Suyun buharı odayı kaplamış, nefes almayı bile zorlaştırıyordu. Ama içimdeki nefes zaten çoktan Buğra’ya emanetti. Onun o vahşi bakışlarına karşı koyacak gücüm yoktu; tam tersine, daha fazlasını istiyordum. “Yeni başlıyoruz bebeğim,” dediğinde dudaklarımda yarım bir gülümseme belirdi. Ona yaklaşırken kalbim deli gibi atıyordu, ama bu kez korkudan değil, heyecandan. “Tam da istediğim bu…” diye fısıldadım, göğsüne yaslanarak. Ellerim kendi kendine onun omuzlarına kaydı, teninin sıcaklığı avuçlarımı yakıyordu. “Hayaletin karısı olmak neymiş, göstereceğim sana,” dedi Buğra. Gözlerimi kapatıp nefesimi kulağına bıraktım. “Göster hadi,” dedim. Sesim titremiyor, aksine onu daha da kışkırtıyordu. Dudaklarım boynuna değdiğinde, artık geri dönüş yoktu. O anın tüm gerilimini, bütün özlemimi, içim

