Bahoz atlarıyla birlikte gözden kaybolduktan sonra Kehribar’a döndüm. Şimdi onu çiftlik evine nasıl götüreceğimi düşünmeye başladım; dağ arabasını burada bırakamazdım. Kehribar’ın gözlerinin içine bakıp usulca konuştum: “Ben arabayla yavaş yavaş gideceğim, sen de arkamdan geliyorsun Kehribar, anlaştık mı?” Sanki ne dediğimi harfi harfine anlamış gibi başını aşağı yukarı salladı. “Aferin benim güzel kızıma.” Alnına sıcak bir öpücük kondurup arabaya doğru yürüdüm. O da hemen peşimden adımlamaya başladı. Sürücü koltuğuna geçip motoru çalıştırdım. Camı sonuna kadar indirip dışarı başımı uzattım: “Var mısın yarışa sarı kız?” Bu sözümü duyar duymaz Kehribar ön ayaklarını havaya kaldırıp neşeyle şaha kalktı. Günlerdir hasta yatan atımı böyle diri ve mutlu görmek içimdeki bütün sıkıntıyı sö

