KAPI AÇILDIĞINDA

865 Words
Pazar sabahı Akpınar Köyü, geceden kalan karın altında sessizdi. Damların üzerinde biriken beyazlık, avluları birbirinden ayıran taş duvarları neredeyse görünmez hâle getirmişti. Bacalardan çıkan duman göğe yükselmeden dağılıyor, ayaz insanın yüzünü daha kapıdan çıkar çıkmaz kesiyordu. Meryem o sabah herkesten önce uyandı. Daha doğrusu, uyumuş sayılmazdı. Dört gün boyunca pazarın gelmesini beklemişti. Şimdi o gün geldiğinde ise sabahın biraz daha uzun sürmesini istiyordu. Yatağından kalktı, üzerine hırkasını aldı ve sessizce ocağın başına geçti. Közün üzerine odun bıraktığında küçük alevler karanlığı aydınlattı. Ellerini ateşe uzattı. Soğuktan değil, içindeki huzursuzluktan titriyordu. Yusuf Demir. Dört gündür evin içinde dolaşan bir isimdi yalnızca. Meryem onu hiç görmemişti. Çamlıdere Köyü’nde yaşayan, hakkında bildiği birkaç cümleden ibaret bir adamdı. Çalışkan olduğunu söylemişlerdi. Sessiz olduğunu söylemişlerdi. Ailesine bağlı olduğunu söylemişlerdi. Fakat kimse Meryem’e onun nasıl güldüğünü, öfkelendiğinde nasıl biri olduğunu ya da bir kadına nasıl davranacağını anlatmamıştı. İnsan bir ömrü birkaç güzel sözün üzerine kurabilir miydi? Meryem bilmiyordu. Zehra da erkenden kalkmıştı. Hamuru yoğuruyor, bir yandan evin düzeniyle ilgileniyordu. Normal bir pazar sabahıymış gibi davranmaya çalışsa da hareketlerindeki telaş her şeyi ele veriyordu. Salih ise her zamankinden sessizdi. Kahvaltı boyunca Yusuf’un adı bir kez bile geçmedi. Ama masadaki herkes onu düşünüyordu. Öğleye yaklaşırken Meryem odasına çekildi. Sandığının kapağını açtı. İçindeki birkaç elbiseye uzun uzun baktı. Eli koyu renkli entarisine gitti, sonra vazgeçti. Çok özenmiş görünmek istemiyordu. Neden bunu düşündüğünü fark edince kendi kendine kızdı. Adamı daha görmemişti bile. Sandığın kapağını kapattı. Tam doğrulacağı sırada dışarıdan Ömer’in sesi duyuldu. Ardından avlu kapısı hızla açıldı. Ömer nefes nefese içeri girdi. “Geldiler.” Meryem’in elleri olduğu yerde kaldı. Zehra başındaki örtüyü düzeltti. Salih ağır ağır ayağa kalktı. Meryem ise pencereye yaklaşmadı. Bakabilirdi. Perdeyi biraz aralasa birkaç saniye içinde Yusuf’u görebilirdi. Yapmadı. İlk kez karşısına çıktığında görmek istedi. Avludan ayak sesleri geldi. Karın üzerinde ağır ağır ilerleyen insanların sesi... Ardından kapı vuruldu. Salih açtı. Soğuk hava bir anda eve doldu. Selamlaşmalar başladı. Meryem diğer odada bekliyordu. Önce yaşlı bir erkeğin sesini duydu. Ardından bir kadın konuştu. Sonra üçüncü bir erkek sesi... Meryem başını kaldırdı. Yusuf olmalıydı. Sadece birkaç kelime söylemişti ama Meryem nedense o sesi diğerlerinden hemen ayırdı. Kalbinin hızlandığını hissetti. Bir süre sonra Zehra odaya girdi. Kızının yüzüne baktı. “Meryem, çayları getir.” Meryem başıyla karşılık verdi. Tam annesi çıkacakken dışarıdan duyduğu kadın sesi aklına geldi. “Anne, gelen kadın Yusuf’un annesi mi?” Zehra başını salladı. “Hayır, halası.” Meryem bir an durdu. “Annesi gelmedi mi?” Zehra’nın yüzündeki ifade hafifçe değişti. “Yusuf’un annesi Fatma birkaç yıl önce öldü.” Meryem sustu. Bunu bilmiyordu. Yusuf’u daha yeni tanıyordu; ailesi hakkında bildikleri de birkaç cümleyi geçmiyordu. Az önce sesini duyduğu, birazdan ilk kez karşısında göreceği adamın annesini yıllar önce kaybettiğini öğrenmişti. Daha fazlasını sormadı. Zehra misafirlerin yanına döndü. Meryem tepsiyi hazırlarken bardaklardan biri tabağına çarptı. İnce bir ses çıktı. Derin bir nefes aldı. Sonra tepsiyi iki eliyle kavrayarak misafirlerin bulunduğu odaya yürüdü. Kapının eşiğine geldiğinde önce yere baktı. Bir çift yabancı çizme gördü. Üzerlerinde erimeye başlayan kar taneleri vardı. İçeri girdi. Önce Yusuf’un babasına çay verdi. Sonra halasına. Ve sıra Yusuf’a geldi. Meryem ilk kez başını kaldırdı. Yusuf Demir karşısındaydı. Beklediğinden daha genç görünüyordu. Soğuktan kızarmış yüzünde gösterişli hiçbir şey yoktu. Bakışlarında ise Meryem’in anlamlandıramadığı bir sakinlik vardı. Yusuf da ona baktı. Yalnızca birkaç saniye. Meryem gözlerini kaçırdı. Bardağı uzattı. Yusuf alırken ikisinin de elleri dikkatle birbirinden uzak kaldı. Meryem annesinin yanına geçti. Oturduktan sonra bir daha Yusuf’a bakmamaya çalıştı. Fakat insan bazen bakmadan da birinin odada nerede olduğunu biliyordu. Konuşmalar önce sıradan şeylerle başladı. Kışın erken gelişinden, yolların kapanmasından, hayvanların yeminden söz edildi. Meryem sessizce dinledi. Sonunda Yusuf’un babasının sesi değişti. Bu kez sözü Salih’e doğrudan söyledi. Oğullarının Meryem’e talip olduğunu, uygun görülürse iki aile arasında söz kesmek istediklerini anlattı. Odadaki hava bir anda ağırlaştı. Meryem ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Başını kaldırmadı. Salih hemen cevap vermedi. Uzun süre sustu. Sonunda: “Evlat işi aceleye gelmez. Bir düşünelim.” dedi. Başka bir şey söylemedi. Yusuf’un ailesi de üstelemedi. Akşama doğru Çamlıdere’ye gitmek için ayağa kalktılar. Meryem kapıya çıkmadı. Odadan, ayak seslerinin avluda uzaklaşmasını dinledi. İçinde garip bir boşluk vardı. Yusuf’u görmüştü. Ama onun hakkında hâlâ hiçbir şey bilmiyordu. Gece olduğunda ev sessizleşti. Ömer uyumuştu. Meryem yatağına uzandı fakat gözlerini kapatamadı. Yusuf’un yüzünü düşünmek istemedi. Yine de düşündü. Sonra yan odadan annesiyle babasının sesleri geldi. Meryem önce önemsemedi. Fakat babasının sesi biraz yükselince istemeden kulak kesildi. “Çocukta kötü bir şey görmedim.” Zehra bir şey söyledi. Meryem duyamadı. Salih uzun süre cevap vermedi. Sonra öyle bir cümle söyledi ki Meryem yatağında doğruldu. “Benim derdim Yusuf değil.” Sessizlik oldu. Salih bu kez daha alçak sesle devam etti. “Demirlerin evine kız vermekten korkuyorum.” Meryem’in yüzündeki sıcaklık çekildi. Neden? Yatağından kalkmadı. Nefesini bile yavaşlatıp dinlemeye devam etti. Zehra’nın sesi duyuldu. “Yıllar geçti Salih.” Salih’in cevabı gecikmedi. “Bazı şeylerin üzerinden yıl geçmesi, onları bitirmez.” Meryem’in kalbi sıkıştı. Annesiyle babası sustu. Ama Meryem artık uyuyamazdı. Çünkü o gece Yusuf Demir hakkında öğrendiği en önemli şey, Yusuf’la ilgili değildi. Babası Demir ailesini tanıyordu. Üstelik belli ki bu tanışıklık bugünden çok önce başlamıştı. Meryem karanlıkta kapıya baktı. Dört gün boyunca Yusuf’un o kapıdan girmesini beklemişti. Şimdi ise aklında yalnızca tek bir soru vardı: Yıllar önce Demirlerin evinde ne olmuştu?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD