5.BÖLÜM

1551 Words
Kartal, Mert'in sözlerine bir kaç saniye anlam veremedi. Belki de algıları o an idrak etmesini engelledi. Kasaba da, geçen akşam kızın evinde kaldığı zaman kimseyi görememişti ama ailesinin başka bir yere bir kaç günlük gittiğini falan düşünmüştü. Aklına hiç onun yetim olabileceğini getirmemişti bile. Yani o kocaman ıssız evde tek başına mı yaşıyordu? Yine de yanlış duyduğunu düşünerek "Nasıl yani?" diye sordu. İnsanlara acımazdı, insanlara ya da kendisine acınmasını asla sevmezdi. O kıza acımıyordu lakin içinde bir yerlerde sıkışan, kendisini rahatsız eden bir şeyler vardı. "7 sene önce ailesi ile anayolda trafik kazası sonucu uçurumdan denize düşüyor ardından can kurtaranlar sadece kızı bulabiliyor. Ailesi o kazadan beri bulunamadı. Arabaya çarpan şerefsiz her kimse oda bulunamadı." Kartal, oturduğu koltukta rahatsızca kıpırdandı. Adını bilmediği kızın adından önce hayatını öğrenmek kötü hissettirmişti. Üstelik içinde kopan fırtınalar ağlama hissiyatını körüklüyordu. "Sonra ne oldu? Kim baktı? Nerede kaldı? Adı ne?" Ardı arkası kesilmeyen sorularını, tek nefeste soran arkadaşına tebessüm etti Mert. 'Kasabanın yetim kızı anlaşılan ilgisini çekmişti, bizim paşanın' diye düşünmeden edemedi. "Adını bilmiyorum, daha doğrusu Mahsun amcadan ve eskilerden başka kimse bilmiyor. Duyduklarıma göre, kıza Mahsun amca bakıyor, yardım ediyormuş. Zaten kız genelde kimseyle konuşmaz, etrafında o kadar kişi varken birisine bile yüz vermez. Ben şuanda nasıl oldu da seni evine aldı ona şaşırıyorum." Kartal, içindeki karmaşıklık gitmesede Mert'in sözleri ile piç bir gülümseme sundu. Adını bilmediği kıza, babasının yardım ediyor olduğuna şaşırmamıştı. Babasının yardım severliğini biliyordu. "Belki bana aşık olmuştur." diyerek hala inanamayarak bakan arkadaşına karşı kahkahasına engel olamadı. Mert ise kahkaha atan bedene alayla bakarak "Hiç sanmıyorum paşam." diyerek ciddiyetini konuşturdu. Kartal arkadaşının sonlara doğru ciddileşen yüzüne doğrularak kaşlarını çattı. "Neden?" "Kız, bir kişiye bile bakmıyor. Kimseyle konuşmuyor. Varsa yoksa evi ve sizin ev arasında sürekli gidip geliyor." Kartal, adını bilmediği kızın kendi evlerine gidip geldiğini duyunca şaşkınca "Bizim eve mi geliyor?" demekten geri kalamadı. "Evet. Hatta iki gün önce gördüm sizin evden çıkarken." Duydukları ile daha çok şaşırırken, iki gün öncesini hatırlamadan edemedi. O akşam ilk karşılaştıkları andı. Yerinde meraklı bir şekilde doğrulup, öne doğru eğildi. "Saat kaç gibi?" "Akşam 8 gibiydi sanırım, tam hatırlamıyorum." Kartal, kendisine kızdı. Dışarıda, başka bir adamla gezen kızı Derin'e benzettiği için kızın peşine koşmak yerine eve gitseydi, adını bilmediği kızı görür o bahaneyle babasından adını öğrenirdi. Şimdi nasıl babasına sorabilirdi 'Baba, ailesini anayolda kaybeden kızın adı ne?' diye... "Anladım kardeşim." Dedi ve elleriyle dizlerinden destek alarak ayağa kalktı. "Ben artık kalkayım. Malum Derin'i evden alıp, bize gideceğiz. Babam yemeğe bekliyor." Mert'de ayağa kalkıp arkadaşının karşısında yerini aldı. Dudağında ise şaşkın bir gülümseme yer edindi. "Ooo Mahsun amca, kendisini aşıp sonunda Derin'i kabul etti galiba." "Sanırım." Kartal, verdiği cevap ile buruk bir tebessüm sundu. Ardından arkadaşı ile vedalaşarak oradan ayrıldı. Aklında hala adını bilmediği kız ve onun hayatı vardı. ... Kapıyı bir kaç kere çalıp bekledi. İçindeki anlamsız duygular baş gösteriyor sonra 'Hadi lan oradan.' diyerek köşesine geri çekiliyordu. Heyecan yapacak bir şey yoktu. Sadece ailecek yenilecek bir yemek ve ne konuşulacaksa konuşulacaktı. Açılan kapı ardından görünen kızın yüzündeki gülümseme kendisini de gülümsetmişti. Gözleri üzerine giydiği beyaz sade ama oldukça kısa elbiseyi incelerken kaşları istemsizce çatıldı. Eski Derin, yeni Derin bir değildi bunu biliyordu ama küçük bir kasaba da bu kadar açık giyinmek doğru bir karar mıydı bilememişti. "Hoş geldin, nasıl olmuşum aşkım?" Mutluluğu gözlerine yansıtarak konuşan kızın hevesini kırmamak adına gülümseyerek "Güzel olmuşsun güzelim." Demekle yetindi. Derin'i kırmak onu sürekli eski haliyle kıyaslamak doğru değildi farkındaydı lakin kendisine de engel olamıyordu. "Bekle hemen çantamı alıp geliyorum." Diyerek arkasını dönüp içeri girmek üzere olan kızın elinden tutup durdurdu. "Farklı bir kıyafet giyebilir misin güzelim?" Elbise ona çok yakışmıştı, ailesinin giydiği kıyafetlere, gittiği yerlere karışmayacağını da biliyordu lakin yine de ailesine herhangi bir laf gelmesini de istemiyordu. Perşembe küçük bir kasabaydı, burada herkes herkesi tanır, herkes herkesin arkasından konuşurdu. Derin'i dile düşürmek, düştüğünü duymak istemiyordu. Gözlerine anlamayarak bakan kızın "Neden hayatım güzel olmamış mı?" Sorusuna "Hayır güzelim çok güzel olmuşsun ama evde yenilecek bir elbise için bu elbise çok fazla değil mi? Bu güzel elbiseyi seninle baş başa merkezde, deniz kenarında, şık bir restoranda yemek yerken giymek varken evde yemek yenilirken ziyan edilir mi hiç?" Diye cevap vererek hem kendi isteğini yaptırmış hem de Derin'in kalbini kırmamıştı. "Öyle diyorsan öyle olsun hayatım. Ben hemen üzerimi değiştirip geleyim." Diyerek gözden kayboldu. Aradan geçen bir kaç dakikanın ardından kapıda tekrar beliren kıza bakış atıp derin bir soluk bıraktı. Az önceki elbisesine benzer başka bir elbise modeliyle gelen kıza söyleyecek söz bulamazken 'Allah'tan elbisenin boyu biraz uzun.' diye kendi kendine homurdanarak zoraki gülümsedi. "Şimdi nasıl?" "Daha iyi güzelim. Gidelim artık, geç kalacağız." ... Sonunda yol bitmiş, konağa giriş yapmışlardı. Kapıda onları karşılayan Mahsun ağa Derin'i görünce sahte olduğu belli olan fakat Derin'in bunu anlamayacağını bildiği gülümsemesi ile duruyordu. Kartal ise babasını senelerdir görmese bile onu çok iyi tanıyor ve yüzündeki gülümsemenin sahteliğini kilometrelerce uzaktan anlayabiliyordu. Hoşlanmadığı, sevmediği bir kızı neden yemeğe davet ettiğini de anlam veremiyordu. Bu değişik gittikçe aklını karıştırıyordu. "Hoş geldiniz." Diyerek gülümseme ile onları selamladı. "Hoş bulduk baba." "Hoş bulduk Mahsun amca." Diyerek uzaktan selamlaşan kıza zoraki tebessüm sundu. Aile görgüsü nedir biliyor muydu bu kız emin değildi ama bir büyüğü ile selamlaşırken eli öpülürdü, Mahsun Ağa böyle görmüş evladına böyle öğretmişti. "Siz salona geçin oğlum, ben birazdan geleceğim." Diyerek onları içeri göndermeye çalışan Mahsun Ağa, asıl gelmesini istediği kişiyi bekliyordu. İçeri giren ikili salon girişinde onları bekleyen Elif Hanım'a tebessüm sundular. "Hoş geldiniz Oğlum. Hoş geldiniz Derin kızım." Diyerek Mahsun Ağa'ya oranla daha sıcak bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. Kartal öne atılıp annesinin elini öperken "Hoş bulduk annem." Dedi. Derin ise Mahsun Ağa'ya yaptığı gibi uzaktan "Hoş bulduk Elif teyze." Demekle yetindi. Bu hareketi Kartal'ın gözünden kaçmamış olsa bile üzerinde pek durmadı. Belki daha sonra bu konu hakkında onu güzelce uyarabilir, bilgilendirebilirdi. İçeri geçerek kendisini ikili koltuğa bırakan Kartal, Derin'i oturması için yanına buyur etmişti. Yan yana oturan ikiliye Elif hanım, tebessüm ederek bakarken "Nasılsın Derin kızım?" Diye sordu. "Teşekkür ederim iyiyim, sen nasılsın Elif teyze?" Ellerini dizlerinin üzerine koyup kibar bir şekilde sorusunu sorarken yüzünden gülümsemesini eksik etmedi. "İyiyim kızım sağol." Elif hanım, ikilinin karşısında kalan koltuğa kuruldu. Derin'i seviyor muydu pek emin değildi. Yine de oğlu seviyorsa o da severdi. Oğlunu mutlu ettiği sürece herkesi sevebilirdi. Anne yüreği sonuçta, oğlunun mutluluğunu herkesten çok isterdi. ... Bir kaç dakikanın ardından hala içeri girmeyen babasını merak eden Kartal, oturduğu yerden ayağa kalktı. Odadan çıkmak için adım atacakken eline dolanan parmaklarla durup yanındaki kıza baktı. "Otursana hayatım, nereye?" Soru ve merak dolu gözlerle bakan kıza tebessüm edip elini çekti. "Babama bakıp geliyorum, sen otur güzelim." dedi ve odadan çıktı. Koridoru geçip dış kapıya ulaşırken kapıda bir sağa bir sola volta atan babasını görüp kaşlarını kaldırdı. Bir kaç adımda yanına ulaşırken "Niye burada bekliyorsun baba? İçeri gelsene." Diye merakla sordu. Mahsun ağa, dalgınlığına gelmiş olmalı ki gelen ses ile rahatsızca yerinde kıpırdandı. Elini yüreğine koyup besmele çekerken çatık kaşları Kartal'ı bulmuştu. "Niye sessiz sessiz geliyorsun oğlum sen? Yüreğime mi indireceksin?" "Özür dilerim baba korkacağını düşünmemiştim." Yüzünde beliren masum gülümseme Mahsun Ağa'yı da gülümsetirken "Neyse benim için önemli olan diğer misafiri bekliyorum, gelmek üzeredir. Sen içeri gir, Derin'in yanına geç." Diyerek konuyu kapatmıştı. Kartal meraklı bakışlarını babasına dikerek merakını gidermek istese de sözünü dinleyip arkasını dönerek içeri girmişti. Bu önemli misafir kimse gelince eninde sonunda görecekti. ... Yemekler hazırlanmış, masaya kurulmuştu. Herkes masaya geçmiş, Mahsun ağa'yı ve misafirini bekliyorlardı. Mahsun ağa, karşıda gelen kişiyi gördüğü için sevinmişti. Sabah mesaj atmış, hatta aramış fakat ulaşamadığı için evine haber göndermişti. "Hoş geldin kızım." Ses tonundaki samimiyet ve sıcaklık Gece'yi gülümsetmişti. Kendisi için açılan kolların arasına girip "Hoş buldum Mahsun amca." Diyerek karşılık vermişti. Aile sıcaklığını hissettiği kolların arasından ayrılmak zor olsa da kendisini geri çekip "Çok mu geç kaldım?" Diye sormuştu. Hafıza kaybı yaşayan kafası, bir tek Mahsun Ağa'yı, Elif Hanım'ı unutmuyordu. Bir de kasabada yaşayan belirli yaşlı kişileri... "Yok kızım tam zamanında geldin, hadi içeri girelim." Beline dolanan el ile içeri yönlendirmesine müsaade edip içeri girdi. Salona giriş yaparlarken, Kartal masada oturmuş babasını ve önemli misafirini bekliyordu. Sol tarafında oturan Derin, bir şeyler anlatıyor fakat dinliyormuş gibi yapıyordu. Merakla dolu olan aklı babasında ve misafirindeydi. Yemek odasının açılan kapısı ile herkes o tarafa dönerken, Kartal, gözlerini önündeki boş tabaktan çekip içeri giren babasına çevirdi ve arkasında henüz yüzünü göremediği misafirin varlığıyla kaşlarını çattı. "Oğlum gel, seni biriyle tanıştırmak istiyorum." Seslenişi ardından kenara çekilen babasıyla gördüğü yüze karşı yutkundu. Aldığı nefes teklerken titrek bir soluk bıraktı. 'Adını bilmediği kız' tam anlamıyla karşısında duruyordu. O an kimse umurunda değildi. Ne Derin, ne babası ne de annesi. O an dünya yansa umursayacak gibi değildi. Sol yanında bir yangın ilk kıvılcımını atmış gibi hissediyordu. "Gel oğlum." Babasının ikinci bir seslenişi üzerine irkilip kendisine geldi. Gözlerini bir saniye olsun gözlerini yerden kaldırmayan kızdan ayırmayarak ayağa kalkıp babasının yanına ulaştı. "Sende gel kızım." Mahsun Ağa'nın sözleri ile Gece, Mahsun ağaya yaklaşıp Kartal'ın önünde durdu. Gözlerini yerden kaldırıp üzerinde hissettiği rahatsız edici gözlere çevirdi. Bakışlarında ki bilmediği anlamın altında eziliyormuş gibi hissediyordu. "Bu sana bahsettiğim oğlum Kartal, bu da benim olmayan kızım yerine koyduğum..." Kartal, babasının sözleri ile adını bilmediği kızın adını öğreneceğini anlamıştı. Kalbi deli gibi hızla atmaya, kan akışının hızlanıp nefesi sıkılaşmaya başlamıştı. Sanki yıllarca ona yasaklı olan bir meyveden bir ısırık alacakmış gibi hevesli, o kadar heyecanlı ve meraklıydı. Son kuvveti ile dikkatli bir şekilde babasının ağzından çıkacak olan ismi bekliyordu. "Gece." Ve sonunda yüreğini yakıp kavuran o ismi duymuştu. Adını bilmediği güzel kızın adını öğrenmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD