"Benim burada ne işim var! Neden buradayım ben ya, teklifi kabul etmemeliydim, bu hata hem de büyük bir hata" diyerek başımı önümdeki masaya yüz üstü gömdüm. Tekrar kaldırdığımda ise,
" Hemen şimdi buradan gitmeliyim evet gideceğim." diyerek söylenirken hızla ayağa kalktım. Fakat aklıma gelenlerle yılgın bir şekilde kendimi tekrar sandalyeye saldım. Kafamı yine yüz üstü masaya gömüp,
" Ben kimi kandırıyorum, o lanet paraya ihtiyacım var, hem de çok , bu para sayesinde babamdan kalan kumar borçlarını kapatabilir ve o adamlardan kurtulabiliriz. Üstelik geleceğimi de kurtulacak." Deyip gömdüğüm başımı tekrar kaldırdım.
Elimi çenemin altına koyup umutsuz bakışlarla etrafımı incelemeye başladım. Demir’le buluşacağımız mekana oldukça erken gelmiştim. Üstelik burası oldukça lüks bir yerdi, ,normal şartlarda kapısından kafamı dahi uzatamayacağım türden, zaten rezervasyonun olmadan benim gibilerin burnunu dahi sokmazlar buraya.
Demir bir gün önceden rezervasyon yapıp, beni aramış ve adımı verdiğini söylemişti, yani o sayede alınmıştım içeriye. Hoş böyle mekanlar da gözü olan bir insanda değilim "İnsan burada otururken bile geriliyor yemin ederim. Nerede gözünü sevdiğimin Salih ustası. Yapacak sana ekmek arası kokoreci, şöyle bol baharatlı, eline alıp ısıra ısıra yiyeceksin oh misss, of ya durduk yere ağzımı sulandırdım" diyerek hayali kokorecimi yiyip söylenirken birden karnımın sabahtan beri boş olduğunu hatırladım. Önümdeki menü listesini elime alıp bakmaya başladım, fakat gözlerim yerlerinden çıkmak üzereydi. "Ulan küçük su bile 200tl, yuh be ulan içine altın tozumu katıyorsunuz vicdansızlar" diyerek söylenmeye başladım. Tabi elime menüyü aldığımı gören ve yanıma gelen garsona kadar "Bir isteğiniz var mı efendim? "dedi, haliyle "Yok ben aç değilim zaten arkadaşı bekliyorum." dedim biraz tırsakça, ama ısarr edip " Peki içecek bir şeyler ister misiniz beyefendi? "dediğinde ise ,cebimdeki son 200tl geldi aklıma ,su bile 250tl nasıl içeyim, tükürük yutmaya devam. "Yok istemez, arkadaşı bekliyorum." dedim tekrar.
Garson gidince tekrar başımı önümdeki masaya gömdüm ve acınası halimle küçük hareketlerle ritmit olarak alnımı vurmaya başladım. " Hayırdır Necmi, çok mu beklettim, sıkıntıdan kendini kaybetmişsin resmen" diyen Demir'in sesi ile de kendime keldim. Hızla gömdüğüm başımı yukarı kaldırıp,
" Haaaa! Yok be... ben sıkılmadım ,öylesine şey!" diyerek telâş yaptım birden. "Tamam oğlum sakin ,bir şey demedik." deyip eliyle garsona işaret yapıp gelmesini istedi. Garson gelince bana bakıp göz kırparken "Eeee ne yiyoruz Necmi?" diyerek sordu. Benim su içecek param yokken yemek yemek?
" Yok ben aç değilim! "dedim. Fakat o beni duymazdan gelip, tekrar garsona döndü." Bugün kü spesial menü güzel görünüyor bize iki spesial menü getirin, yanında da sarafin merlot içeriz" diyerek spariş verdi.
Garson gidince hiç konuşmadan ellerini birbirine kenetleyip masaya koydu, bana doğru eğilip siyah iri gözleriyle yüzümü incelemeye başladı. O an utanıp şekilden şekile girerken, giydiği siyah gömleğin sanki mümkünmüş gibi onu daha da yakışıklı gösterdiğini ve önünden açtığı üç dört düğmenin de ayrı bir seksilik kattığını fark ettim. Buda bırak konuşmayı, yutkunmamı bile iyice zorlaştırıyordu. Gözlerini hafif kısarak bana baktıktan sonra
" Hazır mısın Necmi ?"diyerek sordu.
" Ben ... şey .... aslında ... pek de" diyerek konuşmaya çalışırken sözümü yarıda kesti.
" Yapma oğlum sakın bana vaz geçtim deme!" diyerek biraz panikledi. "Hayır vaz geçmedim ama ....." dememle derin ve de rahat bir nefes alıp, verdikten sonra geriye doğru yaslandı. "Oh be koçum beni korkuttun, o zaman sorun ne Necmi?" diyerek sordu.
Ne demeliydim, aslın da ben erkek değil bir kızım, üstelik sana liseden beri deli gibi aşık olan bir kız, ama paraya çok ihtiyacım var o yüzden beni erkek sandığın için bu yalana devam ediyorum mu? Hayır bunu yapamam. Bunları itiraf etmem onun gözünde para için kendini aşağılık durumuna koyan kişi durumuna düşürürdü beni. Bu yüzden garson yemekleri masaya koyarken ona bakarak.
" Sorun? Hayır benim bir sorunum yok ,sadece ..... ben istediğin şeyi becerebilir miyim onu düşünüyorum" dedim. Tatlı bir gülümseme atan Demir "Merak etme oğlum ben yanındayım, sen sadece bana ayak uydur yeter, gerisi emin ol çok kolay olacak, zaten birazdan ilk görevini yerine getirdiğinde anlayacaksın." dediğinde "Haaaa! İlk görev nasıl yani? "dedim panikle, koyu kirli sakallarını eliyle hafifçe sıvazladıktan sonra,
"Dedem, hiç boş durmuyor yaşlı kurt, bugün bana bir kızla randevu ayarlamış. Kız beş, on dakikaya burada olur." dedi. Panikle " Ne? Nasıl? Şimdi mi yani? Ben.... ben bu çok ani oldu, bunu yapamayacağım üzgünüm yapamam." diyerek hızla ayaklandım, Demir'de aynı hızla beni bileğimden kavrarken, " Dur oğlum ya yine niye dellendin, sakinleş azıcık, merak etme sadece rol yapacaksın." dedi beni sakinleştirmek için güven verici ses tonuyla.
Önce eliyle tuttuğu bileğimi çektim, çünkü onun elleri benim tenimin üzerindeyken sakin olmam pek mümkün değildi. Sonra derin derin nefes alıp verdikten sonra annemi düşündüm. Babam yüzünden yıllarca çektiği eziyeti, bu paraya ihtiyacımız vardı. Bu düşüncelerle bir nebze sakinleştikten sonra, ellerimi yukarı kaldırıp aşağı ,yukarı sallayarak " Tamam, tamam ben sakinim "deyip zoraki bir gülüş attım." Hem ne kadar zor olabilir ki?" dedim.
Fakat dedesinin Demir'le buluşması için ayarladığı kız mekanın kapısına gelip Demir'in “işte geldi başlıyoruz Necmi gözünü seveyim koçum sakin !" demesi ve Demir'in elleriyle yüzümü avuçlaması bir olunca, ne kadar zor olacağını hemen anladım. Yan yana sandalyelerde oturduğumuz için bedenlerimiz oldukça yakındı bir de yetmezmiş gibi yüzümü avuçlayıp, sahtede olsa aşkla yüzüme bakması, her an olduğum yere düşüp bayılmama sebep olabilirdi.
Yüzüme bakarken tatlı tatlı gülümseyerek ,dişlerinin arasından zorda olsa, " Sakinleş artık Necmi, put gibi durup şaşkınca bakma öyle, samimi davran azıcık" deyip kulağıma doğru eğildi ,bu yaptığıyla iyice kendimden geçerken ,gözlerim istem dışı kapanmaya başladı. Ta ki.....
" Buda ne demek oluyor?" diye haykıran kızın sesini duyana kadar. Tepemizde durup, öfke ile kollarını kenetlemiş bize bakıyordu. Demir hızla benden uzaklaşıp, "aaa Canan!" dedi sanki onu yeni görmüş ve gördüğüne çok şaşırmış gibi " Şey ben seni daha geç bekliyordum." deyince kestiği role hayretle baka kaldım. Kız öfke ile burnundan soluyordu. Bana bakıp bu beyefendi de kim ve az önce siz niye o kadar samimiydiniz?" diye sordu.
Bundan sonrasında Demir tam bir oscarlık bir performans gösterdi. " Ben .. ben üzgünüm Canan sen iyi bir kızsın sana yalan söyleyemem "dedi, bir göz yaşı dökmediği kalmıştı." Anlamadım ne yalanı?"diye sorunca kız " Biliyorum buraya benimle evlilik planları ile geldin ama benim hayatımda başka biri var. Onu seviyorum" deyip beni gösterince ,Canan denen kız gibi benim gözlerde fal taşı gibi açıldı.
Kız bir bana bir ona iğrenerek bakıp " Ne yani sen şimdi şey misin?" diye sordu. Demir ise gayet rahat tavırlarla " Aşk bu Canan, sen seçemiyorsun ki" demesiyle kız sinirle" "Buna inanamıyorum ne iğrenç, sakın beni arayayım deme "diyerek, giydiği ayakkabının yüksek topukluları yere vura vura gitti.
Kız gittikten sonra Demir bana bakarak avuç içlerini birbirine sürtüp, " ilk taaruzu başarıyla püskürttük Necmi!" dedi sevinçle, sonra sandalyesine geri oturup," Ben kurt gibi açım oğlum , yemekler daha fazla soğumadan başlayalım bence "diyerek, büyük bir iştahla yemeğe başladı.
Bense yemek boyunca çaktırmadan hem az önce yaşadıklarımın şokuyla, hem de yıllarca hasret kaldığım yüze bu kadar yakın olunca şaşkınca bakıp durdum. Demir yemeğini bitirince geriye doğru yaslanıp, içtiği şaraptan son bir yudum aldıktan sonra bana baktı. " Eee Necmi anlat bakalım, okuldan sonra bunca zaman neler yaptın?" dedi, tabi benimde o an son lokma hafiften boğazımda takılı kaldı. Öksürmeye başlarken de Demir bana bir bardak su uzatarak," Helal koçum helal" deyince de zorlukla gülümseyip, "Teşekkürler ben iyiyim. Şey okuldan sonramı ..... şey yaptım .... ne olsun işte işler ,güçler!" diyerek sorusunu geçiştirmeye çalıştım. Fakat o" Sahi sen ne iş yapıyorsun Necmi?" diyerek sorularına devam etti.
" Ben .. ben şey!" diye etrafımı incelerken garson gözüme ilişti. "Ben garsonluk yapıyorum yani orada burada, nerede iş bulursam. Ama şimdi boştayım yani bir işim yok." dedim ki doğruydu Demir'in teklifini kabul ettiğim için part time yaptığım üç işten de istifa etmek zorunda kalmıştım.
Elime aldığım su bardağından bir yudum aldığımda "Eee yenge nasıl? Adı neydi? "diye göz kırparak sorunca, ağzımdaki tüm suyu yüzüne püskürterek boca ettim. Genzime kaçan bir iki damla su yüzünden öksürürken de o sessiz kalıp yüzünü, üstünü başını silmeye başladı. Kendime gelince " Yenge?" dedim sonra jeton hızla düştü. Mezunlar partisinde ben 'içeride kız arkadaşım var gidemem' deyince, o sevgilim sanmıştı. Mecburen yalana devam edecektim.
"Yenge ..Ha yenge gayet iyi yani bir sıkıntı yok, adı Nihal." dedim ve daha fazla sorularına maruz kalmamak için hızla ayağa kalkıp. "Ben doydum, işimiz bittiğine göre artık kalksak" dedim. Önce biraz şaşkın şaşkın bana baktı. Sonra "Tamam .. kalkalım Necmi." deyip, garsona işaret yapıp hesabı istedi. Hesap gelince ödeyip, "Üstü kalsın deyip bana döndü, "Hadi çıkalım" deyip önden önden ilerledi.
Mekanın dışına çıkar çıkmaz valeden arabasını istedi. Sonra " Hayallah içeride teli unuttum oğlum ya, beş dakika bekle tamam" deyip tekrar içeri girdi. Başımı sallayarak onay verip beklemeye başladığımda mekanın önüne kırmızı spor bir araba yanaştı. Vale hemen koşup önce şoförün yanındaki yolcu koltuğunu açtı, içinden araba gibi kırmızılar içinde sarışın ve oldukça güzel bir hatun çıktı. Hem cinsimde olsa bu kadar dekolte giyince haliyle gözüm kızın dekoltelerine kayıp durmaya başladı. Kız da nedense bana doğru yanaşıp gülümseyerek başını eğip selam verdi. Tabi bende nezaketen karşılık verdim. Fakat tam kafamı çevirecekken de bir höykürme sesi geldi. "Sen kime selam veriyorsun zibidi." başta anlamadım fakat sonra hanzo tipli bir adam sinirle üzerime gelince durumu anlamam kısa sürdü. Belli ki deminki afetin sevgilisiydi bu ve beni oda erkek sanıp sinirle yakama yapışıp.
" Sen kimin sevgilisine asılıyorsun tüysüz" diyerek hafiften beni silkeledi. " Şey sandığınız gibi değil. "dememle de yumruğunu kaldırıp. " Dur ben sana ne sandığımı göstereyim tüysüz!" diyerek yüzüme doğru yumruğunu salladı, bense artık kaçacak zamanım olmadığı için gözlerimi yumarak yumruğu yemeğe hazırlandım. Fakat bir yumruk sesi geldi ama benim acıyan tek bir noktam dahi yoktu, duyduğum sesle gözlerimi açtığımda Demir'in işaret parmağını sinirle sallarken,
"Sana tavsiyem it herif bir dahaki sefere kendi cüssende birine bulaş!" diye bağırması oldu, yerde burnu kanlar içinde yatan bana vurmak üzere olan hazoya, sonra Demir bana dönüp elini omzuma koyarak “iyi misin Necmi?” diye sordu. Hala şokta olduğum için sadece başımı sallayarak iyi olduğumu anlatmaya çalıştım.
"İyi o zaman atla arabaya!" dedi ve valeden önce kapıyı açtı. Ben arabada yerimi alırken oda şoför koltuğuna geçip sinirle arabayı çalıştırıp, gaza sonuna kadar yüklendi. Sessizce yolda ilerlerken sağ elinin üst kısmının kızardığını fark ettim, muhtemelen o hanzonun burnuna çaktığı zaman olmuştu.
Kısa bir sessizliğin ardından " O ayı niye sana saldırmak istedi?" diye sordu. Ben ise şaşkınca " Aslında bende bunu pek anlamadım, sadece o sarışın kızın selamına nezaketen karşılık verince" dediğimde "Vayyyyy çapkın!, Yenge duymasın." dedi imalı bir gülüşle ,ben hayretle ona bakarken de " Ee kadınlar senin gibi baby face erkeklere hasta olur zaten. Hem biliyor musun çok şanslısın Necmi, kösesin ama hiç kıl tüy derdin yoktur senin, " deyince oldukça utandım. Şu an resmen aşık olduğum adamla kıl muhabbetinin içindeydim.
Konuyu kısa kesmek için " Sağda durur musun benim inmem lazım" dedim . " Nasıl yani ilk galibiyetimizi kutlamayacak mıyız Necmi?" deyince ,hızla arabadan inip ,eğilerek açık olan camdan kafamı uzatarak, " Halletmem gereken işlerim var, başka sefere inşallah "deyip kafamı geri çektim. O da bozulsa da "Tamam" diyerek tekrar gaza yüklendi ,Demir araba ile uzaklaşıncaya kadarda bende arkasından öylece bakıp kaldım.
Eve geldiğimde Nihal'in de evde olduğunu gördüm çatlak yumurta, bugün Demir'le buluşacağımı biliyordu, gerçi o her şeyi biliyordu. Üstelik bir önceki gün mezunlar toplantısında olanları ve Demir'in teklifini tek tek anlattığımda beni bu teklif konusunda ikna eden oydu.
"Bu paraya ihtiyacın var Pınar, annen ve senin rahata ermesi için bu para şart, kadın ellisinden sonra milletin pisliğini temizleyip dursun mu hala. Hem, hem belki de o ölümsüz aşkına belki hiç bu kadar yakın olma şansını bulayamayacaksın, yıllarca onun yüzünden kız olmayı unuttun, başka erkekler sana bakmasın diye sen kendini erkeğe çevirdin resmen, hem ne kaybedersin belki o yıllarca büyük aşk beslediğin erkeğin aslında buna değmediğini anlar ve şu erkek Fatma halinden vaz geçersin, Pınar lütfen teklifini kabul et" diye yalvardı resmen ,ki her kelimesinde haklıydı. Belki de ona olan aşkım bitmese de ona bu kadar yakın olma fırsatım hiç olmayacaktı, ve teklif ettiği para tüm borçlarımızı kapatacaktı.
Nihal'le odama geçer geçmez her şeyi tek tek anlattım. Tabi kız tek bir şeye odaklanıp kahkahayı basıp " Kıl mı? Demir beye anlataydın ya nasıl ağda yaptığını" diyerek dalga geçti.
"İğrençleşme kızım ya!"
"Tamam tamam sustum, peki Demir’le her an dip dibe olmak nasıl bir duygu, Pınar hanım"
" Her an kalbimin duracak gibi olması dışında mı? "dedim fakat o an telefonum çaldı. Arayan Demir'di.
Açmamla " Hemen bana gelmen gerekiyor Necmi , dedem yine iş başında adresi atıyorum yarım saate burada ol koçum tamam mı? "dedi endişeli ses tonuyla, " Ama ben şey....." diyemeden de diyerek itiraz edemeden telefonu kapattı. Elimde telefon şaşkınca kala kalırken Nihal merakla yüzüme bakıp" Ne oldu kızım, ne dedi anlatsana "diyerek sordu, oflayarak Demir'in söylediklerini anlattım. Ama bir sorun vardı oda bu saatten sonra annemin dışarı çıkmama izin vermeyişi, Allah'tan Nihal vardı , anneme yalan söylemeyi sevmiyorum ama Nihal anneme benim akşam kendisinde kalacağını söyleyip, yani yalan söyleyip izin aldı. Bu sayede evden çıkışım kolay oldu.
Nihal'le evden çıktıktan sonra ayrıldık, Demir'in istediği gibi yarım saat içinde verdiği adreste oldum. Gittiğim adres oldukça lüks bir siteydi, sıra sıra gösteriş ve ihtişamlı villaların olduğu, yeşillikler içinde bir siteydi. Demir'in oturduğu villanın önünde durup zili çaldım. Daha bir dakika dolmadan kapı açıldı, kapıyı açan bana panikle bakan Demir'di. Beni görünce "Sonunda geldin Necmi!" deyip bileğimden tutarak beni hızla içeri çekip kapıyı kapatmaya bakmadan üzerindeki siyah tişörtü sıyırıp bir köşeye fırlattıktan sonra karşımda yarı çıplak bir halde kaldı. Yaptığıyla gözlerim yerlerinde pörtlerken utancımdan yüzüm renkten renge girmeye başladı, fakat yine de onun o pürüzsüz vücudu ve aşırı gelişmiş kaslarından da gözlerimi bir türlü alamıyordum. Ta ki.
" Hadi Necmi sende soyun çabuk." deyip elleri beyaz gömleğimin düğmelerine gidene kadar. Sadece yapabildiğim şaşkınca " N... Ne!!!!!"diyerek korku ile hızla geri geri kaçmak oldu.