Kısa bir hatırlatma:Geldiğinden beri kimseyi görememişti demek ki gerçekten de arazinin bu kısmına gelen yoktu. Hemen kıyafetlerini yıkar kendiside suda temizlendikten sonra eve gidebilirdi. Hem büyükannesi ya da abisi soracak olursa suya düştüğünü söyleyebilirdi. Bataklığa düştüğünü bilseler bir daha buraya gelmesine izin vermezlerdi büyük ihtimal. Planıyla gurur duyarak tekrar atına bindi ve atı göle çevirdi.
Başına geleceklerden habersiz bir şekilde suya girmenin keyfini çıkaracağını düşünüyordu ...
&&&&
Stephen çok da uzak olmayan evine doğru sakin bir şekilde giden atın üzerinde oturmuş etrafına bakınıyor ve bugünle alakalı analiz yapıyordu. Birkaç yere mektup yazması gerekiyordu ve uzun zamandır görmediği annesinin de yanına uğraması gerekiyordu. Kocası öldükten sonra şimdi stephenin tek başına yaşadığı eve bir daha asla ayak basmamış anıların onu üzdüğünü söylemişti.
Daldığı düşüncelerden duyduğu çığlıkla sıyrıldı.Sesin nereden geldiğini anlamaya çalışarak etrafa baktı fakat görebileceği alan içerisinde kimse yoktu. Tepenin bitiminde ki ormanlık alana da kimse girmezdi bu saatlerde kendi arazisinin içinde yer alan bu kısım hava kararmaya başladığında cesaret isterdi büyük ihtimal.
Ağrıyan başının kendisine oyun oynadığını düşünerek tekrar önüne döndü .Bir kez daha aynı sesi duyduğu zaman gerçekten de bağıran birilerinin olduğunu farketti. Atını ağaçlık alanın içine sürerek sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı.
Hangi aptal benim topraklarım da bu kadar rahat gezebileceğini düşünüyor, dahası bu kısıma gelmemesi gerektiğini bilmiyor diyerek burnundan soludu ve batan güneşin altında parlayan gölü gördü. Görünürde ne birisi vardı ne de bir ses, buda ne şimdi diyerek söylendi. Tam geri dönecekken büyük bir ağacın arkasında ayakta duran atı gördü. Eğer bir at varsa sahibi de olmalı diye düşünerek usulca kendi atından indi. Her zaman tehlikelere karşı hazır olması gerektiğini küçük yaştan itibaren beynine kazımıştı.
Atın yanına vardığı zaman sadece ıslak bir kaç çamaşır gördü, elbiseye benzer gibi duran kıyafetler binici kıyafetini andırsa da üzerine atılmış olan pelerinden bir şey anlaması mümkün değildi. Atın yanına yaklaşarak alnına dokundu usulca okşarken, sahibin nerede senin diye fısıldadı.
-Lütfen, yardım..kramp ..
Stephen duyduğu sesle başını hızlıca göle çevirdi.
-Aptal kız çocuğu yüzme bilmiyorsan sudan uzak durmalısın diye bağırdı çizmelerini ayağından çıkardığı gibi suya atladı.
Batıp çıkan kıza sonunda ulaşarak belinden yakaladı. Ama o da ne kız çırpınarak kendisini de adamı da suya batırıyordu.
-Rahat dur ikimizi de öldüreceksin ... diye bağırdı.
-Bayım ne yapıyorsunuz, lütfen bırakın beni..
Sharon korku içinde belinden kendisini tutan adamın yüzüne bakmaya bile utanarak kurtulmak için çırpınıyordu.Sadece küçük bir kramp girmişti ve kimsenin olmadığını bilerek yine de bağırmış belki tanrı yardım eder diye düşünmüştü. Nereden bilecekti ki tanımadığı bir adam tarafından kucaklanacağını..
-Seni kurtarmaya çalışıyorum, şimdi hareketsiz dur ve sudan çıkmamıza izin ver..
Stephenin sabrı tükeniyordu, zaten bütün gün ayakta durmaktan yorulmuş ve at üstünde ordan oraya gitmekten bütün vücudu tutulmuştu. Burada zaman kaybetmek kesinlikle tercihleri arasında değildi.
Sharon kendisini ciddi şekilde uyaran adamın boynuna çekinerek kollarını dolayıp kendini güvene aldı ve kafasını adamın ıslak göğsüne gömdü. Utançtan yüzüne bile bakamadığı bu adamın Lord Stephen olduğunu öğrendiğinde yüzünün alacağı şekil ise aklının ucundan dahi geçmiyordu.
Stephen ne olduğunu anlamadan boynuna sarılan kız için içinde acıma duygusu uyanarak kıyıya yüzdü. Büyük ihtimal çok korkmuştu. Sudan çıktıkları zaman ilk iş arazisinde ne aradığını ve nerden geldiğini sormak olacaktı.
İlk önce kızın çıkmasına yardım ettikten sonra kendiside çıktı ve bu sorumsuz kız yüzünden düştüğü durumun içinde ne kadar komik göründüğünü düşündü.
-sizden beni kurtarmanızı istediğimi hatırlamıyorum bayım, üstelik amacınızın kurtarmak olmadığını düşünsem bana dokunmaya çalışıyorsunuz sanacağım ..
aynı zaman da da üzerine kıyafetlerini geçirmeye çalışıyordu ama neredeyse akşam olduğu için hava hafiften soğumaya başlamıştı ve ellerinin titremesini durduramıyordu.
-sizi boğulmaktan kurtardığım için teşekkür edeceğinize şımarıkça tavırlar sergilemeniz, neredeyse pişman olmamı sağlayacak..
Sharon kendisine şımarık diye ithafta bulunan bu adamın ne hakla böyle bir şey dediğini sormak üzere hışımla arkasını döndü.
Kaba adam atına yaslanmış kendisini izliyordu.Aman tanrım diye geçirdi içinden bütün bu zaman boyunca arkasını dönmüş kıyafetlerini giymeye çalışmıştı ve adamın bakmayacağını düşünerek çok safça davranmıştı. Sonra onun kim olduğuna dikkat etti.
Stephen Brian Campbell, karşısında durmuş ıslandığı için üzerine yapışan gömleği yapılı vücudunu belli ederken kollarını göğsünde kavuşturmuş bir şekilde ne düşündüğünü anlaması imkansız şekilde kendisine bakıyordu.
Bu yüzü nasıl unutabilirdi ki geldiği zamandan yüzüne bakmayı akıl edebilse bütün bu hallere düşmeyecekti büyük ihtimal. Şimdi hem adamın boynuna sarılmış başını göğsüne yaslanmış ve gerçekten boğulmaktan korktuğunu belli etmemeye çalışmıştı ondan zaten bunlar olmuştu. Sonra da yüzeye çıkar çıkmaz kıyafetlerine koşmuş ve giyinmeye başlamıştı.
Adamın orda olup kendisini izleyebileceğini düşünmeden.
Belki tanımamazlıktan gelsem diye düşündü. Utançtan tekrar suya atlamayı bile düşündü ölmek en iyisiydi fakat istese de bunu başaramazdı normal de çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen ayağına kramp girmiş ve hiçbir şekilde hareket edememişti.
-Üzerini giyinen bir bayanı gözetlememeniz gerektiği sanırım size öğretilmedi bayım. ..
Yanakları heyecandan pembeleşirken Lordun farketmemesi için dua etti.
-Bu güzellik karşısında nutkum tutuldu..
Sharon tam adama hakettiği cevabı verecekti ki adamın; manzaradan bahsediyorum.. diye eklemesi üzerine sustu.
-Yoksa siz, sizden bahsettiğimi mi düşündünüz...diye cevap verdi Stephen gülümseyerek.
Sharon bu lafın altında kalamazdı adam belli ki kendisiyle eğleniyordu. Ona hakettiği cevabı vermeliyim diye düşündü.
-Neyse ki sizin benim hakkımda ki düşünceleriniz ke pek ilgilenmiyorum. Şimdi lütfen arkanızı dönerseniz giyinmeye devam edebilirim....
Elinde tuttuğu pelerini vücuduna siper etse de Stephen gördüğü nimetler karşısın da zaten daha fazlasına gerek olmadığını düşünmüştü.
Stephen kadına nerede oturduğunu sormak için arkasını dönmüş ama ağzını bile açamamıştı. Manzarası o kadar güzeldi ki bozarak bu anı mahvetmek istememişti. Tanrı biliyor ya bu yüzden cehennem de yanmayı bile göze alabilirdi.
Karşısında sadece içliğinin üzerine giydiği ince kıyafetle duran kadın elinde tuttuğu kıyafetlerle kendisini saklamaya çalışıyor büyük ihtimalle de stephenin vücudunu görmemesi için tedbir alıyordu. Ama bilmediği şey kadın üzerini giyinmeye çalışırken zaten izlemiş olduğu bedeni aklından silmesi mümkün değildi ve vücudunun her bir kıvrımının ne kadar kadınsı olduğu ile ilgili düşüncelere dalmış ve yanlış olduğunu bildiği halde kadını izlemekten geri kalamamıştı.
Normalde asla böyle huyları olmayan Stephen kendisine engel olamıyor ve konu Sharon olduğu zaman ergenliğe yeni girmiş yeni yetmeler gibi davranıyordu. Tabi ki de kız daha boynuna sarılmadan önce onun Sharon olduğunu farketmiş ama kız kendisine bakmadığı için birşey diyememişti.
Hayatında ilk defa kalbinde hissettiği bu hareketlenmenin nedenini öğrenmeliydi. Bunun bir heyecan olduğunu, kadınla bir süre birlikte olduktan sonra zaten sıkılacağını ve hayatına tekrar eskisi gibi devam edebileceğini düşünüyordu.
Evet evet sadece bir heyecan yeni bir yüz, rüyalarıma girecek kadar güzel vücut hatları, asi bir kız belli ki bundan etkilendim...
Düşünmediği şey ise Sharon'un sevgisinin sıcaklığını hissettikten sonra bu aşktan kaçması mümkün olmayacak ve dudaklarının tadına bir kez baktıktan sonra bir daha onu asla bırakamayacağıydı.