Besna’nın tasarımını bitirip özel bir kutuya koydum. Bizzat kendim teslim etmek istediğim için arabamla konaklarına gittim. Konağın önüne gelince koca ahşap kapıları açtılar. Arabamı devasa avlularına park edip indim. Tam o sırada Bahoz da dışarı çıktı. Beni görünce kaşlarını çattı: “Helbest Hanım, hoş geldiniz.” Gülümseyerek cevap verdim: “Hoş bulduk Bahoz Ağa.” (İnsan bir gülümser ya, bu ne soğukluk be adam!) “Hayırdır, burada işiniz ne?” Gülümsemeye devam ettim: “Besna’nın istediği özel takı takımını getirdim.” Kafasını ‘anladım’ anlamında salladı. “Besna hastanedeydi, bana ver ben ona veririm.” “Öyle mi? Kendim vermeyi planlıyordum... O zaman kendisine iyi günlerde kullanma dileklerimi iletin.” Kutuyu eline verdim. “Ödemesi?” Aaa, doğru... Ödemesi henüz yapılmamıştı ama p

