Karşılıklı kahvelerimizi de içtikten sonra hesabı ödedi Yaman, ardından buradan çıktık. Daha kapının önüne yeni varmıştık ki telefonu çaldı. "Maç için tebrik etmeye aradılar belli ki," dedi telefonu cebinden çıkarmadan. Bana açıklama yapması hoştu, itaatkârca bir davranıştı! Sessiz bir şekilde kalıp onun tebriklerini almasını izlemeye karar verdim, ama arayan kişiyi görünce yüzünün düşmesinden anlamıştım tebrik için aramadığını. "Siktir ya! Ben babama bir şey demeden çıktım oradan, adam beni bekliyordu maç çıkışı için. Bir ara sen, ben ve babamın beraber yemek yiyeceğine dair söz vermiştim ona." Kendine küçük şirin bir yuva yaratmak istiyordu, ve beni de buna dahil etmek isteyecek kadar da yürekli bir adamdı. Küçük ve şirin bir aileye dahil olmak... Ne kadar da tuhaf sözlerdi bunlar,

