"Hiçbir yere, hiç kimseye heyecanla koşmadım. Koşmadım ama düşmedim de böylece. Ayakta kaldım. Ayakta, bir başıma. Ucundan tutup benim kılamadığım bir hayat geldi, neredeyse geçiyor. Bir pazar gününde bile, çekmecede tozlanmış soluk hatıraları karıştırmaktan daha şetaretli bir işim yok. Hoş, geçmiş o kadar da acı vermiyor bana. Geçmişi acıklı kılan, bir daha dönmemek üzere gittiğini bilmek. Terk eden bir sevgilinin verdiği acıya benziyor bu. Ne kadar sevildiğinden bağımsız, her terk eden geride acı bırakır, çünkü hatıra bırakır. Geri gelmeyecek bir zamanın soluk lekesini. Fakat kalbimi esas kıran, ne geçmiş hasreti ne gelecek haşyeti. Beni asıl üzen, şimdi. Şimdinin o ele avuca sığmaz, çapkın, uçucu hercailiği. İçinden geçtiği anı, elini uzatsa dokunacağını sandığı en yakınındaki zaman p

