Birine karşı duygu beslemek kolay mıydı?
Daha yeni tanıştığınız birinin sadece ismiyle dahi kalbiniz hızlanabilir miydi?
Benim hızlanıyordu.
Aslan...
Ona karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştım, bunu bir türlü kabullenmek istemesem de o duygu girdabına sürüklenmiştim.
Hayatım boyunca erkeklere hep mesafeliydim ben, korkardım aşktan. Zaten Aslan'a olan hislerim basit bir beğenmeydi, ilerisi olamazdı ki.
5 ay sonra boşanacaktık.
Bu akşam Aslan benden özür dilemişti. Bu beni önemsediğini gösterirdi. O da 5 aylık kısa zamanı sorunsuz atlatmak istiyordu belki de. Hiçbir şey olamasak da birer arkadaş olabilirdik belki de. Ötesi olamazdı zaten, olmamalıydı.
Sabah Akif hocanın hastası için hastaneye gidecektim. Bavulumu yatağın üzerine alıp üzerime bir şeyler geçirdim. Hazırlanıp çıktım ameliyat için. Hastaneye geldiğimde direkt ameliyata aldık hastayı.
Berkay ve ben girmiştik ameliyata gayet güzel geçmişti.
Ailesi bekliyordu durumunu açıkladım sarılmışlardı bana, birilerini mutlu etmek o kadar eşsiz bir duygu ki. "Geçmiş olsun." Diyerek adımladım. Gerekli raporları imzaladım. Berkay'la ve başhekimle vedalaştım. Burada işim bitmişti. Masanın üzerinde duran çantamı alıp çıktım odadan.
Koridorda duvara yaslanmış Aslan'ı görmeyi elbette beklemiyordum. Onu gördüğümde heyecanlanmam normal değildi, olmamalıydı.
''Selam.'' dedi o karizmatik ses tonuyla.
''Merhaba, hoş geldin.''
"Nasıl geçti ameliyat?"
"İyiydi her şey yolunda ilerledi."
"Gidelim mi?"
"Gidelim."
İlerledik öylece hayır bir şey de anlamadım neden geldin be adam söyle dimi ama yok.
"Bir şey mi oldu?" diye sordum merakla. Durdu ve bana baktı.
"Hayır, niye sordun?"
"Seni görünce şaşırdım." Evet şaşırdım, heyecanlandım, ve mutlu oldum. Ama bunları bilmesine gerek yoktu.
"Aç mısın?"
Konuyu bir anda nasıl oraya bağladın? Anlatsana biraz
"Evet." dedim sakince. Arabasının kapısını açtı, bana baktı üstten. Gelmiyor musun der gibiydi.
"Arabam?"
"Aldırırım merak etme."
Baş sallayıp geçtim arabasına karşımda bir sürü çubuk paketi vardı gülümsemeden edemedim hatta ağzım kapanmadı. Beni izlediğini görünce toparlandım hemen.
"Çok seviyorsun galiba?"
"Hayır sen seviyorsun diye aldım"
Sen seviyorsun diye aldım. Çok güzel bir cümleydi. Aslan sen bana ne yapıyorsun ?
Kalbim deli gibi atmaya başladı. Bir şey diyemedim o lafının üstüne ciddi miydi anlamadım bile.
Kendimi hemen havaya sokmamak için sustum.
Sessizce ilerliyorduk yolda. Bugünkü hastayı merak ettim ameliyattan sonra özel bir tedaviye başlamıştık durumunu öğrenmek için aradım Berkay'ı
"Berkay merhaba Burak Beyin durumu nasıl?"
"Merhaba Toprak dediğin gibi ilerliyor tedavi şuan her şey yolunda."
"Herhangi bir sorun olursa ara lütfen telefonum açık."
"Tabi ki haber veririm."
"İyi akşamlar"
"Nasılmış durumu?"
Gergin bir sesti bu anlam veremedim
"İyiymiş" dedim sadece
Yine sustuk. Araba durunca baktım etrafa güzel serin bir yerdi indim derin bi nefes aldım .
Bahçede bi masaya oturduk çok güzel bir yerdi
Etraftan gözlerimi alamıyordum.
"E çok güzel burası." dedim, neşeyle çıkmıştı sesim
Bir şey demedi biz kelime başı para mı ödüyorduk?
Köfte siparişi verdim Aslan bana garip garip bakıyordu.
''Sen köfte sevmezdin.''
''Yo çok severim.''
Bakışlarındaki derinliği anlayamıyordum, elini saçlarından geçirdi sıkıntıyla. Gözleri bir süre gözlerimde oyalandı. Elini ceketinin cebine attı. Bir şeyi kavrar gibiydi o an. Ardından masadaki telefonunu alıp kalktı karşımdan ve uzaklaştı. Ne oluyordu böyle? Ben Aslan'a köfte sevmediğimi söylememiştim ki hiç?
Yaklaşık on dakikadır onu bekliyordum, daha fazla beklemenin pek de bir anlamı yoktu. Yan sandalyeye bıraktığım çantamı aldım ve kalktım sandalyeden.
Sinirle çıktım mekandan etrafta taksi aramaya başladım.
''Ne oldu, neden kalktın?''
Aslan nihayet özel telefon konuşmasını bitirmiş ve beni hatırlamıştı. Benim onu görmeye hiç niyetim yoktu. Hala taksiye bakınıyordum. Önüme geçti bu kez.
"Ne oluyor?"
Daha fazla susamadan sinirle bağırmaya başladım.
''Ne mi oluyor? Beni yemeğe getirip bir başıma bırakıp gidiyorsun! Zorunluluktan dolayı birlikteyiz farkındayım, ama benimle oynama Aslan!''
Söylediğim sözler yüzünde bir mimiğin oynamasına bile neden olmazken, duvar gibiydi yine karşımda. Durdurduğum taksinin kapısını açtığımda elini kapıya koyup kapattı ve şoföre git işareti yaptı. Sinirle yüzümü ona döndüm.
''Ben bırakayım seni.''
''Yarı yolda mı? Yok gerekmez.''
Arkamı döndüğümde bileğime yapıştı, ''Başka taksi bulamazsın, şansına durdu o. İnat etme hava soğuk.''
Elindeki bileğimi alıp daha fazla tartışmak istemediğim için arabasına bindim. Ağzımızı bile açmıyorduk ikimizde. Aslan ısrarla çalan telefonunu açmadan kapatsa da tekrar tekrar çalıp melodisi kulaklarımı tırmalamıştı. Aslan da dayanamamış olacak ki açtı.
''Tarık siktir git! Arama oğlum beni!''
Telefonu arka koltuğa fırlatıp direksiyona daha sıkı sarıldı. Çok sinirliydi, kendini kontrol etmekte zorlanıyor gibiydi. Ani frenle durduğumuzda açık saçlarım öne doğru savrulmuştu. Aslan arabadan indi hemen ardından bende indim. Ne oluyordu böyle.
Ellerini kaputa yaslayıp derin nefesler almaya başladı.
''Aslan iyi misin?''
''Beni terk edecek misin?''
''5 ay sonra ayrılacağız zaten, sözleşme im-''
''Sikerim sözleşmeyi!''
''Ne bağırıyorsun be! İmzaladın!''
''İmzalayan parmaklarımı siksinler!''
''Ne bu tavırlar! Sanki birbirimiz için bir anlam ifade ediyoruz!''
''Ondan mı yemekten 12 dakika beklettim diye ardına bakmadan gittin?''
''Senin yaptığın saygısızlıktı, en azından arkadaş olabiliriz diye düşünmüştüm!''
''Ben seninle arkadaş falan olmam!''
''Ben çok meraklıyım sana!''
''Keşke olsan.''
Arka kapıyı açıp demin fırlattığı telefonunu aldı.
''Neydi az önceki halin?''
''Anahtar arabanın üzerinde, sen otele geç benim işim var.''
''Ne işin var?''
''Nişanlım beni merak mı ediyor?''
''Saçmalama! Bin şu arabaya!''
''İyi geceler nişanlım.''
Aslan son derece rahat bir şekilde arkasını dönüp gittiğinde bir süre arkasından baktım. Gözden kaybolduğunda arabaya binip otele geçtim.
Dengesiz herif!
Otele geldiğimde söylene söylene üzerimi değiştirip duş aldım. Yatağıma girdiğimde hala zihnimde Aslan vardı.
Onunla tanıştığımdan beri hep gecelerime o geliyordu. Bu durumun önüne geçemiyordum.
Aslan'sız geçirdiğim koskoca iki günün ardından yataktan kalkıp üzerimi giyindim. Kendimi çok daha iyi hissediyordum. Onu görmemek iyi gelmişti bana.
Hastaneye uğramam gerektiğine dair bir telefon almıştım. Çantamı alarak çıktım. Aslan arabamı otele bırakmıştı, kendi arabasını da almıştı. Anahtarını lobiye bırakmıştım.
Arabama geçip direksiyonu hastaneye kırdım. Trafikte bir adam çocuğu dövüyordu kimse de "Sen ne yapıyorsun?" Demiyordu. İndim hemen arabamdan. Ufak kız çocuğunu aldım elinden önüne geçtim. Kızı arkama saklayıp önüne siper ettim kendimi.
"Ne yapıyorsun sen!" Diyerek bağırdım herkes de bu tepkimle bi aydınlanma yaşamış olacak ki ayaklandı.
Adamla sözlü tartışma içine girdik beni gönderemeyeceğini anlayıp cebinden çakı çıkardı. Elindeki çakıyı kolunu sertçe arkaya kırarak aldım. Hala çocuğun üzerine giderken onu korumak için öne atıldığımda alnımda bi sıcaklık hissetsem de umurumda olmadı. Adam arkasına bile dönmeden kaçarken kızı arabama bindirip hastaneye götürdüm. Adının Nazlı öğrendiğim kızın amcasıydı bu adam da maalesef! Bedenindeki yaraları sarardık elbet peki ya ruhu? Kızla özel olarak ilgilendim. Allah'a şükür durumu iyiydi. İfadem için emniyete gitmem gerektiğini söylemişlerdi.
Araba durduğunda geldiğimiz yer Aslan'ın çalıştığı yerdi. Umarım karşılaşmayız diyerek adımladım. İki kat çıktık, bana eşlik eden memur "Komiserim sabahki trafik kavgasında olayın şahidi ve çocuğu kurtaran Toprak hanım." demişti birine.
Kafamı çevirdiğimde Aslan'la göz göze geldim. Daha iki dakika önce karşılaşmayız inşallah diye dua ettiğim adam şuan tam da karşımda bana alev saçan gözlerle bakıyordu. Kaşları mı? O hep çatıktı.
Elindeki dosyayı hışımla masaya bırakıp yanıma doğru adımlamaya başladı.
"İyi misin?"
Kakülümle kaşımı kapattığım için yara görünmüyordu buna da istinaden "İyiyim" dedim düz bir sesle.
"Zanlı tutuklandı nezarethanede." diyerek ek bilgi verdi memur.
Aslan memura döndü, ''Olayın mbs görüntülerini bulun hemen!''
Sinirle bağırıp odasına gittiğinde bende memura ifademi vermeye başladım.
Ne bekliyordum benim için endişelenmesini mi? Kuru bir "iyi misin?" den başka bir şey dememişti zaten ne diyecekti biz yabancı değil miydik?
Dakikalar sonra Aslan çıktı odadan elinde birkaç dosyayla, "Teşhis için iniyoruz." diyerek resmi memura emir verdi, yani bana da.
Paşa Paşa takip ettim onları, alt kata indik siyah monitörlerle dolu bir odaya girdim büyük bir cam arkasında da üç adam vardı.
"Hangisi?" dedi Aslan her zamankinden gergin sesiyle, bu hali iştendir diye geçirdim içimden.
''Ortadaki.'' dedim düz sesle keşke hayattaki kötü insanlar ölseydi bi çocuğa el kaldıracak kadar aciz insanlar yaşamayı da hak etmiyordu.
Aslan başıyla memura emir verdi kendisi de sorgu odasına girdi yüzüme bile bakmadan.
Resmi memur "Buyurun çıkalım." dediğinde ona baş sallayıp çıktım odadan, içeriden gelen feryat ve ağlama seslerine kafamı çevirdim aniden, kaşlarımı çattım istemsiz.
''Aslan komiser yine modunda.'' gibi birkaç cümle çalınmıştı kulağıma.
Yanımdaki memur bana dönüp ''Normaldir.'' dediğinde aldırmadan yoluma devam ettim.
Raporlar imza için biraz beklettiler beni. Anlamsızca herkes bana bakıyordu. Çocuğun durumunu merak edip hastaneden aldığım numarayı aradım. Durumu iyiymiş yetiştirme yurdu ile iletişime geçmişler. Kapadım telefonu ve çantama attım.
Etrafta bir hareketlilik olduğunda başımı çevirdim. Başkomiserim diyerek selam verdikleri otuzlu yaşlardaki sarışın adam tam karşımda durdu.
"Doktor hanımı hala ne bekletiyoruz çıkmadı mı sonuç?"
"Aslan komiserim sorguda."
Adam başını salladı ''Ben Serkan.'' diyerek elini uzattı. Havadaki elini sıkıp ismimi söyledim.
''Buyurun sorgu bitene kadar odamda misafir edeyim sizi.'' demişti kibarca.
''Yok burası iyi teşekkürler.'' Zaten eve gitmek istiyordum ve sohbet edecek havamda değildim.
''Yaptığınız şey takdir edilesi, her vatandaş sizin kadar duyarlı olsa keşke.''
''Keşke.'' diyerek fısıldayıp başımı çevirdiğimde bizi izleyen Aslan'ı gördüm ne zamandır oradaydı acaba? Onu gördüğümü fark edince yanımıza geldi.
"Sorgu tamam mahkemeye sevk edilecek birazdan."
Elinin üstündeki yaralara gitti gözüm ne zaman olmuştu nasıl olmuştu? Kendimi tutmam gerekirken Aslan'ın elini tuttum.
Endişeyle baktım ellerine ardından gözlerine, ''Ne oldu eline?''
Diğer eliyle kakülümü kulağımın arkasına sıkıştırıp.
"Buraya ne oldu?" dedi. Karşılık verir gibi hesap sorar gibi cevabını biliyormuş, bana kızgınmış gibi....
Bir polisten bir şey gizlemeye çalışmak o an anladım ki çok aptalcaymış. Gözlerim gittikçe onun yeşillerine kapılırken Serkan şaşkınca sordu.
''Siz tanışıyor musunuz?''
Burası onun iş yeri ve onun cevabını duymak istiyordum benim gibi ''Nişanlım." diyebilecek miydi? Yaralı eliyle elimi sıkıca kavrayıp gözlerime baktı.
''Nişanlım.'' dedi bastıra bastıra. O kadar güzel söylemişti ki bunu çok hoşuma gitmişti ki bu durum. Başımı çevirdiğimde herkesin de bizi izlediğini gördüm.
''Durumu bildirirsiniz önemli bir şey olunca da arayın, iyi akşamlar.'' dedi. Şok olmuştum herkesin içinde, kimse bir şey bilmezken tutmuştu elimi sıkıca. O kadar farklı hissediyorum ki koca kalabalık merkezi el ele herkes bize bakarken çıktık. Arabaya bindik gaza bastı içimdeki hisleri kötü şeye çevirmesinden o kadar korkuyordum ki. Aslan ilk defa seninle susmak istiyorum. Susalım olur mu?
"Keşke bana haber verseydin.''
Aslan iç sesimi duyup hayır mı dedi acaba?
"Rahatsız etmek istemedim."
"Benim işim bu rahatsız etmezdin."
Haklıydı ama elim telefona giderken vazgeçmem için de sebepler vardı. Hala ona kırgındım.
"Halloldu.'' dedim ruhsuzca.
"Hallolurken sana bir şey olabilirdi ama."
"Olmadı."
"Haklısın." dedi o da soğuk sesiyle
Telefonu çalmıştı Aslan'ın Zelal abla arıyordu.
"Efendim yenge?" diyerek açtı dinlemiyormuş gibi yaptım.
"Aslan neredesin yengem?"
"İşten çıktım geliyorum yenge aslanım nasıl benim" diyerek Güneş'i sordu dinlemiyormuş gibi yapıp dinliyordum ama neyse.
"Aslan bende onu diyecektim sana zahmet ama Güneş'in bezi pudrası ve ilaçları bitmiş alır mısın yengem?"
"Tamam yenge hangi bez ilâçlar hangileri?"
Zelal abla gerekli şeyleri söyledi Aslan o kadar anlamıyor gibi bakıyordu ki müdahale etmemek için zor duruyordum.
"Ben sana fotoğraflarını atarım da dur şey diyeceğim Toprak'ı da ne yap et yemeğe getir özledik biz sende özledin de neyse."
Ne ne Aslan beni mi özlemiş hayatta inanmam ne diyordu Zelal abla böyle? Hala yolu izliyor gibi yapıyordum kalbim her an daha fazla atıyordu. Aslan hemen lafını kesip
"İlaç neydi yenge?" diye sordu. Araya girdim.
"Ben biliyorum Zelal abla tamamdır alırız." dedim
"Aaa Toprak sen orada mıydın siz buluştunuz mu ay güzellerim benim Toprak bak akşama bize gel bekliyoruz."
"Peki Zelal abla selam söyle herkese geliyoruz." dedim
Telefonu kapattığımızda yüzümde gülümseme vardı. Dayanamayıp sordum.
''Sen beni özledin mi?''
Bakışları beni bulduğunda dudakları kıvrılmıştı. Tekrar yola döndü.
''Özledim.''
Özledim mi? Beni mi özledi şimdi? Benimle alay mı ediyor acaba. Bi eczanede durdu "Sen bekle ben alıp geleyim." desem de Aslan'da geldi. Girdik içeri gerekli şeyleri aldık daha sonra yandaki avm ye girdik. Bir oyuncak görmüştüm aldım onu da Güneş'e Aslan garip garip bakıyordu
"Onu sevmez seni seviyor o.'' dedi ne tatlıydı bunu söylerken.
''Bende.'' diye fısıldadığında şaşkınca havalandı kaşlarım.
''Bir şey mi dedin?''
''Hayır.''
Başımı salladım, ''Hadi bizim paşaya bir şeyler alıp çıkalım, Güneş bey bekletilmeye gelmez.''
Gülümsedim. Alışveriş bitmişti tüm paketleri Aslan aldı geçtik arabaya. Konuşma frekansını yakalayamamıştık birbirimizin bir türlü, zaten gerek de yoktu yabancı kalmalıydık birbirimize.
Eve geldik o kadar sıcak karşıladılar ki beni hava yağmurlu olduğu için salona geçtik Güneş oyuncakları ile oynuyordu Aslan'dan önce hamle yapıp hemen yanına gittim "da da" diyerek kollarını açmıştı bile kucakladım hemen "Seni çok özledim" diyerek öpücüklere boğdum kafamı çevirdiğimde ailesi bizi izliyordu Aslan da dahil kendime gelmem lazımdı aklımı kaybettim çocuğu görünce.
Koltuklardan birine oturdum nasılsın iyi misinli başlayan sohbet faslına geçtik
Çok sıcak iç içe bir aileydi imreniyordum onlara hatta bazen Aslan'ı kıskanıyordum.
Fesat bir kıskançlık değildi ama napayım işte kıskanıyorum.
Evde çalışan orta yaşlı bir kadın geldi salona. "Hanım ağam Karahanlıların düğününe icabet edecek misiniz?" Aslan'ın ailesi buralarda sözü geçen saygın bir aileydi. Annesi "O bu akşam mıydı biz unuttuk onu eyvah." diye yakınıyordu. Babası da "Gitmemek olmaz şimdi hadi hazırlanın gidelim." demişti Zelal abla da katıldı kayınpederine. "Evet baba onlar bize geldi gitmemek olmaz." diyordu tanıdıklardı belli. Bense sadece onları dinliyordum.
Zelal abla birden bana yöneldi. "Hadi Toprak gel hazırlanalım." diyerek tuttu bileğimi.
"Yok Zelal abla ben otele geçeyim." diye reddettim
Aslan'ın annesi itiraz etti hemen. "Olur mu kızım, hem görmüş olursun buraların düğününü sizinkine ne kaldı şurada hem gelinimizi de el alem görmüş olur." diyerek sırtımı sıvazlamıştı.
"Lütfen yenge sende gel arkadaşlarımla tanıştırmak istiyorum seni" diye bi ısrar da Yaren'den gelmişti kafa salladım mecburen Zülüf tuttu kolumdan. "Hadi hazırlanalım." diyerek heyecanla odasına götürdü beni.
Zülüf'le çok iyi anlaşıyorduk artık, aramızdaki muhabbet iyiydi. Dolabını açtı yatağa serdi tüm eşyalarını Zelal abla da gelmişti hep berber hazırlıyorduk.
Üzerime kırmızı bir elbise uzattı Zülüf, bana önerdikleri tüm elbiseleri reddedip içlerinden sade bir elbise aldım.
Hepimiz hazırdık çıktık odadan üzerime siyah parkamı da aldım. Salona adımladığımda siyah gömlekli Aslan'ı görmüştüm. Genelde koyu renkler giyiyordu ama bu kez daha özenliydi alnına düşmüş bir kaç tel saçı vardı Güneş'le oynamış diye geçirdim içimden.
Aslan'ın bakışları beni bulurken hızlıca çektim gözlerimi. Meryem hanım bize bakarak sevecen bir şekilde konuştu. "Benim kızlarım ne güzel olmuş." Gülümseyerek karşılık verdim bende.
Düğünün sesi evi doldururken Zelal abla
"Yasemin canım Güneş'i Aslan'ın odasına alır mısın düğün sesi oraya varmaz." diyordu
Kız baş salladı ve içeriye geçti. Herkes hazırdı. Konağın önüne çıktık Zülüf'ün takip edip arabaya binecekken bana yer vermeyip "Abimin arabasına bin sen canım." diyerek hınzırca gülmüştü. Mal gibi ortada kalmamak için ölüm sessizliği yaşadığım arabaya adımladım. Aslan'da yanımdaydı. Kapıyı açıp binecekken bileğimden tuttu nazikçe. Elimi kavrayıp parmağıma yüzüğü taktı. Ben yüzüğü nerede unutmuştum sahi?
''Nerden buldun?'' dedim hayretle, ''Nerede düşürmüşüm ki?''
''Banyoda.'' diyerek yüzüğü parmağıma itti. Elimi çekmek isterken aramızdaki az mesafe kalbimin teklemesine neden oluyordu. Bir de temas çok değişikti bu durum. Aslan yüzlerimiz arasında sallayan saçımı kulağımın arkasına sıkıştırıp fısıldadı.
''Çok güzel olmuşsun.''
Ne diyeceğimi bilemedim bir süre. ''Düğüne geç kalmayalım.'' dedim kısık sesle. Ardından arabaya bindim. Derin bir nefes aldım, göğsüm heyecandan inip kalkıyordu. Aslan'da dışarıda dikilmeyi bırakıp direksiyona geçti. Yüzümdeki anlamsız tebessümü sildim hemen.
Aslan bana bir bakış atıp arabayı çalıştırdı. Kaçamak bakışlarımı ona attığımda gülümsediğini çok net görmüştüm. Heyecanla başımı cama yasladım, bu adamı anlayamıyordum. Neden hoşuma gidiyordu ki?
Dakikalar sonra görkemli bir düğün salonuna geldik. Aslan arabayı park etti, beraberce indik. Çok kalabalıktı etraf. İçeriye adımlayacakken Aslan ondan hiç beklemediğim bir hareket yaparak beni kendine çekip elini belime doladı. Sırtım sert göğsüne değiyordu.
''Ne yapıyorsun Aslan?''
''Nişanlımla düğüne gidiyorum.'' diyerek hiç oralı olmadan yürümeye başladı. Eşlik ettim. Bu hareketi neden hoşuma gitmişti ki benim.
Salona girip bize el sallayan insanların yanına gittik. Aslan'ın ailesi için ayrılan masaya oturduk. Aslan hemen yanıma oturmuştu.
Düğünde olan herkes bize bakıyormuş gibime geliyordu Zülüf'e dönüp
"Neden bize bakıyorlar?" Dedim
"Bize değil sana ve Aslan abime bakıyorlar." diyerek kıkırdadı.
Bu aile beni sinir etmeye yemin mi etmişti bu akşam?
Kapıdan giren abime baktım, diğer giren aile üyeleriyle yüzüm düşerken yanımıza geliyorlardı herkes ayaklandı karşılamak için.
Bende mecburen kalktım hiç istemiyordum onlara selam vermek. Sıkıntılı bir nefes verdim havaya. Aslan kulağıma eğildiğinde şaşkınca ona döndüm. Yüzüm yüzüne değmişti çekmedim.
"Hiçbir şeye mecbur değilsin içinden geçeni yap sadece." diye fısıldadı. Bu zor durumdan onun bu sözleriyle cesaret almıştım, nerden anlamıştı bu kadar çekindiğimi?
Onlar yanımıza gelirken Zülüf ve Abim ailelerin elini öptü, bakışlar bende toplanırken Aslan yanıma gelmiş güçlü duruşuyla bakışları eritip;
"E hadi buyurun.'' demişti, bu gece minnettardım ona.
Abimle sarıldık sadece diğerleri ile muhatap olmadım. Zümrüt de herkes buradayken laf edememişti. Ellerimi masanın altına aldım titriyordu stresten kendime engel olamıyordum annem gelince aklıma ben kötü oluyordum. Soğuk ellerimim üstünde bir sıcaklık hissettim Aslan öyle şefkatle ısıtmıştı ki, bakışıyla da "ben buradayım hiçbir şey olmayacak." diyordu adeta.
Elini elimden çekerken boşlukta kalmış gibi hissetsem de bi arkadaşı masaya gelmişti onun için ayaklandı.
Aslan bu gece çok başkaydı.
Düğün ilerlerken birileri masaya hep gelip gidiyordu hep beni de "Aslan'ın nişanlısı" olarak tanıtıyorlardı.
Takım elbiseli bir adam geldi masaya
"Merhaba Aslan." diyerek selâmlamıştılar Aslan'ın yüz ifadesinden pek de hoşlanmadığı biri olduğunu anladım.
Bakışları beni bulurken gözleri bana takılı kaldı.
''Toprak hanım?'' diyerek sordu şaşkınca.
''Buyurun benim.'' dedim düz bir sesle.
İşaret parmağını uzattı, ''Arel hastanesinin kalp cerrahı?'' dedi yineler gibi. Hala şaşkındı.
''Eski kalp cerrahı.'' diyerek düzelttim cümlesini.
''Bakın sizi unutmamışım.'' dedi gülümseyerek.
''Kusura bakmayın ama ben sizi çıkaramadım.''
Elini uzattı, ''Erhan Demiray, Demiray hastanelerinin sahibiyim.''
Elini sıkıp memnun olduğumu söyledim. Masadakiler de hala bize bakıyordu.
''Sizin ne işiniz var burada? Düğün sahibi tanıdık mı?''
Yanımda duran Aslan'a baktım gülümseyerek. Aslan'da sıkıntılı halini kenara iterek bana baktı.
''Nişanlımın yanındayım.'' dedim mutlulukla. Neden bunu söylerken mutluydum ki?
''Ni- nişanlınız mı? Aslan siz nişanlı mısınız?'' diye sordu hayretle. Aslan elimi kavradı güven veren bir şekilde.
''Evet Erhan merak etme düğüne çağırırız.''
Erhan nedensiz bir gerginliğe bürünmüştü.
''Harika bir nişanlın var, çok iyi bir doktor ve çok gü-''
Aslan sözünü kesti hemen, ''Evet Erhan nişanlım çok başarılı bir doktor, gurur duyuyorum onunla.''
Adama gıcık olduğu için bunları söylese de hoşuma gitmişti.
''E Toprak hanım çalışıyor musunuz?'' dedi Erhan tekrar bana dönerek.
''Hayır.'' dedim ciddiyetle. Cebinden bir kart çıkarıp bana uzattı.
''Bizimle çalışırsanız çok mutlu olurum.'' Nezaketen aldım kartı, güzel bir teklifti.
"Siz düşünün ulaşın bana güzel haberlerinizi bekliyorum." diyerek uzaklaştı.
Aslan' baktığımda saçını kaşıdı gergin ve sinirliydi, bu adamdan hiç hoşlanmıyordu. Çiftler için dans müziği çalmaya başladığında Zelal abla ve Berzan abi kalktı, ardından abimle Zülüf'te ayaklandı. Aslan'ın bana dans teklifi etmesini beklemiyordum elbette.
''Dans edelim mi?''
Aslan'ın ani teklifiyle şaşırarak baktım ona. Ardından başımla onaylayıp kalktım. Piste adımladık ellerimi nereye koyacağımı bilmedim bir süre. Aslan kibarca bileklerimi tutup boynunda birleştirdi ardından kendi elini belime doladı. Göğüslerimiz birleşmişti, bu temas anlamsızca hoşuma gidiyordu.
Gözlerine bakmaya cesaret bulamadım o sıra kendimde. Düğün salonunu duvarlarındaki işlemeleri incelemeye başladım.
''Utanıyor musun sen?''
''Yo ne münasebet.''
''Hiç dans etmedin mi daha önce?''
Yalan söylemeye ne gerek vardı ki, ''Etmedim.'' dedim açıkça. Gözlerimi gözlerine doladı o sırada. Memnun bir ifadeyle dudakları kıvrıldı. Hiç dans etmemiş olmam hoşuna gitmişti.
Ensesinde duran ellerim yaramaz bir çocuk gibi hareketlenmeye başladı. Ensesindeki saçlara dokundum. Yumuşacıktı çaktırmadan yaptığımı düşünerek devam ettim bir süre.
''Saçlarımı sevdin sanırım?''
Utançla ellerimi geriye çekmeye çalıştığımda bileklerimi tutup tekrar boynuna götürdü. Önüme dökülen saçları okşayarak yüzümü açtı. Elleri hala saçlarımdaydı.
''Bende sevdim Merih.'' dedi puslu bir sesle.
Bu sesindeki tınıdan saçlarımı mı yoksa beni mi sevdiğini anlamamıştım. Zaten neden sevsindi ki? Daha çok yeni tanıştık, saçmaydı bu.
Dansın ardından oturduk masaya. Büyükler masadan kalkıp başka masaya geçtiler biz gençler kaldık. Zehra hemen Aslan'a ilgisini göstermeye başlamıştı.
''E Aslan işler nasıl?''
''İyi Zehra her zamanki gibi.'' dedi Aslan soğukça. Aslan mesafeli dursa da kız yapışıyordu adama. Aslan'da koca adamdı kendisi rahatsız olmuyordu demek.
Sinirle gözlerimi çektim onlardan. Zülüf ve abimin aşk bakışlarını gördüm Zelal abla ile sohbet etmeye başladık. Zehra'nın tiz kahkahası kulaklarımı çizerken sinirle kapadım gözlerimi. Kahkahalarla sohbet edecek kadar yakın olmaları canımı acayip sıkmıştı.
''Ben lavaboya gidiyorum.'' diye fısıldadım Zelal ablanın kulağına. Masadaki çantamı kavrayıp içeriye geçtim. Zülüf ve Zelal abla da peşimden gelmişti.
"Ne oldu güzelim?" diyerek endişeyle sordu Zelal abla. Soğuk suyu enseme götürdüm.
"Hiç biraz daraldım."
Çıktık lavabodan gördüğüm manzarayla, düğün salonunu trabzanlarına tutundum.
"Toprak iyi misin?" dedi Zelal abla.
Zehra başını Aslan'ın omzuna yaslamıştı. Aslan'ın arkası dönüktü gayet samimilerdi. Gözlerim dolmuştu, biraz önce bana neler diyen adam şimdi başka kadınla... "Kıza bak ya bu ne rahatlık.'' Zülüf'ün söylediği şeyle zor tuttuğum bir yaş aktı gözümden.
''Ben otele geçiyorum, iyi akşamlar.'' diyerek çıkışa adımladım. Herkes nişanlısı olan adamla başka bir kadının samimiyetini görüyordu, peki benim gururum ne oluyordu? Yok oluyordu!
Zelal abla ve Zülüf arkamdan seslerse de duymadım düğün alanına inerken Erhan beyin yanına adımladım.
"Erhan bey ben teklifiniz için teşekkür ederim ama üzgünüm kabul edemem" diyerek hızla çıktım düğün alanından.
Zelal abla geldi hemen yanıma.
"Toprak şimdi bizim eve gidiyorsun sakın otele başka bi yere değil bizim eve tamam mı konuşacağız söz ver bana iyi değilsin söz ver."
Cevap verecek gücüm yoktu baş salladım sadece. İçinde şoför olan arabaya geçtim. Zelal abla ayarlamıştı hemen. Konağa gelince indim. Evin yardımcıları beni görünce selam verdiler. Karışlık verdim bende. Güneş'in nerede olduğunu sorup öğrendim. Yavaşça çıktım merdivenleri, kapıyı usulca açtım buram buram Aslan kokuyordu bu oda ondan kaçarken yine ona tutuldum. Beşiğinde uyuyan Güneş'e baktım. Melekti adeta dakikalarca onu izledim, sessizce ağladım buna engel olamamıştım.
Benim yanımda olduğu için içimde bir şeyler yeşerirken, yine berbat bir şekilde yok etmişti o duygularımı. Ama yine o kokan yerdeydim. Aslan'ın yatağının ucuna uzandım buram Aslandı. Gözyaşlarım yastığı ıslatırken o güzel büyülü kokuya bıraktım kendimi...