Eudora günlerce okula gitmedi, Amor bu durumdan her geçen gün daha fazla rahatsızlık duyuyordu. Ama Eudora'ya ulaşabileceği hiç bir bilgi yoktu elinde, aradan neredeyse on gün geçmişti oldukça merak etmiş onun için endişelenmişti. Amor her zamanki gittiği bar olan Sexfy'e gitti, işin garip yanı Eudora oradaydı dünyaya ilk geldiğinde de bu bara gelmişti, kalpleri onları bir araya getirmeyi başarmıştı. Eudora'yı içerken gören Amor hemen yanına geldi iyi olup olmadığını sordu, iyiyim, diye yanıt verdi sadece alışık olmadığım şeyler hissettim dedi. Amor bir şey anlamamıştı, aralarında tekrar bir uzaklaşma olsun istemiyordu bu yüzden sessizliğini korudu ve ona kahve teklifinde bulundu. Oldukları bardan Amor evine gitmeyi teklif etmişti. Bu çok cesur bir hareketti, Eudora böyle şeylerin kendisine özgü olduğunu düşündü ve bu teklifi kabul etti. İlk defa birine üstelik bir insana karşı çekimser ve farklı duygular içine girmişti Eudora. Kadehleri bittikten sonra masadan kalktılar, hem yürüyor hem muhabbet ediyorlardı birbirlerini tanımaya çalışıyorlardı. İkisi de bu durumdan keyif aldıkları kahkaha seslerinden anlaşılıyordu. Bir saat boyunca yürüdüler ama zaman onlar için o an itibariyle durmuştu. Eve geldiklerinde Amor kahve hazırlamaya koyuldu tek sarhoş kendisiydi bunun farkına varamayacak kadar sarhoştu. Eudora'ya tuvaletin yerini gösterdi, tuvalette biraz kendisine çeki düzen verdi, bunu hiç yapmamış olması dikkatinden kaçmamıştı. Mutfağa Amor'un yanına geçti, bacaklarını ayırmış oturuyordu Amor'un zihninden geçenleri okudu sevişmek istiyor ve uzun zamandır bu anı beklediği düşüncelerini duydu. Sandalyenin rahatsız edebileceğini, salondaki koltukların rahat ettireceğini söyledi.
Salona geçtiler, ikisininde nefesleri hızlanmıştı birbirleri için deli oluyorlar bir türlü adım atamıyorlardı. Zaten yan yana oturuyorlardı, Eudora biraz daha yaklaştı Amor'a sıradaki hamle Amorundu artık, dudaklarından öpmek için kafasını Eudora'nın kafasına yaklaştırdı, ateşten dudakları kan kırmızısı olmuştu, Eudora'nın dudaklarının soğukluğu Amor'un çok hoşuna gitmişti, zaman o an durmuştu resmen. Elleriyle Eudora'nın önce o incecik belini sonra dolgun kalçalarını kavradı, yavaş yavaş soyunuyorlardı, Amor'un minik dokunuşları, incitmeyen hareketleri, Eudora'nın sabırsız halleri daha fazla beklemek istemeyişi ikisininde karakterini ortaya koyuyordu. Böylesine mükemmel bir vücut daha önce görmemişti Amor, büyülenmişti, uzun öpüşme nin ardından Amor Eudora'yı nazikçe yatırdı ve öperek yavaş yavaş aşağıya doğru ilerledi, o kadar güzel inliyordu ki Eudora Amor bununla bile boşalabilirdi, ikisi de ilk defa s*x yapmıyordu ama bu ikisi içinde çok başka hissettirmişti. Uzun sevişmenin ardından zevkin doruk noktasına çıktıklarında bedenlerinden akan sıvı ikisininde çok rahatlamıştı.
Gecenin bir yarısıydı çok susadığı için uyanmıştı Amor, Eudora'nın bu güzelliği karşısında büyülenmişti tıpkı bir meleği andırıyordu. Kolunda ki dövmeye benzer izi fark etti. Dokunmak için yaklaştı o sırada Eudora uyandı,ne yapıyorsun tepemde, dedi. Kolundaki iz bir dövme mi? Hayır dedi ama ne diyeceğini bilmeyip saçmaladı, evet dövme, çok küçükken yaptırmıştım hala duruyor, dedi. Ne anlama geldiğini öğrenmek için can atıyordu Amor, peki anlamı ne?
Asaleti simgeliyor, ailemin tüm üyelerinde var, olmak zorunda, dedi. Amor'un kafası karışmıştı kocaman açılmış gözleri Eudora'nın gözlerine sabitlenmişti. Saat daha çok erken hadi uyuyalım dedim, belimden sıkıca sarıldı Amor. Kalbinin ne kadar hızlı attığını hissedebiliyordum, ürkek bir ceylanın kalbi gibi. Amor'un sıcaklığı benim kardan farksız tenimi bile ısıtıyordu. Uyumuştu, bunu kalbinin satabil atışlarından anlamıştım. Onu izlemeye daha doğrusu incelemeye başlamıştım nasıl olurda bir insan bu kadar yakın, tanıdık gelebilirdi diye düşünüyordum. Kokusu beni hem susatıyor hem de tahrik ediyordu, çilekli pasta dan bir ısırık alır edasıyla boyuna dişlerimi geçirmemek için kendimi zor tutuyorum. Uyanma vakti geldi sevgilim, ne sevgilim mi kafayı mı yedim ben nerden çıktı bu kelime? Ona bakınca içimdeki tüm buzlar eriyordu lakin gitmem gerekiyordu, yavaşça eğilip dudaklarından öptüm. O kadar ateş doluydu ki dudakları, hiç istemesem de gitmek zorundaydım. Susuzluğum daha fazla bastırmadan saniyeler içinde Amor'un yanından çıktım. Ormana geldiğimde biraz bitkin düşmüştüm uzun zamandır avlanmıyorum, etrafa söyle bir göz gezdirdim bir ceylan, yavru bir ceylan onu korkutmadan yaklaştım, kafasını eğdiği o an susuzluğumu gidermem için en iyi fırsattı.
Hafta sonuydu bu yüzden okul yoktu. Amor'u görmek istiyordum. Bunun için sadece evine gidebilirdim, ona ne açıklama yapacaktım bu düşünceler beni Amor'un yanına gitmekten vazgeçirmişti. Bara gitmeye karar verdim bir kaç kadeh içmek beni gevşetecekti. Her zamankinden biraz farklı hissediyordum bunun sebebini anlayamadım ama bu ben değildim. Bara geldiğimde içerisi ağzına kadar doluydu, insanların benimle yatmak istemeleri beni mutlu ediyordu, içimdeki sürtük ruh bundan zevk alıyordu. Oturdum bir kaç kadeh içtim, saat epey geç olmuştu. Ayaklarım beni Amor'un yanına sürüklüyorlardı, sarhoş değildim istesemde olamazdim. Kendimi bir anda evin kapısının önünde buldum içeride olduğunu duyuyordum. Kafası karışmıştı birşeyler mırıldandıyordu. Sesin kapıya yaklaştığını fark ettim tam gidecekken kapıyı açtı ve bir anda beni karşında görünce şaşırdı. Ne işin var burda diye sordu anlamamış gözlerle ona baktım, masum rolü yapıyordum, yani neden kapıda bekliyorsun çalmadın kapıyı dedi yeni gelmiştim diye geçiştirdim. İçeriye davet etti beni, film izliyordum mısır sever misin dedi. Ben yemek yemiyordum ki buna ne cevap verebilirdim, olur dedim. Anlamış olacak ki mısır yerine iki kadeh ve bir şişe kırmızı şarap getirmişti bunu daha çok sevdim dedim. Önceki gece Amor sarhoş olmuştu ama her şeyi hatırlıyordu belli ki. Şarap dedi teninin kokusuyla birleşince beni mest ediyor, tüm gün boyunca bunu düşündüm. Amor kendi teninin kokusunu bir alsan seni parçalamamak için zor tutuyorum kendimi. Gülümsedi Amor sesli söylemiştim, gözlerine bakamadım bir kaç saniye o sırada beni belimden kavrayıp kendine doğru çekti, masum kızı oynuyordum, dudaklarıma yapıştı öylesine tutkulu öpüşüyorduk ki hiç böyle öpüşmemiştim. Kucağına aldı beni, yatağına götürdü. Öpüşmeye devam ediyorduk, dudaklarım şişmeye başlamıştı, boynumu öpmeye başladı, parmaklarını yalıyordum kafamı aşağıya doğru eğdirdi, onu yalamamı istiyordu, bir anda elinden kurtulup diz çöktüm ve onu yalamaya başladım. Zevk seslerini duyuyordum, yatağa fırlattım onu, yavaşça uzandım arkamı döndüm ve diz çöktüm. Sırtımı öpüyor yavaşça aşağıya iniyordu beni yalamak istiyordu, her istediğine olumlu tepki veriyordum. Nefesim çok hızlanmıştı gözlerimin rengi değişiyordu, Amor'un üzerine çıktım ve kulağına daha sert sikmesini fısıldadım. Ben doyumsuzdum buna rağmen saatlerce sevişebiliyordu benimle, doyum noktasına ulaşmıştı nihayetinde. Yorulmuştu,yanıma uzandı vücuduma öpücükler kondurmaya devam ediyordu. Norveç'e ne zaman geldiğimi sordu, aslında Norveç'in başkenti Oslo'nun 150 kilometre batısında yer alan kasabaya taşındım bu sene, orası küçük olduğundan beni çok bunalttı. Bu yüzden buradayım. Beni daha yakından tanımak istiyordu besbelli. İki insanın sevişmesinden daha fazlası bu. Sorulardan kaçmak için kahve isteyip istemediğini sordum, ve kalkıp kahve yaptım. Ama o ısrarla meraklı çocuk gibi soru sormaya, kim olduğumu öğrenmeye çalışıyordu. Sandalyede oturmuş beni izliyordu, elimde fincan, içinde sert kahve kokusu. Bana soru sormasına izin vermiyordum, derin bir nefes aldıktan sonra kucağına oturdum. Boynuna bir öpücük kondurdum, aslında ben bir uzaylıyım dedim ve kahkaha attı ciddi olduğumu bile söylememiştim çünkü onun dünyasından biri yani bir varlık değildim. Vampir olmak bir insana açıklanamayacak şeydi, vampir kuralları diye bir şey var sonuçta bunu çiğneyemezdim . Karnından gelen gurultuyu duyuyordum galiba acıkmıştı, pizza yemek ister misin diye sordu beni daha önce yemek yerken hiç görmemişti zaten görmesin de istemezdim, olur bir şeyler yiyebiliriz dedim. Telefonu eline aldı pizzacının numarasını çevirdi ve karışık, bol sucuklu bir pizza söyledi senin gibi cool bir insan nasıl sucuklu pizza söyler Aman tanrım Amor. Duş alıp alamayacağımı sordum, bana banyonun yerini gösterdi pizza gelene kadar duşa girmiştim, duştan çıktığımda yemek masası hazırdı. Yemek yedikten sonra Amor'a doğru yaklaştım ve artık gitmem gerektiğini söyledim, Amor Masanın üstünde duran yedek anahtarlarını benim almamı istedi artık evine geldiğimde kapıyı çalmamı istemiyor anahtarlarla kendim girmemi istiyordu. Bu hareketi benim çok hoşuma gitmişti, neden böyle yaptığını anlıyor gibiydim, bana aşık olmuştu. Benim de ona aşık olabileceğim fikri aklımın ucundan daha önce hiç geçmemişti sadece imkansız'ı elde etmeye çalışıyordum. bu kadar cazibeli ve daha önce hiçbir erkeğin davranmadığı gibi davranışı beni ona karşı itmişti, karşı konulamaz güzellikte olduğumu biliyordum Amor Çok bile dayanmıştı buna. anahtarları aldım masanın üzerinden ve hızlıca çıktım evden yediğim ne varsa hepsini bir an önce çıkarmam gerekiyordu çünkü bunlar beni hasta edecekti biliyordum sadece İhtiyacım olan şey Kandı, sadece kan artık insan kanı değil de bir hayvanın kanı ile de beslenebileceğimi biliyordum midemde ne var ne yok çıkardıktan sonra ormana gittim burada minicik bir tavşan vardı, hayır bunun kanı beni kesmeyecek di çok acıkmıştım biraz daha ilerledim ama daha fazla halsiz düşmeye başladım ilk defa miğdeme insanın yediği herhangi bir yiyecek giriyordu sonunda kocaman bir kurt gördüm oldukça iştahlandırmıştı beni. Susuzluğumu giderdikten sonra tekrar şehrin yolunu tuttum, sanki hayvan kanı beni eskisinden daha güçlü kalmıştı, evet biraz daha hızlı susuyordum ama daha güçlü hissediyordum artık. Ormandan dönerken adımlarım yeri titretiyordu, tüm dünya benimmiş gibi, burada kendi ordumu oluşturabilirdim. Ben bu düşüncelerdeyken Amor beni defalarca aramış oldukça endişelenmişti. Onu uzaktan izlemek için karşıdaki evin çatısına çıkmıştım, evde yoktu. Barda olabileceğini düşündüm, görmek istiyordum. Ama hiç bir yerde bulamadım, endişeleniyordum. Evine girdim anahtarlar bendeydi sonuçta, beklemeye başladım. Sabaha karşı kapının açılma sesini duydum. Beni görmemesi için dolabın üzerinde duruyordum. Çok sarhoş ve üzgündü, gözlerinden süzülen o damlalar acıdandı. Düşüncelerini duyabiliyordum, beni düşünüyordu, kötü birşey olup olmadığını merak ediyordu. Canım benim... Ne dedim ben az önce, işte böyle giderek kaptırıyordum kendimi. Koltukta sızmış kalmıştı, o kadar kötü görünüyordu ki gözlerinin altı kızarmış ah küçük sıçanım. Görüşmeyeli on günden fazla olmuştu, her gün onu görmeye evine gidiyordum, beni her gün arıyor ne kadar açmak istesem de kaçıyordum. İki gün seviştiğim bir insan neden beni bu kadar etkilediğini anlamıyordum. Evden çıkıp avlanmak için ormana gidiyordum o sırada Amor karşıma çıktı, onu karşımda görünce elim ayağıma dolaştı her şeyde ve her yerde bu kadar ustayken nasıl olurda bir insanın karşısında acizleniyordum. İyi olduğumu gördüğüne sevinmişti, öfkesi dağları parçalayacak kadar derindi. Söylediği tek şey neden? , olmuştu ve gözlerinden süzülen iki damla yaş. Yapamayacağımı söyledim, gitmek istedim bana sarıldı bırakmamı istemedi. Daha fazla direnemezdim, özür diledim bu kadar hızlı gelişmesi ve hissettiklerim beni korkutmuştu seni incitmek istemiyordum, benimle olmak istiyorsan bana soru sorma sana anlatmamı bekle olurmu dedim. Her şeye rağzıydı. Onu yeni evime götürdüm, sevmişti güzel büyük bir evdi. Gözyaşlarını tutamıyordu Amor, bu sefer mutluluktandı. Birbirimize sarılmış kanepede uzanıyorduk, Amor uyuya kalmıştı. Oldukça huzurlu görünüyordu, dudaklarından öptüm onu çok özlemiştim bu hissi, ait olma galiba bunun adı aşktı.