Jugador'un öfkesi

1782 Words
Jugador hiçbir zaman kendi gezegeninden yani AG37 gezegeninden dışarı çıkmamıştı, çıkmayı da düşünmüyordu. Görevlendirdiği iki elçisi onun için dünyaya ya da diğer gezegenlere gidip taze insan kanı getiriyordu ama kendileri için avlanmaları yasaktı. Halinden oldukça memnundu. Lakin kendi kurallarının çiğnenmesinden hiç de haz etmezdi, sürünün en yaşlı üyesi olan Jugador'un aklına giriyordu Oddet ve beni kendi gezegenime geri çağırmasını istiyordu. Geleceği görebilen Odett'in aile üyesi olan Vex'i yanına çağırdı, ondan gelecekte neler olacağını öğrenmek istiyordu. Vex de tıpkı Odett gibi benden hiç hoşlanmıyordu. Bende onlardan, hislerimiz karşılıklıydı. Vex onların isteklerini yerini getirdi. Ordumu kurduğumu, artık Dünyada yaşayacağımı ve buradan bir daha dönmeyeceğimi söyledi. Böylelikle Jugador benim yaptığı her şeyden haberdardı ve fikirlerim onu oldukça rahatsız etmişti. Vex gördüğü her ayrıntıyı söylemekle kalmayıp aşık olduğumu da söylemişti. Bunu duyunca çok sinirlenmişti Jugador onun kurallarıydı, Vex'in gördüğü fakat söylemek istemediği önemli bir şey vardı o da benim artık hayvan kanı ile de besleniyor olmamdı. Bunu saklamak istemesindeki amacı Jugador'un beni yok etme düşüncesiydi. Öfkesinden çılgına dönen Jugador gözleriyle çevresindeki herkesin acı hissetmesini sağlıyordu. Fiziksel gücünün yanı sıra bu güç ona zevk veriyordu. Jugador yanındaki en güçlü kadın olan Odett'e emir verdi, beni gezegenime geri getirecek ve öldürecekti aksi takdirde Odett'in canını alacaktı. Bunun için dünyaya kendi dünyasından bir elçi yolladı. Bu elçinin amacı beni vazgeçirmekti dünyada kalmaktan aksi halde öleceğimi söylemek için dünyaya gelmişti. Bu gelen Elçi birkaç gündür dünyada olmasına rağmen dünyanın zengine kanıp benim peşime düşmeyi unutmuştu. Bunun üzerine Odett ona bir uyarı gönderdi, elçinin özelliği olan doyum güdüsünü ondan almıştı, insan kanı içmemeye yeminli bir vampirdi. Çok acı çekiyordu, işini yerine getirmesi için onu eski haline getirdi. İyi koku alan elçinin beni bulması uzun sürmemişti, film izlediğimiz o akşam bizi gözetleyen o idi. Amor'u uyuttuktan sonra dışarı çıktım ve bu elçi hala buradaydı onun enerjisini hissede biliyordum. Ortaya çıkması için seslendim, amacının ne olduğunu biliyordum yine de öğrenmek istediğimi söyledim. Bunun için buradaydı zaten çok fazla uğraştırmamıştı beni. Odett'den oldukça korkmuştu belliydi her halinden. Ona bura da çiğnediğim bir kural olmadığını, insanlara zarar vermediğimi, onları öldürmediğimi sadece dönüştürdüğümü ve burada kalmaya kararlı olduğumu söyledim. Beni istemediğim bir şeye zorlayamazdı. Ne kadar inat bir vampir olduğumun farkındaydı beni tanıyordu. Onu ikna etmeyi başarmıştım. Gezegene geri döndü, Odett'e olan biten her şeyi anlattı. Odett onu sabırla dinledikten sonra kafasını kopardı. Böyle emir almıştı ama onu öldürmesinin asıl sebebi Jugador'un bilmemesi gereken gerçeklerdi. Oysa Jugador bunu bilse de kararı aynı olacaktı onu hafife alıyordu, işte bu düşünce yüzünden Odett kendi sonunu hazırlıyordu bilmeden. Jugador kurallara düşkün asla dışına çıkmayacak bir baş vampirdi. Bunları öğrenirse ne Odett'i ne de Vex'i yaşatmazdı. Beni zaten öldürmek için bahane arıyordu. Ona istediğini veriyorum artık bahane değil bir sebebi vardı. Tam ağzımı açıp onunla konuşacağım sıra bir söz sana engel oldu. O iki yavru kuş dedi bir adam yayvan bir ağızda irkildim hayır bunu bir kez daha yaşayamazsın nokta hayır gözlerimi ondan ayırdım ve arkasındaki kişiye doğru baktım. Yüzünde iğrenç bir sırıtış vardı. Karen de oraya bakmıştı nokta kaşlarını çattı ne istiyorsun? Diye sordu atarlı bir sesle nokta hemen onu kolundan tutup arkama çektim. Neler olacağını biliyordum. Buna engel olacaktım. Adama bir kaç adım attım ve yanına varınca tüm gücümle bacak arasına tekme attım. Ooo iğrenç pisliğin gözü ekşidi acıyla ve elleri hemen tek mi attığım yerini tuttu iki büklüm olup yere çökünce zamanımızın olmadığının bilincinde olarak arkamı döndüm ve bana hayranlıkla bakan kadına baktım. Hızlı adımlarla yanına gidip bileğinden tuttum. Bana güveniyor musun? Dedim gözlerine bakarak. Elbette dedi hiç düşünmeden nokta ölmek istedim ama oturup acı çekecek zamanımız yoktu. Öyle seni diyorsam onu yap. Dedim ve adamın geldiği yönün aksi tarafına doğru koşmaya başladı. O da kolundan tuttuğum dan ve bana güvendiğinden hemen eşlik etmişti bana nokta koca sokakta yalnızca bizim adım seslerimiz varken bağırış çağırış sesleri de onlara eşlik etmeye başladı. Hızlımı arttırdım. Buradan çıkmalıydık. Karen sert bir şekilde yere düşünce Ben de onu sıkı tuttuğundan hemen ilerisine düştüm. Dizlerim sert bir şekilde yere çarptığında dinledim ama kendimi umursamadan hemen ona baktım. Yerden kalkmaya çalışıyordu. İyi misin? Dedi bana. Nefes nefese yedik adamların sesleri yaklaşırken acele ile ayağa kalktım ve arkamıza baktım. Lanet ettim geç kalmıştık. O da o da kalktı ve damlara baktı nokta göbekli bir adam elinde tuttuğu çakı ile bize birkaç adım attı. Aramızda yalnızdır birkaç adım mesafe vardı. Yutkunamadım. Çabucak kareni kolundan tutup arkama çektim. Buna engel olmaya çalıştığı sıra gözlerine baktım Güven bana dediğimde ses etmeden arkama geçti. Gözlerim hemen ona o adama geri döndü. Arkasında bir adam daha vardı Ve biraz sonra hoşuma gitmişti. Yüzüme serin bir Meltem dokununca yumdum gözlerimi çabucak açtım bir şeyler öğrenecek olması gerekiyordu değil mi. Ben kendi öğrenecekler imden korkuyordum. Derin bir nefes aldı ve gözleri gözlerimden aşağıya indi. Bu biraz acıtacak dedi. Sorun değildi ki. Ben tepki vermeyince baştaki evini oyununu attı ve gardını açacak şekilde aşağı kaydırdı diğerlerini uzun olan iğneyi açtığı boynuna doğru indirdi. Hissettiğim ince sesiyle bir nefes çekerek avuçlarım arasında kayboldu sıktığım iğne ile biraz daha bastırınca dolan gözlerim yıl dişlerimi de sıktım. Bu arada, hiç not almamıştım bu süre zarfında nokta Ali kartla konuşmamıştık bu konuyu çünkü onu neredeyse hiç görememiştim. Göreve gitmiş diye duydum O kadar. Zar atarken haberleşme miz dışında sesi sedası yoktu. Gerçi çok da önemli değildi. Bir adım sonrasını düşünmeden anlık yaşayan fiilleri ser biliyordum. Öyleyse daha iyiydi. Ama o notları kimin gönderdiğini gerçekten bilmediğim bir konuydu. Kimse bilemezdi bunu. Ben mi ondan başka nokta bir kez daha nefeslendim ve yerimden kalkıp çekmecedeki zarfı aldım. Geç uyandığım için acele ile çıkmıştı ve zarf atamamış tüm nokta telefonumu da alıp parka Aziz Emine oturdum. Çabucak alucard e mesaj attım. Neden sarf atma zamanının önemli olduğunu anlamamıştım ama alucard bu konuda oldukça ciddi ve disiplinli davranıyordu. İş olmasına rağmen hemen mesajıma dönmesinden anlamıştım. Zarf atıyordum yani zarf kelimesi aslında bir zar yani altılı bir zar olduğu anlamına geliyordu. Zarf diyorduk kendi aramızda böyle anlaşıyorduk. Mesajına cevap olarak zar atıyorum. Yazıp gönderdim. Aradan birkaç saniye geçmeden dönüş yaptı hemen nokta bekle nokta onu sildim ve önümdeki boş duvara diktim gözlerini. Bazen bana birkaç dakika sonra atmamı söylüyordu ama genelde Atıl bildiğim anda atıyordum anında nokta güldüm. Nedenini bilmiyordum ama canım gülmek istemişti. Ben de öyle yaptım. Nede garip bir durumun içine düşmüştüm böyle! Düşünmüyor olsan da farkındaydım her şeyim yok da mesela şu an devletin illegal yürüttüğü Bir işe girmek için eğitim alıyordum. Bana suçluları öldürdüklerini söylemiyorlar da ama içimden bir ses durumun yalnızca bundan ibaret olmadığına dair fısıldıyordu. Ve içindeki durumun yalnızca bundan ibaret olmadığını anlıyordum içine düştüm bu durum SS güvenmem gerektiğini çok zamanlardır anlamıştım. Ah, ne de geç kalmıştım ama bunu anlamak da nokta deli gibi kendi kendime güleceğini at hadi küpü nokta duyduğum kalın sesli dalgınlığıma gelip irkildim. Gözlerim, hemen yanımda oturan halükarda döndü. Onun da mavi gözleri benim gözlerimi buldu. Yorgun görünüyordu. Umursamadan önüme döndüm ve avucundaki zarı avuç içine saklayıp zemine attım. Noktalar yeşil olurken gülümsedim. 4. Nokta alokart beğenir gibi mırıldandı. İyi nokta güldüm tekrar. Hoş, ne önemi vardı ki tüm bunların. Gün önce çok çirkin oluyorsun. Rahatsız edici gülüyorsun nokta dedi beni yan profilim izlerken nokta yüzüm çevirip ona baktım. Annem de gülmeme sevmezdi ki hiç. Bilmiyorum ki. Dedim bir anda nokta ne diye söylemiştik şimdi böyle bir şeyi. Yüzünde anlam vermediğin bir ifade belirdi ama hemen geçip gitmişti. Derin bir nefes alıp oturduğu yerden kalktı ve bana tepeden baktı. Her zaman olduğu gibi çatık kaşlıydı. Yarın Arena için prova var. Diğerleri yaptı daha önce. Bu yüzden senin de yapman Adil olur. Dedi ve odanın kapısına yöneldi. Salonda bekliyorum. Üstünü değiştirip gel. Hemen sonra odadan çıktı ardından kapıyı da kapatmıştı nefeslendim ne yerimden kalkıp dolaba gittim. Kot pantolon ve sweet girip çıktım hemen telefonumu ve anahtarımı da arka cebime tıktım. Salondaki koltuk da oturmuştu ve Ben salona çekilince bana bakıp ayağa kalktı aramızda hiçbir konuşma geçmezken evden ayrılıp asansöre bindik 1.kat 30'un düğmesine bastı. Ardından elini belime koydu iki aydır buradayım ve buna gerek var mıydı Emin değildim ama ses çıkaramadım. Ason sonra indiğimizde tamamen beyaza boyanmış bir koridora çıkmıştık burası bana bir aralar kaldım akıl hastanesinde anımsat Muş'ta ve hoşuma gitmemişti ki bu nokta kısa koridorun sonundaki yere beyaz kapının önüne geldiğimizde alucard kapının yanındaki ekrana elini koydu. Ekranda beyaz bir ışık yanıp söndükten sonra yeşil ışık yerini aldı ve kapı küçük bir tak sesi ile aralandı. İle konuşmadan kapının içine girdik. Büyük, gri zemin ve kırık beyaz duvarlı bir odaya çıkmıştı. O günden sonra hamuru yalnızca uzaktan görmüştüm. Asla bana bakma yaşına elbette üzülmedim. Umruma bir şeyler olacak kadar akıllı bir kız değildim artık nokta ve o günün üstünden 1 aydan fazla geçmişti. Alokart sürekli bir yerlere gitmiş ben de onu diğer çaylakları ile kendimi etmiştim. Dolu geçtiğini söyleyemezdim zamanlarımın. Zaten aylar yüzyıl gibi gelir olmuştu son dünya zamanıma göre 2 yıldır. Alışmıştım zaten. Sorun etmiyordum derin bir soluk alıp kum torbasına yumrukla Maya başladım. Yerde Duran suyundan Bir yudum aldıktan sonra biraz daha bozulmuş saçlarımın enseme yapışmış tellerini havalandırdı. Terlemişti. Karen diye seslendi arkadan bir ses gözlerim diktiğim koyu renkli zeminden ayıran kişi ile dövüşü biten kişi ya çevirdim. Çenesi kızarmıştı ve mor olacak gibi duruyordu. Kahvaltıya geliyor musun? Başını aşağı yukarı salladım elimdeki pet şişeyi yere bırakmıştım. Eldivenlerimi de çıkarıp kum torbasını dövmekten kızarmış parmaklarımı gördüm. Sonra yanlarından arayıp kafeden çıktım. Çenem ağrıyordu Bir de konuşmak hiç hoş olmuyordu. Asansörü çağırdım sıra alokart yanıma geldi ona bakmadım. Sanırım küstün ha? Dedi bana bakarken nokta onu sildim ama konuşmadım. Şu an kimseyle muhattap olmak istemiyorum. Çenen morarmış dedi bir süre sonra nokta asansörün kapısı açılınca bindik. Çok dolu olmadığı için dip dibe olmamıza gerek kalmamıştır. Bir süre sonra bana verilen evin hatrına gelince asansöre ben çıktım. O da peşimden gelmişti. Umursamamaya çalışarak yürümeye devam ettin evin kapısına vardım. O da yanımda sessiz sessiz ilerliyordu. Ceketimin cebinde ki anahtarı çıkarıp kapıyı açtık nokta gelmesini istemiyordum ama konuşmayı daha çok istemiyordun. Bu yüzden eve girerken beni takip etmesine ses çıkarmadım. Onu görmezden gelerek odaya geçip ceketimi yatağın üstüne bıraktım. Banyo yöneleceğim sırada kolumdan büyük bir elleriyle tutarak durdurdu beni. Gözlerimi kahverengi gözlerine çevirdim. Kaşları çatık the. Bu tavrını sevmezdim dedi düz düz bakarken kaşlarımı çattım. Yani soru işareti dedim umursamaz bir tavırla nokta kaşlarını biraz daha çattı Karen nokta o olanlar için bu tavrı sergileyecek bir kız değilsin. Ne oldu? Nefeslendim. Sonra onu sildim. Az önce temiz dayak yedim ve duş almak istiyordum çünkü terliyim dedim düz sesinle. Elif'in kolundan çekti daha fazla konuşma geçmeden aramızda birkaç temiz kıyafet alıp banyoya girdim. Kısa bir duştan sonra saçlarımı kurutmaya düşünerek üstümü giyinip odaya döndüm. Alokart yatakta sırt üstü uzanmış ve bir elini başının altına koymuştu. Şişkin bazılarına kaydı gözlerimi bir an nokta gözleri beni bulunca ağır adımlarla yanına gidip yatağın üstünde dizlerimi çıktım. Biraz emek verdikten sonra yanına ulaşınca kıyafet üstünden atıp karnına oturdum. Sergilediğim bu davranışa şaşırmış bir hali vardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD