Eşleşme

915 Words
Akşam saatleri… Alin çekmecesini açıp küçük bir enjeksiyon bandı çıkardı. Bandı telefonunun ön kamerasına dikkatlice yapıştırdı. İlayda dayanamayıp kahkahayı bastı. “Kızım sen nesin ya? FBI ajanı gibi.” Alin uygulamaya girdi. Eşleşme aranıyor İlk kişi. Ekranda yüksek sesli müzik açmış biri vardı. “Duyuyor musun kızzzz?” Alin hiçbir şey söylemeden geçti. İkinci kişi. “Evlenmeyi düşünüyor musun?” Alin cevap bile vermeden geçti. Üçüncü kişi. “Selam güzelim, Tanışalım mı?” “Yok, teşekkürler.” Geç. Alin telefonu yatağa bıraktı. “Yaren, vallahi bunun yerine farmakoloji çalışsam daha az sinir olurum.” Tam uygulamayı kapatacakken yeni bir eşleşme geldi. Karşısındaki adamın kamerası açıktı. Karşı tarafta asker kamuflajı giymiş biri oturuyordu. Üzerinde hiç bir isim görünmüyordu. Sadece düz yeşil tişörtünün üzerine açık kamuflaj ceketi vardı. Koyu saçlıydı. Keskin çenesi ve ciddi yüz ifadesiyle kameraya bakıyordu. Adam da konuşmamıştı. İkiside birkaç saniye sessiz kaldı. Sonunda adam hafifçe başını eğdi. “İyi akşamlar.” Sesi beklenmedik şekilde sakindi. Alin kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi. “İyi akşamlar.” Adam kameraya baktı. “Kameran bozuk mu?” Alin hafifçe kıkırdadı. “Hayır, sadece tanımadığım insanlara yüzümü göstermemeyi tercih ediyorum.” Altan’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. “Güzel bir güvenlik önlemi. Yine de bu uygulamalarda karşındakini görmeden konuşmak pek adet değildir.” Alin hiç düşünmeden cevap verdi. “Bende zaten kurallara göre takılan biri değilim.” Altan devam etti. “Öğrenci misin?” “Evet iyi tahmin.” Yaren ise yatağın üzerinde sessizce ağzını kapatmış, kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu. Alin merakla sordu. “İsmin ne?” “Altan.” “Bende Alin.” Altan, Alin’in sesini içten içe beğenmişti. İçinden geçirdi. “Bu sesi dinlemek bile sohbeti kapatmamak için yeterli.” Alin ekrana gülümseyerek bakıyordu. “Bir şey soracağım ama yanlış anlama” “Sor bakalım” “Komutanım… Bu uygulamada hayırdır?” Altan kaşını kaldırdı. “Hayırdır derken?” Alin hemen toparladı. “Ben stres atmak için girdim. Staj sonu sınavlarım var. Kafa dağıtmak için. Siz ne için girdiniz? Yoksa burada da içtima mı alıyorsunuz?” Altan istemsizce güldü. “İçtima alacak olsam önce seni sıraya geçirirdim.” “Eyvah! Daha beş dakika oldu, azar işitmeye başladık.” “Azar değil. Meslek refleksi.” Alin kahkaha attı. “Demek gerçekten komutansınız.” “Nereden çıkardın bunu?” “Konuşmanızdan.” Altan başını iki yana salladı. “Konuşmamın nesi varmış?” “Emir vermeye alışkın bir ses tonunuz var. Cümleleriniz kısa, net…” Altan bir kaç saniye sustu. “İlginç.” “Yanlış mı tahmin ettim?” “Hayır… Ama bunu çoğu kişi anlamaz.” Alin omuz silkti. “Ben anladım işte.” Altan’ın merakı iyice artmıştı. “Bir şey soracağım.” “Tabi ki buyurun komutanım.” “Baban asker mi? Yada ailende asker mi var?” “Hayır…Neden öyle düşündünüz?” “Tahminin tesadüf gibi durmuyor.” Alin sesini sakin tutdu. “Sadece biraz bilgim var diyelim.” “Nereden?” “Meraklıyımdır.” Altan hafifçe güldü. “Bence bunun arkasında başka bir hikaye var. Ama anlatmayacaksın, diye düşünüyorum.” “Daha ilk konuşmamızda bütün sırlarımı varecek değilim, komutanım.” Altan istemsizce gülümsedi. “Demek ‘komutanım’ demeye devam edeceksin.” “Siz de rütbenizi söylemeyerek gizemli olmaya devam edeceksiniz.” Altan’ın dudağı yukarı kıvrıldı. “Benim rütbemi çözmeye çalışıyorsun ama sen hangi bölümde okuduğunu söylemedin.” “Tıp fakültesi beşinci sınıfı bitirdim sayılır. Bu yıl bitiyor intör doktor olarak devam edeceğim.” Alin gülerek ekledi. “Senin kadar gizemli değilim.” “O zaman devam edeyim.”dedi Altan. “Nerelisin?” “Türkiye’den.” Altan gülerek başını salladı. “Şehir?” “Söylemeyeyim.” “Neden?” “Merak edin biraz.” “Peki. Kaç yaşındasın?” “Öğrenci yaşındayım.” “Alin…” “Efendim?” “Benden bilgi almaya çalışıyorsun ama kendin hiçbir şey söylemiyorsun.” “Strateji.” “Strateji mi?” “Evet. Daha yeni tanıştık.” Altan bunu anlayışla karşıladı. “Haklısın.” Alin, “İleride belki söylerim.” “Demek ileride de konuşacağız.” Alin bir an durdu. Ağzından kaçırdığını o an fark etmişti. “Şey… eğer konuşursak tabi.” Altan bunu bozmadı. “Az önce ‘ileride söylerim’ dedin.” “Dedim.” “O zaman benim bunu öğrenebilmem için yine konuşmamız gerekecek.” Alin gülmeye başladı. “Komutanım, siz kelimelerin açıklarını yakalamakta çok iyisiniz.” “Meslek gereği.” “Her şeyi delil gibi önüme koyuyorsunuz.” “İtirazın var mı?” “Var.” “Dinliyorum.” “Ben öyle kastetmemiştim.” “Ama öyle çıktı.” Alin kahkahasını tutamadı. “Siz gerçekten zor bir adamsınız.” Altan’ın sesinde hafif bir tebessüm vardı. “Sadece konuşmayı bitirmek istemiyorum.” Karşı tarafta kısa bir sessizlık oldu. Alin’in yüzünde farkında olmadan bir gülümseme belirdi. “Ben de…” Altan meraklandı. “Sen de ne?” “Ben de… çayımı bitirmedim.” Altan bir kaç saniye sessiz kaldı. Sonra kahkaha attı. “Güzel kurtardın.” “Denedim.” “Ama az önce başka bişey diyecektin.” “Ispatlayamazsınız.” “Ispata gerek kalmadan da anlıyorum.” Alin gülerek “Tamam… Biraz daha konuşabiliriz.” Altan’ın yüzündeki tebessüm fark edilmese de sesine yansımıştı. “İşte bu, en dürüst cevabın oldu.” İkiside bunun başta sadece bir kaç dakikalık sıradan bir sohbet olduğunu sanıyordu. Altan, ekrandaki siyah bandın arkasındaki yüzü göremiyordu ama sesindeki sıcaklığa çekilmişti. “Sohbeti burda bitirmeyelim” dedi. Alin gülümseyerek “Bence de. En azından bugün karşıma çıkan ilk normal insansın.” İkiside aynı anda uygulamadaki ‘arkadaş olarak ekle’ butonuna dokundu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD