NİLÜFER... Anka, benden daha mutlu görünüyordu. Sanki o evlenmişti de ben nikâh şahitliğini yapmıştım. İçimde garip bir boşluk vardı. Ne heyecan, ne utanç, ne sevinç... Hani derler ya "Hayatta bir kez yaşanır." Bende hiçte öyle değildi. Belki de ben, bir başkasının gözünden iyi görünen bir zaferin içinde, içimde hâlâ yanmakta olan enkazın külleriyle oturuyordum. Oysa dışarıdan bakıldığında başarmıştım, kurtulmuştum. Ama içimdeki çocuk hâlâ aynı soruyu soruyordu. "Ben neden hiçbir zaman annemin önceliği olmadım?" Bu soru, yıllardır değişmedi. Cevabı da... Sessizlik. Duygusal hiçbir açıklama tatmin etmiyor insanı. Annemdi o. Bir çocuğun ilk sığınağı. Ama benim için... ilk yaram oldu. Belki beni sevseydi, bu kadar inatçı olmazdım. Ben, her anneme ihtiyaç duyduğumda beni iten gözlerle büyü

