Gece, çıktığı konaktan dolanarak eve giderken arkadan gelen ani fren sesiyle irkildi. Yaşadığı geçmişteki kazayı anımsamak üzereyken başını hızla iki yana sallayıp arkasını döndü. Gözleri bir kaç metre ileride, yolun ortasında gördüğü genç adamla göz göze geldi. Koyu kahve gözleri, bir şeyleri anımsatsa da, tam olarak çıkaramıyordu genç adamı. Kendisini pür dikkatle izleyen adamla kaşlarını istemsizce çatıp bakışlarına boş bakışlarla karşılık verdi.
Kartal etraftan kopan gürültüye, ani frenle duran arabanın şoförün sitemlerine, insanların etrafını sarıp 'İyi misin?' sözlerini duymuyor sadece Gece'nin boş bakan gözlerine bakıyordu. Onu tanımayan yabancı bir insanın bakışlarını andırıyordu ve bunu düşünmek ürpermesine neden oldu. Ona karşı bir adım atıp ilerlemek isterken arkasından duyulan "Kartal." sesiyle adımlarını durdurdu.
Arkasında kalan bedene dönüp koşarak korkuyla yanına gelip boynuna sarılan Derin'e karşılık kollarını beline sarmıştı. "Sen iyi misin? Yolun ortasına atlamak nedir? Aklımı kaçıracaktım." Sitemle söylenen sevdiği kadına bakıp gülümsedi. "İyiyim merak etme, bir anlık dalgınlık sadece." demiş ama Derin'in kendisinden uzaklaştırmamıştı. Gözleri yan tarafında kalan, boş bakışlarla bakan bedeni aramıştı ama az önce durduğu kaldırımda bulamayınca etrafını hızla taramıştı. Orada olmadığını, gittiğini anlayınca Derin'i kendisinden uzaklaştırıp "Bekle beni Derin, hemen geliyorum." diyerek karşı kaldırıma seri adımlarla gidip kalabalığa karışmıştı.
Yaklaşık on dakikanın ardından Gece'yi bulamayıp omuzlarını düşürerek Derin'i bıraktığı yere geri dönmüş, gitmeden önce olan topluluk şimdi azalmıştı. Göz hapsine kaldırımın kenarında bekleyen Derin girince adımlarını yavaşlatıp yanına ilerledi.
Derin'in karşısında yerini alınca soru yağmuruna tutmaya hazırlanan Derin'i yarıda kesip hızla kendisine çekip sarıldı. "Lütfen bebeğim, sorgu yerine özlem giderelim." diyerek kulağına fısıldamış, Derin'i yumuşatmıştı. Fakat aklı hala bir kaç dakika önce gözlerine boş bakışlar atan kızın elalarındaydı.
"Tamam ama seni bu kadar koşmaya iten önemli şeyi bilmek hakkım değil mi?" Kendisinden uzaklaşıp yüzüne merakla bakan Derin'e tebessüm edip avuçlarını yüzüne yerleştirdi. "Bir tanışı gördüm sandım ama yanılmışım." Ona inanmakta zorluk çeken kızın bakışlarını görünce konuyu değiştirmek adına elini tutup arkasına dönerek yoluna ilerledi. "Size gidip özlem gidermeye ne dersin?"
....
Kartal, kapıdan içeri girdiği gibi kendisini koltuğa atarak yayıldı. Bu eve en son gelişinde 20 yaşındaydı. Ne hayallerle gelip, ne hayallerle gittiği aşkın sonu yine bir arada olmak onları mutlu etmeliydi değil mi?
7 sene önce..
Kartal, gençliğinin baharında yaşadığı aşkı iliklerine kadar işlediğini düşünüyordu. İçinde kocaman bir burukluk yer edinmiş, karşısında duran evin kapısını çalıp çalmamak adına karar vermeyi bekliyordu. Derin'i görmeliydi , onunla vedalaşmalıydı. Lakin ona veda etmek istemiyordu. Vedaları sevmezdi. Vedaları kim severdi ki?
Onunla vedalaşmadan gitmek aklına yatmış olmalı ki arkasını dönüp ilerleyecekken arkasından açılan kapı sesiyle duraklamak zorunda kalmıştı.
"Kartal?" Gelen sese dönüp usulca tebessüm etti. Üzerine montunu giymiş, sanırım dışarı çıkmak için hazırlanmış kıza baktı özlem dolu gözlerle. "Derin?"
"Bize mi geliyordun?" Kartal dolan gözlerini gülümseyerek saklamaya çalıştı, başını usulca salladı. "Sanırım dışarı çıkıyordun? Tutmayayım ben seni, başka zaman gelirim." diyerek uzaklaşmaya çalıştı lakin koluna sarılıp içeri çeken bedene karşılık veremedi.
"Sevgilim buraya kadar gelmiş, onu bırakıp dışarıda ne yapacağım?"
...
Dakikalar sonra içilen son yudum kahveyle biten fincanı masanın üzerine bıraktı Kartal. Geldiğinden beri diken üzerinde oturuyordu. Ona gideceği günün bu akşam olacağını söyleyip söylememek adına kararsızdı. Her ne kadar tereddüt içinde kalsa da ona dolu gözlerle bakan kızı görünce anladığını zaten anlamıştı. "Saat kaçta?" Titrek sesle sorulan soruya iç çekerek "Akşam 8'de." demekle yetinmişti. Sevdiği kızın gözleri kendisi yüzünden dolu doluydu ve bundan nefret etmişti.
"Sana beni bekle diyemem buna hakkım yok fakat bilmeni isterim ki seninle yaşadığım anlar, hayatımın en güzel anları olarak kalacak." Yurt dışında ne kadar zaman kalacaktı, ne kadar süre yaşayacak ya da hiç geri gelecek miydi belli değildi. Bu belirsizlikte ne kendisini ne de Derin'i savuramazdı. Bir şekilde ikiside yoluna bakmalıydı.
Derin, Kartal'ın sözlerine tebessüm edip gözlerinden düşmek üzere olan yaşı silerek "Bir gün geleceksin ve o gün hala il günkü aşkla bakıyor olacağım sana." dedi.
Şimdi ki zaman.
Kartal hatırladığı anı ile gülümsedi. Belki uzun seneler geçmişti, belki o zamanlarda birbrilkerini sevmeye devam edeceğini hiç tahmin etmemişti lakin gelmesine son bir ay kala irtibatı tekrar kurup, konuşmaları ikisinin aşkını alevlendirmişti tekrardan. En azından Kartal bu şekilde düşünüyordu.
"Daldın bakıyorum?" Gülümseyerek seslenen kıza tebessümle baktı. "Ben hep sana dalıyorum da sen farkında değilsin." Derin aldığı cevaba kahkaha atıp tekli koltuktan kalkıp Kartal'ın yanına ilerledi. Aralarında bir kaç adım kala durum yanına oturmak yerine kucağına yönelecekken Kartal'ın çalan telefonu ile adımlarını durdurdu. Kartal cebinden telefonu çıkarıp ekrana baktı.
Babam Arıyor...
"Efendim baba?"
"Oğlum neredesin?"
"Derin'le birlikteyim. Bir şey mi oldu?" dedi gözlerini ayakta bekleyen Derin'e çevirerek.
"Yok hayır, olmadı. Akşam Derin'i de al gel, yemek yiyelim." Kaşlarını çatarak Derin'in kolundan tutarak kucağına çekti.
"Tamam. Akşam görüşürüz." Kartal, yüzündeki şaşkın tebessümle telefonu kapatıp kenara bıraktı. Kollarını Derin'in beline sararken babasının bu ani gelişen tavrına şaşırmadan edemiyordu. Normalde en başından beri Derin'i sevmez, birlikte olmaması için elinden geleni yapardı. Şimdi ne değiştiğini merak ediyordu.
"Kahve için ellerine sağlık güzelim." Derin, tebessüm edip omuz silkti. Sözlerine cevap vermek yerine ona biraz daha yaklaşıp, başını omzuna koydu. Alıp verdiği ılık nefesler Kartal'ın boynuna vuruyordu ve bu Kartal'ın kasılmasına neden olmuştu. Midesinde oluşan hareketliliğe kaşlarını çatan Kartal, Derin'in boynuna kondurduğu ıslak öpücükle eli titremeye başlamıştı. Değişen beden hareketlerine anlam veremezken Derin'i nazik olmaya çalışarak kendisinden uzaklaştırıp kucağından indirmişti. Soran gözlerle ona bakan kıza bakıp "Akşama hazırlan, babam bizi yemeğe bekliyor." dedi.
Derin, duydukları ile yerinden hızla kalkıp "Nasıl? Baban mı aradı? Akşam mı gideceğiz? Benim hemen kuaföre gitmem lazım sonra gelip kıyafet seçmem lazım. Off daha önce haber verseydin ya. Hadi hadi Kartal, sen hemen git bende hazırlanmaya başlayayım." diyerek ellerini heyecan ve stresle saçına daldırıp volta atıyordu.
Kartal, az önce değişen hislerini rafa kaldırıp Derin'in sözlerine ve hareketlerine gülümsedi, Derin'in değiştiğinin farkına elbette varmıştı. Önceki Derin, sade olmayı seven birisiydi. Oysa şimdiki Derin, süslenmeye özen gösteren biriydi.
Kartal, yerinden kalkıp, Derin'in yanağına buse kondurup evden çıkmıştı. Nereye gideceğini bilmeden yolda yürümeye başlamıştı. Aklında her ne kadar rafa kaldırmak istese de kaldıramadığı hisler vardı. Gençlik yıllarında yakınlaşmalar olmuştu lakin bu şekilde hissettirmemişti. Bu şekilde mide bulantısı ve tiksinme... Belki de uzun zamandır yakınlık kurmamış olmanın verdiği doğal bir tepkidir? Alışma süresi olabilir?
Hedefinin neresi olduğunu bilemeden yoluna devam eden Kartal, cebinde titreyen telefonun varlığının farkına varıp olduğu köşede durdu. Cebinden Gece'ye ait olan telefonu çıkarıp ekranda beliren isme kaşlarını çatarak bakıyordu.
'Kahraman Babalık Arıyor...'
Ne tür tepki vereceğini bilemeyen Kartal ismin acayip oluşuna mı yoksa kızın bu tür şeylerle insanları kaydetmesine mi tepki verse bilemedi. Israrla çalan telefonun o-sonunda susup ekranın kararmasıyla telefonu cebine geri koyacakken tekrar çalması üzerine açıp açmama arasında kaldı. Açıp ne söyleyebilirdi ki? 'Yolda buldum?' ya da 'Kafede unutulmuş, gelin alın.' mı? Açıp açmama kararını vermeye devam ederken ikinci kez susan telefon ile derin bir nefes verdi. İnsanlara açıklama yapmak kadar yorucu bir şey yoktu.
Telefonu cebine koyup etrafına göz gezdiren Kartal, köşede gördüğü kafeye gülümseyerek baktı. Çocukluk arkadaşının kafesine yıllar sonra ilk kez girmiş olacaktı ve bunun için adımlarını oraya ilerletti.
Kafeden içeri girip kasada oturan genci görmesiyle kocaman gülümsedi. "Madem bir hoş geldin diyenimiz olmadı, bizde yıllar sonra hayırlı olsuna gelelim dedik, Mert kardeş." Bakışları ona dönen adamın yüzünde oluşan şaşkınlığa ve ardından kocaman sırıtışa kahkaha atarak baktı. "Leeennn sen nereden çıktın." diyerek yanına hızla gelip sıkıca sarılan arkadaşına karşılık vermişti. "Anana sormak lazımdı da neyseee." diyerek kendisinden ayırmıştı. Yıllar sonra bile bitmeyen esprileri ve laf sokuşları ikiliyi gülümsetmişti.
...
Dakikalar sonra Mert, Kartal'ı odasına buyur etmiş karşılıklı kahve içiyorlardı. Muhabbet etmeye devam ediyorlar, eskileri hatırlayıp geçişi yad ediyorlardı.
"Eee anlat bakalım, paşamızda neler varmış? Derin'le devam mı?" Kartal, gelen soruya gülümseyip "Aynen devam." cevabını verirken sonlara doğru durgunlaşmıştı yüzü. Mert ise buna anlam veremeyip "Bir şey olmuş?" demekle tezini ortaya koymuştu. Eğer arkadaşı değişmediyse aklına takılan sorularla mücadelesi onu durgunlaştırıyordu.
"Derin eskisi gibi değil, değişmiş." demekle yetinen Kartal, arkadaşının "Nasıl değişmiş?" sorusuyla omuzlarını düşürdü. Geçmiş zamandan şimdiki zamana kadar bir çok şey değişmişti. İnsanlar yıllar geçtikçe değişkenlik gösterebilirdi. Her şeyden önce o zamanlar ergenlik, şimdiler de ise yetişkinlik kokuyordu her taraf. İllaki Derin'in değişmesi de beklenilen şeydi.
"Nasıl desem, eski Derin değil gibi. En basiti eski doğal Derin gitmiş, yerine süse özen veren Derin gelmiş." Mert, aradan geçen yılların hiç değiştirmediği arkadaşına bakıp alayla gülümsedi. "Bu devirde doğal kız kaldı mı be paşam da, senin Derin doğal kalsın?" Mert'in sözleri üzerine gözleri önünde beliren kızla tebessüm etti. Vardı. Doğal kız kalmıştı.
"Var." dedi biranda, ne dediğinin farkına varmadan.
"Kim paşam?" Kartal, gelen ani soruyla irkilip arkadaşının soru dolu olan gözlerine baktı. Başlarda bir şeyler anlatmak istemedi lakin yıllar geçse de tek güvendiği kişi Mert'ti ve ona her şeyi anlatı vermişti.
"Anlayacağın henüz adını dahi bilmediğim kız, doğallığını konuşturuyor." derken yüzündeki gülümseme Mert'in dikkatini çekmişti. Anlatmalarına oranla aklında beliren bir yüz vardı lakin emin olmak için "Peki kızın tipi nasıldı?" diye sordu.
Kartal, gözlerinin önüne gelen sima ile tebessüm ederken "Sarı saçları ve ela gözleri ile oldukça masum. Hafif dolgun kırmızı yanakları ve dudakları kirazı andırıyor. Ne bileyim sanki ünlü bir ressamın elinden çıkmış tablo gibiydi." diyerek farkında olmadan kendisinden geçiyordu. Mert ise arkadaşının haline fazla kafa yormadan aklında canlanan bedeni duydukları ile kesinleştirmişti.
"Paşam sen bizim kasabanın yetim kızını diyorsun."