Sabah çok erken saatlerde Kızıltepe’ye dönmek için çıktık yola. Buğra’nın annesi yolda yememiz için bir sürü şey hazırlamıştı. Vedalaşmak benim için bile zor oldu, çünkü önümüzde uzun sürecek bir operasyon vardı. Döndüğümüzde sonu vuslattı, ama dönebilmek var mı kaderde o meçhuldü. Her anın tadını çıkararak yaşıyorduk o yüzden. Buğra yolda sürekli, “acıktın mı?, uykun var mı? Mola verelim mi?”diye soruyordu. Çok düşünceli. Gözü arada parmağımda ki yüzüğe kayıyordu, “Karımm” diye sesleniyordu bans sürekli. Ben de gülüyordum. “Sen niye bana sürekli Buğra, hayalet diye sesleniyorsun? Kocam de ağzın alışsın. Bak yoksa o ağzını başka şeylere alıştırırm” diye tehditkar konuşuyordu. “Komutanım” dedim. “Bir de o var değil mi unuttuk onu da, Çağla güzelim yatakta da sik beni Buğra, yala b

