Yeni Ev, Yeni Umut

482 Words
Araba Alsancak’ın dar sokaklarında ilerlerken Ahsen camı açtı. Sıcak İzmir rüzgârı yüzüne vurdu. Deniz kokusu, palmiye yapraklarının hışırtısı ve uzaktan gelen dalga sesi… Konya’nın boğucu havasından sonra burası bambaşka bir dünyaydı. Valide Sultan (Gülperi Hanım) direksiyonda, bir yandan yola bakıyor bir yandan Ahsen’in dizini okşuyordu. “İyi misin kızım?” diye sordu yumuşak ama kararlı bir sesle. “Yüzün hâlâ gergin.” Ahsen başını çevirip annesine hafifçe gülümsedi. Gözleri nemliydi. “İyiyim Valide Sultan… Sadece aklım hâlâ Konya’da. Ya Kadir Bey bizi bulursa?” Valide Sultan derin bir nefes aldı, kızının elini sıkıca tuttu. “Bulamayacak. O geceki sözlerini unutmuyorum ama ben buradayım. Sen benim ilk göz ağrım, biliyorsun değil mi? Seni kimseye vermem. Burası yeni başlangıcımız.” Arka koltuktan Duru’nun sesi yükseldi, bu sefer daha olgun ama aynı heyecanla: “Abla, burası gerçekten çok güzelmiş ya! Deniz görünüyor, palmiyeler… Ben de seninle kalacağım değil mi? Okulu burada devam ettiririz artık.” Valide Sultan güldü. “Tabii ki kalacaksın yavrum. İkiniz de benim kızlarımsınız. Burada yeni bir hayat kuracağız. Kimse sizi zorlayamayacak.” Selma Hanım’ın beyaz apartmanının önünde araba durduğunda Selma Hanım kapıda bekliyordu. Kollarını iki yana açmış, sıcak bir gülümsemeyle karşıladı onları. “Gülperi Sultan! Hoş geldiniz canlarım! Ahsen’im, Duru’m… Gelin bakalım, eviniz hazır!” Ahsen arabadan iner inmez Selma Hanım onu sıkıca sardı. “Hoş geldin güzel kızım. Burası artık senin de evin. Üst kat senin, manzara denize karşı. Rahat ol, istediğin gibi yaşa. Korkma, burada güvendesiniz.” Duru hemen ablasının koluna girdi, gülerek: “Selma Teyze, ablamın odası büyük mü? Ben de onunla yatacağım. Abla yalnız kalmasın diye… Hem yarın oteli görmek istiyorum, beni de uyandırır mısın abla?” Ahsen güldü, Duru’nun saçını karıştırdı. “Sen okuluna gideceksin büyük hanım. Ben işimi yapayım, sen de derslerine çalış. Akşam her şeyi anlatırım, söz.” Eve girdiklerinde Ahsen derin bir nefes aldı. Ev küçük ama sıcaktı. Mutfaktan gelen yemek kokusu, salonun ortasındaki çiçekli koltuklar, balkondan görünen deniz… Her şey güven veriyordu. Akşam yemeğinde masa kurulduğunda Valide Sultan Ahsen’in tabağına mantı koyarken yumuşak bir sesle konuştu: “Kızım, yarın otelde ilk günün. Korkma. Sen çok çalışkansın, çok zekisin. O otel senin için yeni bir kapı olacak. Ama unutma… Senin kalbin her zaman bizimle. Biz senin gerçek aileniz.” Duru çatalıyla oynarken araya girdi, bu sefer daha sakin ama hâlâ heyecanlı: “Abla, yarın işe giderken beni de uyandır lütfen. Oteli merak ediyorum. Hem belki ben de bir ara gelirim seni ziyarete.” Ahsen gülümsedi, Duru’nun elini tuttu. “Tamam, uyandırırım. Ama söz ver, derslerini aksatmayacaksın.” Yemekten sonra Ahsen balkona çıktı. Gece serinliği yüzüne vurdu. Denizin üstünde ay ışığı parlıyordu. Saçlarını toplarken hafif bir rüzgâr esti ve burnuna kendi kokusu geldi – taze portakal çiçeği. “Yeni başlangıç…” diye fısıldadı kendi kendine. “Bu sefer gerçekten yeni bir hayat.” Henüz bilmiyordu ki… Yarın sabah o balkondan ayrıldığında, hayatına başka bir koku daha girecekti. Hem de en tehlikeli, en yakıcı olanı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD