Üzerimi değiştirip şu elime tutuşturduğu, markası bile olmayan eşofmanları giyinmiş kum torbasının karşısına dikilmiştim. Ben kum torbası ile bakışırken bir taraftan da bana verebileceği zararları ölçmeye başlamıştım. Hayır yani benden ne kadar güçlü olabilirdi ki, tabi ki de onu alt etmeye gücüm yeterdi. Ne de olsa yerinde sabit duran içi kum dolu bir deri parçasından ibaretti. "Bana bak kum torbası mısın nesin, bir kaç dakika beni idare et. Arada bir iki yumruk atacağım sana, ama sakın şahsi olarak algılama. Tamamen mecburi bir dövüş olacak. İşte tam da bu nedenle yerinden kıpırdamasan iyi olur." diyerek parmağımı göğsüne vurur gibi herhangi bir yerine savuşturuyordum. "Kiminle konuşuyorsun sen" diyen güzel gözlümün sesi ile yerimden sıçrayarak arkamı dönmüş ve ellerimi ardımda bağlaya

