Yanımdaki adam derin bir nefes aldı. Belli ki bu hikayeyi ezbere biliyordu ama her anlatışında içi yine sızlıyordu. Ses tonu değişti, daha ağır, daha yavaş konuşmaya başladı. “Server Ağa…” dedi, ismi ağzında çevirerek. “Bahoz düştüğünde ‘bir şey olmaz’ dedi. ‘Her çocuk defalarca düşer.’ Ama Bahoz çok kötü düşmüştü. ” Durdu. Çenesini sıktı. “Ama oğlu düştü diye atı vurdu.” İrkilerek baktım yüzüne. “Vurdu mu?” dedim istemsizce. “Gerçekten mi?” “Gerçekten.” dedi. “Bahoz’ un düştüğü atı. Bu bindiği beyaz atın anneannesiydi. Yavrusu vardı yani bir de. Üstelik Bahoz' un gözünün önünde. Bahoz’ un aklı başında yapmaya çalıştığı son şey atını kurtarmaktı. Atın önüne geçti, bağırdı, ağladı… ama Server Ağa’ nın sözü orada kanundu. Kimse karşısına çıkamazdı. Bir at bile olsa bir ağa oğlunu düşü

