Aslan Miroğlu Hastane odasının ağır ilaç kokusu burnuma dolmaya başlarken gözlerimi güç bela da olsa aralamaya başladım. Başım zonkluyordu, vücudumun her yeri ağırlaşmış gibiydi. Sanki derin bir okyanusun içinden çıkmaya çalışıyor ama tam olarak yüzeye ulaşamıyordum. Tavanı seçebildiğimde nefesimi kontrol etmeye çalıştım. Neredeydim? Ne olmuştu? Sonra aniden hatırladım. Jiyan… Tabut… Silah sesi… Vücudum istemsizce gerildi. Vurulmuştum. Onu korumaya çalışırken önüne atlamıştım ve sonra her şey karman çorman olmuştu. Zorla başımı yana çevirdiğimde odada birinin oturduğunu gördüm. Gözlerimi birkaç kez kırpıştırarak daha net görmeye çalıştım. Adar… Adar, sandalyede oturmuş, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir şekilde gözleri kapalı dinleniyor gibi görünüyordu ama yüzündeki gerginlik hâlâ

