Azad gülümseyerek hemen yanına gitti, başının üstünden şefkatle öptü. “Senin yemeklerini hiçbir şeye değişmem ana. Dünyanın en iyi şefini getirseler yine senin gibi yemek yapamaz.” Ayşe yenge dayanamayıp gülmeye başladı. “Karın yorulup yemek yapmasın diye böyle şebeklik yaptığını bilmiyoruz sanki!” Ayşe yengenin bu takılmasına hep birlikte güldük. Mutfaktaki o neşeli hava, son zamanlarda üzerimizde biriken bütün yorgunluğu silip götürmüştü adeta. Azad anneciğine biraz daha sarılıp gönlünü aldıktan sonra sofrayı kurmama yardım etti. Büyük yemek masasının etrafında toplandığımızda evde sıcak bir aile havası hakim idi. Etli kuru fasulye ve pilav gerçekten de kapış kapış gitti. Azad ilk tabağını bitirip ikincisini koyarken Ayşe yengeye göz kırptı: “Nasıl olmuş ana? Benim hatun senin elinde

