SENCERİN ANLATIMI Mardin’in havası ağırlaşmıştı. Sadece barut kokusundan değil, Esra’nın o aşılmaz duvarlarının yarattığı o soğuk sessizlikten... Araba infilak ettiğinde, beynimin içindeki o karmaşa bir anda yerini tek bir içgüdüye bıraktı: Onu yaşat. Üzerine kapandığım o birkaç saniye, ömrümün en uzun imtihanıydı. Esra’nın kalbinin ritmini sırtımda hissederken, İstanbul’da çevirdiğim o aptalca oyunun ne kadar küçük ve değersiz olduğunu anladım. Uçak modu... Bir korkaklıktı benimkisi. Onu kaybetme korkusunu, "iş güç" bahanesinin arkasına saklamıştım. Ama o mermi sesleri arasında anladım ki; ölmekten değil, Esra’nın gözlerindeki o güveni sonsuza dek kaybetmekten korkuyormuşum. Konağın önüne geldiğimde damarlarımdaki kan hala çekilmemişti. Poyraz’la aynı çatının altında kalması düşünce

