Defne, Şahinin öpücüğünden sonra kendini zar zor arabadan dışarı atabildi. Butiğe doğru yürürken heyecandan dili damağına yapışmıştı; nefesi sık, dizlerinin bağı çözülmüş gibiydi. Koşar adımlarla içeri girip ilk iş lavaboya attı kendini. Lavabonun başında musluğu açarken ıslattığı eliyle ensesini sildi, aynaya eğilip dudaklarına baktı. Ruj desen, sanki hiç sürülmemiş gibi tam anlamıyla yok olmuştu. Islak elini serinletici bir tampon gibi kızarmış dudaklarına bastırıp derin bir nefes aldı. “Oha… Adam öpmemiş, yemiş resmen!” diye fısıldadı şaşkınlıkla. Gözleri şişmiş dudaklarına odaklanmışken bir anda kendi yaptığı arsızlık hatırına geldi. “Ayy Allah kahretsin… Adamın kucağında neler yaptım ben öyle!” diye inledi utanarak. Tam o an, altında gitgide daha da belirginleşen sertliği hatırl

