Esra’nın Anlatımı Annemin "Ya ben, ya o!" diyerek kurduğu o keskin cümle, bahçedeki asırlık zeytin ağaçlarının dalları arasında zehirli bir ok gibi asılı kaldı. Bu filmden, bu repliklerden ve hayatımın her dönüm noktasında önüme barikat gibi dikilen "iyi evlat" rollerinden artık bıkmıştım. Doktor olmak istediğimde de annem karşı çıkmıştı, İstanbul’da okumak istediğimde de... Ben, Esra Bozkurt; annemin gözünde bir evlat değil, sadece kontrol edebildiği bir projeydim. Beni hâlâ dizinin dibinde oturan, her rüzgarda kanatlarının altına sığınan ve her dayatmasına "olur" diyen o küçük kız sanıyordu. "Bavulunu topla dedin ya anne," dedim. Sesimdeki soğukluk, gecenin ayazını bile bastırıyordu. Gözlerimi onunkilere diktim, bir adım bile geri atmadım. "O bavul aslında hiç açılmadı. Ama içine sen

