“Kolay gelsin.” “Sağ ol, yardıma mı geldin?” “Canım sıkıldı içeride, size bakayım dedim. Nasıl yardım edeyim size Roperin?” “Valla sen çay bardaklarını götür.” Bir sürü şey hazırlamışlardı. Bu kadar şeyi kim yiyecekti? Tepsiyi Roperin’in elinden dikkatlice alıp mutfaktan çıktım. Koridordan geçerken tabağın üzerindeki ikramlıklara bakıp kendi kendime gülümsedim; Şırnak misafirperverliği böyle bir şeydi işte, azı olmazdı. Şark odasının ahşap kapısını hafifçe aralayıp içeri adım attığımda ortamdaki o koyu sohbet kısa bir an duraksadı. Büyükler halı kaplı sedirlerde oturmuş, el Yapımı pirinç mırra fincanları ve çaylar eşliğinde koyu bir muhabbete daldı. Azad ise sedirin köşesine kurulmuş, parmaklarının arasında ağır ağır çevirdiği tesbihiyle babasını dinliyordu. Ben içeri girer girmez A

