Belime sım sıkı saran bir kolla güne gözlerimi açtığımda Meriç'in yüzü ile karşılaşmıştım. Saçları dağılmış sinirli yüz hatları yok olmuş bir Meriç o kadar tatlıydı ki gülümsedim. Elim istem dışı saçlarına giderken yumuşak saçlarında gezdirdim bir süre elimi.
Aklıma gelen şeyle Meriç'in belime sarılı olan kollarından kurtulmaya çalıştım. Büyük bir uğraş sonucu beni rahat bırakan Meriç yastığı alıp sarılmıştı. Bu halleri bana küçük bir çocuğu andırsa da daha fazla burada durursam Meriç'i izleyeceğim için aşağı indim. Mutfakta olan çalışanların yanına geldiğimde hepsinin bakışları beni bulmuştu.
'Bir şey mi istemiştiniz Lina Hanım'
'Hayır, ben sadece bugün izinli olduğunuzu söylemek istedim. Yemekleri ben yapmak istiyorum'
'Ama Lina Hanım. Meriç Bey izin vermez böyle bir şeye.'
'ben izin veriyorum ama'
evde çalışan kadınlara bugün için izin verdikten sonra Meriç'e kahvaltı hazırlamak için işe koyulmuştum. Önce her zaman ki yaptığım poğaçalardan yapmak için hamurunu hazırlamıştım. Poğaçalarımı fırın tepsisine yerleştirdikten sonra fırına koymuş ve patates kızartması yapmak için patatesleri soymaya başladığımda belime dolanan kollarla olduğum yerde sıçramıştım.
'benim güzelim sakin ol' kalbim hala hızlı atmaya devam ederken elimde ki bıçağı bırakıp Meriç'e dönmüştüm.
'Ne diye sessiz sessiz geliyorsun öyle'
'niye bu kadar güzelsin' Meriç'in konuşması ile yüzüme çarpan nefesi ile yakınlığımızın farkına yeni varmıştım. Kalbim bu sefer korkudan değil bu yakınlığımızdan dolayı hızlı atmaya başladığında Meriç alınlarımızı birleştirmiş ve biraz daha yakınlaşmıştı. Gözleri gözlerimi bulduğunda benden izin istediğini anlamıştım ve ben bu izni ona verecektim. Bende gözlerimi kapattığımda dudaklarımda hissettiğim baskı ve hemen ardından gelen o yakıcı his şimdiye kadar keşfetmediğim bir şeydi. Bunu tarif edecek kelime yoktu. Bu his o kadar başkaydı ki sanki ikimizide küle çevirebilicek kadar kordu.
Fırının sesi ile kendime geldiğimde hemen Meriç'ten ayrılmış ve elimde ki bezle tepsiyi fırından almıştım.
Meriç'in gülme sesini duysamda arkamı dönüp yüzüne bakacak kadar cesaretli hissetmiyordum kendimi. Oysa daha demin onun dudaklarında hayat bulan bendim.
Meriç bu halime daha fazla dayanamamış olucak ki belimden tutup beni kendi bedenine yasladığında kokumu içine çekmişti.
' O harika poğaçalarından yemek için sabırsızlanıyorum ama söylemek istediğim başka bir şey daha var.'
'akşam bir düğün var ve gitmek zorundayız.' kaşlarımı çatıp Meriç'e döndüğümde o ise boş bir yüz ifadesi ile bana bakıyordu.
'gitmemiz gerek Lina. Bende istemiyorum ama orada olmam gerek'
'ben niye geliyorum peki' sorduğum soru ile kaşları çatıldığında belimden tutup beni biraz daha kendine çekti. Başını boynuma gömüp kokumu içine çektiğinde
'Çünkü...' arzu dolan sesi ile boynuma küçük bir öpücük bıraktığında huylandığım için başımı eğmiştim. Bu yaptığım hareket ise Meriç'i güldürmüş ve tekrar yapmasına neden olmuştu.
Yüzünde ki müthiş gülümseme ile bana baktığında
'sen benim sevdiğim kadınsın' ağzımı açıp tek kelime bile edemiyordum. O kadar etkisi altına girmiştim ki. Ona karşı koyacak gücüm yok gibiydi.
Meriç tezgahta ki poğaçaları alıp masaya koyduğunda beni biraz kenara itip patatesleri soymaya başlamıştı.
Ben ona şaşkın bir şekilde bakarken eğilip yanağımı öptü.
'şimdi güzelim böyle duracağına masayı hazırla' o sabahtan belli romantik olan adam birden öküze dönüştüğünde gözlerimi kıstım.
'doğana dönmen sadece yarım saat aldı Meriç' ne demek istediğimi anladığı için ellerini yıkayıp üzerime doğru gelmeye başladığında bende gülüp kaçmaya başlamıştım. Beni yakalayıp saçlarımı karıştırdığında dudaklarıma yine küçük bir öpücük kondurdurmuştu. Sırtını bana döndüğünde ise sırtına çıkıp saçlarını karıştırmaya başlamıştım.
'sen de beni öpmeye çok alıştın' ben hala sırtında gezerken Meriç sırtında benle dışarı doğru koşmaya başlamıştı.
Havuzun başına geldiğimizde Meriç beni bir şekilde kucağına almış ve atmakla tehdit ediyordu.
'Güzelim' gülerek bana baktığında boynuna kollarımı sıkıca doladım.
'meriç hayır. Çok soğuktur şimdi. Kışın ortasında soğuk suya mı atılır insan'
Meriç beni yere indirdiğinde belimden tutup sıkıca sarıldı.
'havanın bu kadar soğuk olduğunu bilsem çıkartmazdım seni dışarı zaten' Meriç hemen içeri girdiğinde burnumun ucundan öptü. Sıcak dudakları soğuk burnuma dediğinde anlamıştım üşüdüğümü.
'hemen kızardı burnun' gülümsedim. Meriç arkasının dönüp bıraktığı işin başına döndüğünde ben hala arkasından bakıyordum.
'Bu kadar güzel sevme' dudaklarımdan dökülen sadece bu olmuştu.
Meriç'le birlikte kahvaltımızı yaptığımızda o işe gitmiş ve bende akşam ki düğün için hazırlanmaya başlamıştım.
Dolapları açıp bakmaya başladığım gördüğüm beyaz elbiseyi elime aldım. Fazla açık olmadığı için Meriç'in de bir şey diyeceğini düşünmüyordum.
Bu elbise de karar kıldığımda önce banyoya girip bir duş almıştım. İki saatlik bir duştan sonra bütün düşüncelerimden kurtulmuş ve kendimi çok huzurlu hissediyordum.
Seçtiğim beyaz elbiseyi giyip saçımı ve makyajımı yaptığımda aşağı kapının açılma sesi gelmişti. Saatte baktığımda Meriç'in geldiğini düşünerek onu beklemeye başladım.
Odamın kapısı açılıp Meriç içeri girdiğinde üzerinde ki takım elbiseyle harika gözüküyordu. Hafif çıkmış sakalları onu daha da erkeksi gösterirken bu adamın nasıl bu kadar mükemmel olduğunu düşünmeden edemiyordum.
Meriç beni baştan aşağı süzdüğünde utansam da ne tepki vereceğini merak ettiğim için başımı eğmemiştim.
Meriç yanıma gelip belimden tuttuğunda kafasını boynuma yaslayıp derin bir nefes almıştı.
'Bir gün ellerimin arasından kayıp gideceğini düşündükçe kafayı yiyorum'
've sen beni her gün biraz daha kendine aşık ediyorsun. Diyorum kendi kendime daha ne kadar sevebilirim onu diye. Kendimden bile çok sevdiğim birini daha ne kadar hayatımın merkezine girebilir diye. Ama sen her gün içime işliyorsun. Sanki sen olmazsan ben nefes alamam gibi. Biliyorum şuan sana çok saçma geliyor ama olmaz Lina. Sen olmadan ben olmam' gözümden akan yaşlarla kollarımı Meriç'e sımsıkı doladığımda o beni kendinden çekip baş parmakları ile göz yaşlarımı sildim.
'Sen ağla diye söylemedim bunları. Sadece bir gün beni bırakıp gitmeyi düşünme. Gerçi ben bırakmam seni ama' gülümsedim
'bırakma o zaman' Meriç gülümseyip kolunu uzattığında koluna girmiştim.
Belkide artık hayatımda bazı şeyler cidden değişmişti.
Selam.
Bölüm nasıl. Yorumlarınızı bekliyorum.