Uykusuzluktan sızlayan gözlerimi araladığımda derin bir nefes alarak yattığım yataktan kalktım. Gece dönüp durmaktan bir birine karışan saçlarımı elimle karıştırarak banyoya doğru giderken gözüm balkonun açık kalan kapısına gitti. Adımlarımı çevirdiğim balkon kapısına doğru ilerleyip uçuşan perdeyi ellerimle tutarak kapıya uzanmak istediğimde onu gördüm.
Elleri cebinde sert çehresiyle dimdik karşıya bakarken geldiğimi hissetmiş gibi bakışları beni buldu. Ellerini cebinden çıkartarak yanını işaret ettiğinde bıkkın bir nefes alarak yanına doğru ilerlemeye başladım.
" Bu gün bir kaç tane gazeteci gelecek, iş dünyasında evliliğimiz duyuldu fotoğraflarımızı çekecekler." Bakışlarını yüzümde hissetsemde dönüp bakmadım.
" Cevap vermeyecek misin?" Sert bakışlarım onu bulduğunda defterimi almak için odaya gitmek için hareket ettiğimde bileğimi kavrayarak beni durdurdu. Ellerimi tutarak havaya kaldırdığında kendi elleriyle benim ellerimi oynatarak işaret diliyle konuşmamı istedi.
" Seni anlayabilirim artık" ellerimi ellerinin arasından kurtardığımda başım sallayarak onu onayladım.
" Ben istemiyorum fotoğraf çekilmek." Ellerime bakarak başını gök yüzüne dikerek sabır dilenirken dudaklarını aralayarak derin bir nefes aldı. Elimi tutarak beni balkondaki koltuğa oturttuğunda kendini sinirlenmemek için sıktığını anlayabiliyordum.
" Biliyorum bu konuşmayı belki de en baştan yapmam lazımdı ama o zaman asla bu evliliğe ikna olmazdın. Gerek işimle ilgili konulardan gerekte geçen günlerde şahit olduğun dedem bakımından evlenmek zorundaydım."
" Ve sende beni sindirerek, zayıf noktamı bularak benden yararlandın." Ellerimi hareket ettirerek hissizce yüzüne bakmaya başladığımda yumruklarını sıktığını fark ettim. Kendini kontrol etmekte bariz bir şekilde zorlanıyordu.
" Bak ben sinirli bir adamım biraz. seninle bir anlaşma yapalım. İkimiz içinde belli sınırları olan karlı bir anlaşma. Sen benim dediklerimi sorgulamadan yap. Bende bu evlilik sürdüğü sürece arkanda olayım." Düşünceli bakışlarım yüzünde gezerken aklıma takılanlarla ellerimi oynattım.
" Ne gibi istekler bu yapmam gerekenler." Biraz öfkesinin dindiğini hissederken ayağa kalkarak benden biraz uzaklaştı. Cebinden çıkardığı sigarasını yaktığında rahatsızlığım yüzünden uzaklaştığını anlamıştım.
" Mesela bu ev hatta ikimize ait olan yerler dışında her yerde bu evlilik gerçekmiş gibi davranmamız." Biten cümlesinin arkasından hızla ellerini oynatarak yüzüne bakmaya başladım.
" Sadece benim uymam gereken kurallar mı bunlar?" Sigarasından bir nefes daha çektiğinde gri dumanı üfleyerek yanıma doğru gelmeye başladı.
" İkimizde uyacağız bu kurallara." Aramızda bir süre sessizlik olduğunda anlamış gibi devam etti.
" Eğer istersen haftada bir kaç gün o ilgilendiğin küçük kızı buraya çağırıp onunla vakitte geçirebilirsin, tabi öncelik ameliyatı." Başımı salladığımda meraklı bakışlarımla yüzüne bakmaya başladım.
" Peki neden dedenin dediği kızla kolay yoldan evlenmek yerine benim canımı yakmayı seçtin? " Bakışlarını ellerimden çekerek yüzüme bakmaya başladığında dikkatle inceledi.
" Aslında o gece aklımda seni yakalayıp ortadan kaldırmak vardı. Ama bayılmadan hemen önce ürkek bakışların bana eskileri hatırlattı. Aynı bakışlarla büyüdüm ben. Ürkek, korkak. Gece getirdim seni baygındın zaten çantandan çoktan kimliğini adamlara verip kısa bir araştırma yaptırdım, hakkındaki her şey geldi önüme. Güzel bir hayatın olacak bu evlilik bittiğinde." Bakışlarımı yüzünden çekerek gökyüzüne bakmaya başladığımda omzumda hissettiğim eliyle bakışlarım eline kaydı.
"Çatı katı hazır. Giymen gereken kıyafette yatağın üzerinde. Hadi git hazırlan." Bakışlarımı kaçırarak ayağa kalktığımda yavaş adımlarla balkondan çıkarak çatı katına doğru ilerlemeye başladım.
Kısa bir duşun ardından üzerime beyaz bir havlu sararak çıktım banyodan. Küçük ve isteksiz adımlarım yatağın önünde durduğunda gördüğüm beyaz elbiseyi elime alarak göz gezdirdim. Oldukça sade dursa da çok güzel bir elbiseydi. Giysi odasına girerek elbiseye uygun iç çamaşırlarını seçip üzerime geçirdiğimde hızlı adımlarla tekrar odaya dönüp elbiseyi giymeye başladım.
Uzun boy aynasının önünde yansımama bakarken elbiseye uyumlu olarak yaptığım saç ve makyajımla çok başka birisi gibi gözüküyordum.

Kendime bakmayı kesip beyaz ayakkabıları giymek için yatağa oturmamla aynı anda kapının iki kere tıklandığını işittim. Bir süre sonra açılan kapıyla bakışlarım o yöne döndüğünde Ateş emin adımlarla içeri girmiş üzerimi süzüyordu. Bariz bir şekilde gözlerinin bedenimde gezinmesinden rahatsızlık duyarken kızaran yanaklarıma mani olamamıştım. Büyük adımları durduğunda tam önümdeydi. Eli boynumdaki kolyeye kaydığında işaret parmağını üzerinde bir süre gezdirdi. İri parmakları kısmen de olsa tenime değerken dokunduğu yerler sanki alev alıyordu.
" Çok güzel parça ama tek başına boş duruyor." Parmağını kolyeden çektikten sonra anlamsız bakışlarım yüzünde gezerken elini ceketinin iç cebine atarak küçük siyah kadife bir kutu çıkardı.
Gözüme çarpan kendi parmağındaki gümüş yüzükle algıladığım gerçek beynimde yankılanmaya başladığında Derince yutkunmama mani olamadım. Kutuyu açıp içinden büyük taşlı bir yüzük çıkartarak kutuyu yatağın üzerine attığında iri elleriyle elimi kavrayarak yüzüğü parmağımdan geçirdi.
Parmağıma tam oturan yüzüğe şaşkınca bakarken ne kadar pahalı bir şey olduğunu düşünüyordum. Önüme gelen saçımı omzumdan arkaya doğru attığında gözlerimin içine bakmaya başladı.
" Şimdi beraber aşağıya ineceğiz. Her ne kadar kağıt üzerinde bir evlilik olsa da karımsın benim. Kimseden çekinmene gerek yok. Ben yanında olacağım, ve elini hiç bırakmayacağım sen sadece sakin ol." Cümlesi biter bitmez yüzüklü elimi avcunun içine alarak sorgu dolu bakışlarını tekrar yüzüme çevirdi. Elimi elinden çekerek hızla hareket ettirdiğimde ellerime dikkatlice bakmaya başladı.
" Ya bana da soru sorarlarsa ne yapacağım o zaman?" gözlerinin içinin şefkatle parladığına şahit olsam da kendini hemen gizleyerek konuşmaya başladı.
" Durumundan haberdar gelecek basın görevlileri. Benimle ve herkesle nasıl iletişim kuruyorsan onlarla da öyle iletişim kuracaksın." Tedirginlikle gözlerimi kaçırıp başımı salladığımda ellerimle oynayarak kapıya doğru yürümeye başlamıştım. Kolumda hissettiğim yumuşak baskı ile durmak zorunda kaldığımda önüme geçerek sağ elimi elinin içine alarak parmaklarını parmaklarımın arasından geçirerek bir birine kenetledi.
" Tekrar söylüyorum güzelim. Ne şartlarda ve koşullarda olursa olsun karımsın benim. Kimseden çekinecek veya utanacak konumda değilsin. Eksik veya kusurluda değilsin." Birleşik olan ellerimizi havaya kaldırdığında kendinden emin bir tonla konuşmaya devam etti.
" Ben bu eli tuttuysam kimse hakkın da konuşamaz, konuşturmam" kızaran yanaklarımla başımı salladığımda elimi daha da sıkı tutarak benimle beraber yürümeye başladı.
El ele indiğimiz merdivenlerin sonuna geldiğimizde salona ilerleyerek açık olan büyük cam kapıdan bahçeye doğru adımlamaya başladık. Kalbimin şiddetle gümbürdediğini hissederken bizi gören basın görevlileri hemen başlamışlardı fotoğraf çekimine.
Ateş sert bakışlarıyla elimi sımsıkı tutarken hissettiğim güven duygusuna inanamıyordum. En korkmam gereken insanın o olması gerekirken ben onun yanında kendimi her zamanki olduğumdan daha güvenli hissediyordum. Bunun sebebi neydi açıkçası bir anlam bulamamıştım.

!!!BÖLÜM SONU!!!