bakıyordu.
' O zaman gel bakalım havanın kucağına' Uras kaşlarını çalmasını düzeltmeden bana baktığında
'önce sen otur ben yanına oturucam. Hastaymışsın sen kucağında ben olursam daha çok yorulursun' dediğinde onun bu akıl erdiremediğim hallerine gülümseyip boş bir yere oturmuştum. Uras'ın Meriç'in kucağından inip yanıma oturduğunda başını dizlerime koymuştu.
'hala saçlarımla oynar mısın?' dediğinde başımı sallayıp Uras'ın saçları ile oynamaya başlamıştım.
Meriç diğer yanıma oturduğunda abimle iş hakkında konuşmaya başlamışlardı.
'Meriç Bey kahvaltı hazır' diyen kıza Meriç başını salladığında abim dizlerimde yatan oğlunu kucağına almış ve hep beraber masaya geçmiştik.
Hep beraber yaptığımız güzel bir kahvaltının keyfini çıkarmaya başlamıştık. Aden bana baktığında
'Lina bugün dışarı çıkalım mı?' dediğinde gözlerinde ki parıltı o kadar belliydi ki hayır demek imkansız gibid duruyordu.
'iyi olur aslında' dediğimde Aden gülümseyip abime dönmüştü. Abim karısının gözlerinde ki parıltıyı görmüş olucak ki
'korumalar yanınızda olucak ama' diyen abim ile Aden başını sallamıştı.
Benim bakışlarım ise Meriç'i bulduğunda bana bakıyordu.
'herkese afiyet olsun' deyip masadan kalktığında abime dönüp
'Miraç hazırlanayım çıkalım' dediğinde abim başını sallamıştı. Meriç yukarı çıktığında bende arkasından masadan kalkıp odasının önüne gelmiştim. Kapıyı tıkladığımda içerden gelen gel sesi ile girmiştim. Meriç gömleğini giymiş kravatını takarken yanına yaklaştım.
'Meriç' bakışları beni bulduğunda uzun bir süre yüzümde gezinmişti.
'olmuyor Lina yapamıyorum. Seni deliler gibi severken sana uzak bir insan gibi davranmak yoruyor beni. Kıskanıyorum ama sana karışıcağım zaman sen kimsin de bana karışıyorsun demenden korkuyorum. Çünkü bu sorunun bende bir cevabı yok. '
'Meriç.' dediğimde bana hiç bakmadan yanımdan ayrılıp gitmişti bile. Ne söylüyceğimi duymak istememiştim.
Aşağı indiğimde Aden bana baktığında gülümsedim.
'hazırlanıyım ben. Birazdan çıkalım' dediğimde Aden gülümseyip başını salladı. Tekrar yukarı çıktığımda makyaj masamın üstüne konmuş kredi kartı ve kartın şifresi yazılmış bir kağıt vardı. Yüzümde bir gülümseme oluşurken yine Meriç'in bana aldığı telefonu alıp mesaj attım.
'teşekkür ederim' yazıp gönderdiğimde yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Ve elimde ki telefonla bu sırıtan yüz ifademi çekip Meriç'e gönderdim. Onu yeterince kırmıştım ve birşeyler yapmam gerekiyordu.
Hemen giysi odasına gidip siyah dar paça pantolon ve üzerine bordo bir kazak giydiğimde saçlarımı açık bıraktım ve son olarak botlarımı giyip aşağı indiğimde Aden ve Uras'ın beni beklediğini görmüştüm.
Beraber dışarı çıkıp arabaya geçtiğimizde hep beraber dışarı çıkmıştık. Arkamızda korumalarla birlikte yola çıktığımızda kısa bir yolculuktan sonra avm'ye gelmiştik.
Aden ile birlikte mağazaları gezmeye başladığımızda bir mankenin üzerinde gördüğüm elbiseyi mağaza görevlisine göstermiş ve bedenini istemiştim.
Denediğim elbiseyi ve bir kaç parça bir şey daha aldığımda Meriç'e hediye etmek için bir kravat almıştım.
Uras için çocuk mağazasına girdiğimizde Uras kendi kıyafetlerini kendisinin seçeneğini söylemiş ve bizim beklememizi istemişti. Seçtiği kombinleri giyip gelen Uras'ın cidden tarz ve zevkli bir çocuk olduğu her şekilde belli oluyordu.
'Uras bitanem ben acıktım artık. Yemeklerimizi yedikten sonra devam etsek' dediğimde başını sallamış ve ellerimizi tutmuştu.
Üst katta bulunan kafeteryalardan birine geçtiğimizde Yemeklerimizi sipariş etmiştik. Telefonuma gelen mesaj sesi ile elime aldığımda Meriç'in mesaj attığını görmüştüm.
'böyle konular için teşekkür etmeni istemiyorum Lina' yazan mesaja yüzümü somurtup baktığımda o ise ardından gelen mesaj ile gülümsedim.
'ayrıca bana hep böyle fotoğraflar atabilirsin güzelim. Sanırım senin gülümsediğini görmek bütün günümün güzel geçmesi için bir sebep' bu adamın sevgisi o kadar büyüktü ki ikimizinde yetiyordu.
Onun istediği gibi yanımda oturan Uras'la bir fotoğraf çektiğimde tekrar Meriç'e göndermiştim. Kendimi liseli bir öğrenci gibi hissetmiştim.
Meriç'e gönderdiğim resme tekrar baktığımda resimde gözüme takılan bir ayrıntı vardı. Resmi büyütüp tekrar baktığımda gördüğüm şey ile bütün bedenim buz kesmişti.
Bu o olmamalıydı. Şimdi tam arkamda etrafa gülücükler saçarak bakan o olmamalıydı. Benim hayatımı karartırken kendisi bu kadar mutlu olmamalıydı. Bütün korkularımın, acılarımın sebebi o iken şimdi tam arka masada olmamalıydı.
'Lina' Aden'in sesi kulaklarımda çınlarken zorla ayağa kalktım. Arkamı döndüğümde göz göze geldiğim adam benim hayatımı bitiren kişinin ta kendisiydi.
Telefonumun çalan sesi kulaklarımda dolarken biri telefonu elimden çekmişti.
Karşımda ki adam bana sırıtarak bakarken ondan iğrendiğim tekrar tekrar yüzüme çarptı. O adam üzerime doğru gelirken ilk defa ondan korkmadım.
Çünkü hemen arkasında gördüğüm iki adam artık hayatımı onlarla paylaşacağım iki insandan ibaretti.
Selam yine ben ?
Bol bol yorumlarınızı bekliyorum. Bölüm hakkında neler düşündüğünüzü cidden merak ediyorum.
Ayrıca hikayenin akışından memnun olmayan var mı?