5 YIL ÖNCE NİLÜFER... Sınava sadece dört gün kalmıştı. Takvimdeki her bir yaprak benim için özgürlüğe giden bir adım... Nare Hanım içinse beni tamamen yok etmek için daralan bir çemberdi. Nare Hanım, benim okumamı, bir birey olmamı kendi varlığına hakaret sayıyordu. Elimdeki test kitaplarını gördüğünde sanki bir silah görmüş gibi dehşete düşüyor, onları parçalamak için fırsat kolluyordu. "Senin yerin okul sıraları değil, dizimin dibidir!" diye bağırırdı her fırsatta. Onun için ben, sadece konakta bir köşede durması gereken, ruhu alınmış bir eşyaydım. Bakışları üzerime her değdiğinde sanki derimi soyuyordu. "Okuyup ne olacaksın?" derdi sesi tiksintiyle dolarak. "Soyun belli, sopun belli. Senin kaderin bu duvarların arasında." Oysa benim kaderim, o duvarları yıkmaktı. Bunu anlamıy

