HASTANE

1719 Words

Üç gün sonra yine çiftliğe gittik. Bu kez daha sessizdi her şey. Ne ben heyecanlıydım ne Bahoz çocuk gibi sevinçli. Sanki ikimiz de olacakları hissediyor ama adını koyamıyorduk. Tarık bizi kapıda karşıladı. Üzerinde her zamanki gibi sade bir gömlek vardı. Ne bey oğlu gibi ne şehirli… Arada bir yerde. Bizi görünce gözlerime baktı, kısa bir baş selamı verdi. Fazla konuşmadı. Zaten bu yolculuk konuşulacak bir yolculuk değildi. Arabaya bindik. Sormadı kararımı. Biliyordu. Öne Tarık geçti, direksiyona. Bahoz arka koltukta yanıma oturdu. Camdan dışarı bakıyordu. Elleri dizlerinin üzerindeydi. Parmaklarıyla ritimsiz ritimsiz vuruyordu. Bunu hep yapardı. Düşündüğünde ya da gerildiğinde. “Merkeze gidiyoruz.” dedi Tarık aynadan Bahoz ’a bakarak. “Hastane var orada.” Bahoz başını salladı. “

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD