Hızla ilerleyen araba yükselen hıçkırıklarımla durduğunda saçlarımın arasında hissettiğim parmaklar şefkatli bir tonda konuştu. " İpek hadi ağlama yeter artık." Bir türlü sakinleşemezken kapıyı sertçe çarparak araçtan çıktı. Başımı kaldırarak bulunduğumuz yerde gözlerimi gezdirdim. Tekel bayi gibi bir büfenin önünde durmuştuk. Ateş yaktığı sigarasıyla aracın önünden geçerek dükkana girdiğinde kasadaki yaşlı adamla kısa bir konuşma yapmaya başladı. Tekrar hareketlenen araba geçen yarım saatin ardından durduğunda başımı kaldırarak tekrar geldiğimiz yere baktım. Yüksek bir yerdeydik neredeyse bütün Ankara ayaklarımızın altındaydı. Hıçkırıklarım dinmiş yerine ise ağrıyan başım kalmıştı. Ateş aldığı içkilerden bir şişe açarak dudaklarıyla buluşturduğunda bir tane de bana uzatmıştı. Başımı

