Pelin, yoğun bakımın önünde öylece beklerken, Ali de onlar için yiyecek bir şeyler almaya kafeteryaya inmişti. Pelin'in yanındayken bir şey belli etmek istemese de belki de hayatında ilk defa böylesine öfke doluydu. Onu lafa tutan pazar esnafına, yük indirdiği için yolu kapatan kamyonete, zamansız yanan trafik ışıklarına en çok da Çiğdem'e bu kötülüğü yapan o şerefsizlere öyle öfkeliydi ki, kendini çaresiz hissetmekten alıkoyamıyordu. Kafeteryaya indiğinde öylece yiyecek standını seyre daldı. Ne yerdi Pelin? İçi alır mıydı ki yiyecek bir şeyleri? Yunus giderken ona göz kulak olmasını istemişti. Keza istemese de sırf Çiğdem'in kıymetlisi olduğu için bile onu gözünün önünden ayırmazdı. Cebindeki telefonu çaldığında dalgınlığından sıyrıldı. Arayan Yunus'tan başkası değildi. - Ben de seni ara

