Cenk gece az uyumasına rağmen enerjik bir şekilde yataktan kalktı. Duş aldı, giyindi ve aşağı indi. Amelia ve Stefan çoktan gelmişler. Kahvaltı hazırlamışlardi.
Merdivenden inerken söyledi.
"Günaydın millet! Nasılsınız'
"Biz iyiyizda sen nasılsın"
"Çok iyiyim. Ne olduki?"
"Dün akşam pek hoş görünmüyordun. Ama şimdi bakıyorum da iyisin"
"Evet hemde çok iyiyim ve çok açım"
Hemen kahvaltı masasına geçti ve çok büyük iştahla yemeğe başladı. Cenkin bu şehvetini gören çift şaşırdı. Ağzı yemekle dolu halde.
"Şij neden geymiyoşunuz yemek bitejek şimdi"
"O da neydi" diye kahkahi patlatti Stefan
Ve oturup hep beraber bişey atıştırdılar.
Sonra okula doğru yol aldılar. Kapıda Damon ve Liz duruyorlardı.
Cenk güler yüzle çocukları selamladı
"Günaydın çocuklar"
Liz bu duruma şaşırmıştı. Dünkü somurtkan soğukkanlı Cenk ve bugünkü arasında yer ve dünya kadar mesafe vardı.
"G-gunaydin Cenk iyimisin dün seni çok merak ettim."
"İyiyim merak etme minik kuş. Sen nasılsın Damon seninle dün layık bir şekilde tanışamadik. Kusura bakma"
"Önemli değil dostum. Kendini daha iyi hissediyormusun"
"Tabi ama derse geç kalıp ceza yemek isteyen biri varsa o listeden beni çıkarın arkadaşlar"
Hep beraber odalara koştular. Gün su gibi aktı geçti akşam geliyordu.
Cenk ayna önüne geçmiş tüm kıyafetleri ise yerde serili hangisini giyeceğini bilemeden stres yapıyor du. Yukarıdaki kargaşadan rahatsız olan Stefan ve Amelia odaya girdiler.
"Bu da neyin nesi dostum" dedi Stefan odanin haline şaşırıp
"Ne giyeceğime karar veremiyorum" diye bağırarak kendini kıyafetlerin üstüne atti kendini ve yuvarlamaya başladı.
"Bunun için endişelenmene gerek yokki Amelia kadar modadan iyi anlayan bir kızla yaşadığımızı unutma derim lütfen"
"Gerçekten yardım ede bilecekmisin"
"Lütfen bebeğim beni üzüyorsun sadece nasıl bir tarz istediğini söyle"
"Her şey özel olsun ama abartılı olmasın ve ve bilmiyorum farkli olmak istiyorum"
"O zaman bir bakayım neler varmış. Bu oda resmen çöplük"
"Özür dilerim Amelia ama aradığımı bulamayınca sinirlendim."
Önemli değil şunları dene bakalım" diyerekten seçtiği kıyafetleri uzattı
altı geniş koyu gri kot pantolon üstüne beyaz gömlek ve sweatshirt uzattı zincir aksesuarlarinide belinden cebine doğru takti ellerine de bir kaç yüzük ve hazır di
Bu çok güzel Amelia teşekkür ederim "
"Rica ederim canım "
"Hadi Stefan geç kalmak istemiyorum "
"Bu ne hiz be kardeşim"
Arabaya doğru koştu. O kadar heyecanlı ki kemani bile unutmuş. Tekrar inip odaya koştu tüm eşyalarını alıp tekrar arabaya bindi ve yola çıktılar.
Yollar uzun ve bitmeyecek gibi geldi. Sonunda istedikleri yere gelmiştiler.
Heyecanla kapıyı çaldı ve sabırla bekledi.
Kapıyı açan Conroy saatine baktı.
"Erken gelmiş sin. Takdir ediyorum. İçeri gel" diye gülümsedi
Stefanla veda edip heyecanlı şekilde içeri girdi.
"Kahve istermisin yeni demlendi."
"Sakıncası yoksa alırım"
"Kendini evinde gibi hissetmeni istiyorum Rahatına bak" dedi ve mutfağa doğru adimladi
Hafif ıslak saçları tam kurutulmamış. İlk bahar çiçekleri gibi kokuyordu.
Hayallerle uçan Cenki bir kızin ahenkli sesi böldü.
"Bornoz bulamadım. Seninkini aldım sıkıntı olurmu? Ah merhaba sende kimsin?" Banyodan bornozlu bir kız çıktı.
Cenkin son damla kanına kadar dondu. Hareket edemiyor, bir kelime dahi söyleyemiyor, neyin ortasında olduğunu bilmiyordu. Bu sessizliği bozan bir çınlama yayıldı etrafa
"Kullana bilirsin tatlim sorun yok."
Cenkin kafasında sorular şelalesi patladı kafasını resmen slowmo şeklinde Conroya çevirdi doldu dolacak aktı akacak gözyaşlarını zorlukla tutuyordu
Bu kizda kim ve o onun banyosunda? Conroyda yeni duş almıştı! Onlar yoksa, hayir hayır bu imkansız olamaz. Ya da ola bilirmi? Neler oluyor)
Birazdan ağlayacak gibi kızaran Cenk sinirden ayağa kalktı
"sanırım yanlış zamanda geldim gitsem iyi olacak" eşyaları topladı ve akmaya yeltenen gözyaşlarını tutmaya çalıştı. Ne kadar dirense de yüzünden akan ilik gözyaşları eğilerek topladığı eşyaların üzerine döküldü. Olanları girişte sessizce izleyen Conroy hain bir sırıtışla konuşmaya başladı.
"Lütfen kız kardeşim Rebeccanın kusuruna bakma, daha yeni yoldan geldi ve biraz görgü kuralları ne olduğunu yabancı bir erkeğin önünde yari çıplak şekilde durmaması gerektiğini bilmiyor" dedi ve kahveyi Cenkin önünde bıraktı "Reb üstünü giy lütfen öğrencimi korkutmayıda birak" diye gidip yine kapı pervazine yaslandı
"Hm enteresan"- diye Cenke daha da yaklaşan kız abisini duymazdan geliyor du. Yeni süs eşyası inceler gibi Cenki incelemeye başladı.
Kızın bu arsız hareketlerinden rahatsız olan cenk kanepede arka arkaya hareket etmeye başladı.
"Sen eşcinsel mısın" dedi Rebecca
"Ne" şaşırdı Cenk bu saate kadar her şeye son derece kayıtsız bakan Conroy bile artık doğrulanmış sonra ne olacağına bakiyordu.
"Kızlarla ilgilenmiyorsun bu belli"
"N-ne? Neden?"
"Ben kapıda yari çıplak şekilde belirince öfke patlaması yaşadığını gördüm ve kafanı abime öyle çevirdin ki sanki ağlıyordun. abim konuşmadan önce yıkılmış halin vardı. Bu şekilde üzerine geldim ve hala benden kaçmaya çalışıyorsun. Sen kesinlikle eşcinselsin ve abimden hoşlanıyorsun bu kıskançlık krizini açıklıyor"
"Öyle olsa ne olmuş?"
Ani cevaptan Conroy bile şaşırdı. Özgüven bombası gibi yerinde doğrulan Cenk ayağa kalktı. Yüzü öfkeden ya da utanmaktan kırmızıye dönmüş olsa da devam ettirdi.
"İnsanları tercihlerine göre yargılandığı bu dünyada dimdik ayakta durmaktan ve tercihimi söylemekten utanmıyorum bu benim hayatım ve benim seçimim buna göre yargılayan herhangi bir insana hayatımda yer vermedim vermeyeceğim. Bu yolun zorluklarını çektim. Ama kısacık hayatımı birinin sözlerine göre yaşamam"
"Anladık özgüven bombası ve inan zerre umrumda değil. Sadece şunu söyle abimden hoşlanıyorsunmusun"
Kaçtığı sorudan Cenkin başı döndü ne diyeceğini şaşırdı. İki yüzü alev alev yanmaya başladı ve gözlerini conroya çevirdi cevap vermiyor du ama odadaki her kez çoktan mesajı almıştı.
"Tamam anladık aşk kuşları sizi yalnız bırakacağım gidecek yerlerim var rahat ola bilirsiniz, ama lütfen seks yaparken odanızı kapatın o manzaraya maruz kalmak istemem😉"
Kız göz kırparak odadan çıktı. Olaylardan son derece memnun şekilde kocaman sırıtan Conroy Cenke bir bardak kahve uzattı ve gülümsedi. Görünüşe göre kardeşinin yaptığı bu tiyatro ve sonucu onun hoşuna gitmişti. Kafasında ki ses
(Nedense bu genç esmer şeker benimde hoşuma gidiyor) diyordu.
Cenk şimdi ne olacak diye düşünüyor duygularını sözsüz olsa da söyleye bildiği için mutlu ama ayni zamanda gergindi. Put kesmiş gibi koltukta oturup bir sonraki adımı bekledi
Büyük bir gürültü sonrası ev temamen boş kaldı ders başlama saati çoktan gelmiş ama hala sessizlerdi. Cenk gergin şekilde kanepede oturuyor Conroy kapı pervazine yaslanmış avını inceleyen kaplan gibi Cenk'i inceliyordu. Bir kaç dakika ölüm sessizliği sonrasi
"Haftasonu performansı için hazırladığın şeyleri göstere bilirmisin?"
"Evet hatta yanımda" dedi heyecanla
Conroy dikkatli bir şekilde notalara inceledi. Her şeye tekrar tekrar baktı sanki kafasında canlandırıyor gibiydi.
"Ve bunların hepsini hanımefendi Liz ile mi yaptın"
"Evet"
"Güzel bir melodiye benziyor. Beraber çalmamizda sıkıntı varmı?"
"İyi olurdu hatalarım var daha"
Ve beraber o melodiyi çalmaya başladılar. Hata yaptıkları yerde durdurup düzelttiler. Sonunda yoruldular ve ikiside dinlenmek için oturdular. Conroy Cenke yine o delici inceleyen bakışlarıyla baktı. Onun için ayrılan ders saati bitmiş ti. Ama hala beraber oturuyorlar di.
"Biliyormusun?" sessizligi bölen Conroyun sesi Cenki yerinden ziplatti.
"Korkuttuysam özür dilerim"
"Ah önemli değil sadece düşünüyordum"
"Ne tesadüf bende. Ve geldiğin ilk günden dikkatimi çektiğini düşündüm. Sonra o akşam geldin ve sabah olanlar nedense seni düşünmeye zorladı beni. Ve bi baktım zamanla sana alışmışım tanışalı bir kaç ay bile olmayan bu öğrenciye beni ne çekti diye düşünüyordum bende"
Gözlerini dudaklarına sabitledi. Yavaş yavaş köprücük kemiklerine kadar takıp etti. Bakışlarıyla resmen Cenki soymuştu.
"Açıkçası bende ilk gördüğüm günde senden hoşlandım. Ve hatta konuşamadım kekeleyip durdum. Ama içimdekileri söyleyince rahatladım gibi ve eğer artık beni görmek iste..."
Sözleri yarım kaldı çünkü Conroy onun dudaklarına öyle yapıştı ki nefesleri kesilmişti bile bir birlerini öyle bir tutkuyla öptülerki onlari iki ayrı insan olarak görmek zordu. Conroy nazik ve uzun ellerini Cenkin boynunda saçlarında gezdirdi. Cenkde Conroyun belini sıkıca kendine doğru çekti.
Başlarda hiç acele etmeden tadına bakar keşfeder gibi öpüştüler sonrada tum tutku ve şehvetin birleşmesiyle devam ettiler. Sanki artık bir birilerinden ayrılmayacak gibi ya da her an son ola bilir gibi doyumsuzca öptüler.
Artık dunyadan kopmuş gibiydiler Cenkin karnında uçuşan kelebekler yerini artık volkanlar yer almıştı her an patlamaya hazır olan sıcaklık içinde zevkle inlemeye başladı.
Dayanamayan Conroy Cenkin kıyafetlerini bir hışım da çıkarıp kucağına aldı ve öpüşürek yatak odasına götürdü. Sırtı yatakla buluşunca göz göze geldiler
"Öyle güzelsin ki... her santimin benim olsun her Zerren bana katılsın istiyorum" dedi Conroy
"Profesör.... lütfen..." dedi inleyerek.
Ama Conroyun zerre acelesi yoktu. Profesör demesi daha çok kışkırtıyor daha çok delirmesine neden oluyordu. Sevişmeleri uzun sürmüştü ama birliktelik için daha erken diye düşünen Conroy sadece sevişmek ve elle tatmin olmakla yetinmişti.
Aslında niyeti Cenk kendi duygularından gerçekten emin olana kadar beklemekti. Sonrasında pişman olsun istemiyordu. Ama Cenk Conroyun onu istemediğini düşünerek üzüldü. Kucağında uzanırken kendini hala rahatsız hissediyor kıpkraşıp duruyordu.
"Çok kipraşma ısırırım" diyen Conroya bakarak gülümsedi
"Birazdan Stefan gelicek gitmem gerekiyor" dedi
"Söyle geç gelsin seninle daha şu besteyi çalışmalıyız sonuçta Noele çok az kaldı" dedi
Cenk Stefani arayıp geç gelmesini söyledi ve birlikte garaja inerek yeni melodi üzerinde çalışmaya başladılar Saatler sonra artık parmaklarına kramp girmişti Stefanda sonunda gelmişti vedalaşarak evin yolunu tuttu ama aklı çiçeği burnunda yeni sevgilisindeydi
Sabah oldu Cenk kendi yatağında hala uyumaya devam ediyordu. Telefonuna gelen mesaj titreşiminden uyandı.