ilkler güzeldir

1047 Words
Hazırladıkları performans uzun sürdü ve Cenk bugün özel dersi olduğunu unuttu. Sonunda gösteri bittiğinde çoktan geç kalmıştı. Performans sonrası parayı çocuk esirgeme yurduna bağışladılar ordanda yemek yemek için güzel kafeye gittiler. Cenk saate baktığında geç kaldığını anladı lizi eve bırakıp hizli şekilde Conroyun evine doğru yola koyuldu. Ama Conroy evin kapısını bile açmadı. "Profesör lütfen dinleyin nolur geçerli sebebim vardı. Ben ben mesaj atacaktım ama... haklısınız suç bende ama nolur dinleyin beni bir daha böyle hataya düşmem yemin ediyorum nolur" diye feryatlar ediyor ama sonuc alamıyordu Cenk baya mutsuz olmuştu ilk günden beri zaten doğru düzgün derslere gitmemiş iyice boşlamış üstüne bugün derse hiç gelmemişti. Conroy bahta karşı olanların bilincindeydi. Sebebi her gun Cenk ve Lizi okul çıkışı beraber gittiklerini okuldada sürekli birlikte takildiklarini görüyordu. Cenk Conroyun yanına hiç uğramıyor olmasi nedensizce onun canını çok sıkıyordu yeni tanıştığı bu çocuğu neden bu kadar beklediğini neden bu kadar benimsediğini kendisi bile anlamıyordu Ama sebepsiz yere Onun yeni kız arkadaşıyla sürekli zaman geçirmesi canını sıkıyordu. Cenkin geldiğini gördü kapıyı çaldığında da içeride kahvesini yudumlayıp onu sadece perde arkasından izledi. Yalvarışlarını soğukkanlılıkla dinledi ve yüzünde gram mimik oynamadı erişilmez buz dağı gibi duruyordu Cenk onun içeride olduğunu biliyordu uzun süre özür diledi ama Conroy dönüp bakmadı. Sonunda pes edip merdivenlerde oturdu. Sinirden gözleri dolmuş kıpkırmızı olmuştu stefan yanina gelip oturdu "gidelim dostum pazartesi okulda belki konuşursunuz" bidaha arkasını döndü son kez baktı biliyordu hissediyordu o ordaydi ama affetmemişti. Ve sonunda kalkip eve gitti Stefan ve Amelianinda erkenden gitmesini istedi. Evde tek başına müzik açarak yatağa uzandı ve öylece tavanı izledi. Saatler sonra ona bir mesaj atmaya karar verdi. "Nasılsın profesör bu aralar dersleri başladığım için özür dilerim sadece arkadaşıma bazi konularda yardım ederek destek olmaya çalışıyordum umarim beni affedersin" bekledi bekledi cevap gelmedi yine tavan izleyerek uyuya kaldı. Pazar sabahı arkadaşları eve dolmuştu bile ama ne onların yüzüne bakıyor ne de odasından dışarı çıkıyor du kimseyle konuşmuyor görüşmüyor yemek dahi yemiyordu bütün düğünüm sadece odasında uzanarak geçirdi Pazartesi sabah erken kalkıp hazırlandı kahvaltı bile etmeden evden çıkıp dışarıda stefani bekledi. Stefanda gelince kimseyle konusmadan arabaya atladı ve okula gitti. Stefan çok konuşmaya çalıştı ama Cenkin ağzını bıçak açmıyordu. Okula girdi lizi gördü selam verdi moralsiz olduğunu gören lizy onunla konuşmaya çalıştı ama nafile. Okulun merdivenlerinde muzik hocasıyla karşılaştı. "Günaydın Profesör Mikelson." Dedi bir umut Kasvetli şekilde ikisine bakan öğretmen sanki şaşkın ya da sınırlı adını tam koyamadığı bir ses tonuyla konuştu "Günaydın bay Soydan. Nasılsıniz. bir çok derssi ihmal ettiğinizin sebebi bu hanımefendimiydi?" Cenk Conroyun onunla çok mesafeli ve resmi şekilde konuşmasından rahatsız oldu ama birşey demedi. "Evet, sayılır özür dilerim efendim. Biz çocuk esirgeme yurdu için yardım toplamak için her haftasonu performans sergiliyoruz ve yılbaşı için büyük gösteri duzenlemeyı planlanmıştık prova yaparken biraz abartmışiz o yüzden dersleri biraz boşladım dün performansı sergiledik ve yardım ettik" "Önemli değil. Ama beni uyarmaniz lazım di. Ve görgü kurallarını da dersleriniz gibi unutmadiysaniz hanımefendiyle beni tanıştırmak istemezmisiniz" "Çok özür dilerim bu..." "Fazla özür diliyorsunuz. Ve çok hata yapıyorsunuz. Özür dilemenizi gerektiren şeyler yapmayi birakmayi düşünmelisiniz bir ara" Cenk şoka girmişti. Conroyun bu huzursuz ses tonu ve konuşma şekli onun kalbini kırıyordu "Hanımefendi Elizabeth Gilbert. Müzik tarih finans ve bir kaç derslerde sınıf arkadaşım." "Günaydın Pr. Mikelson. Muzik dersinde sizin sinifinizdayim. Ve çok iyi bir öğretmen olduğunuzu söylemeliyim" "Sizi üzmek istemem ama bu şaşırtıcı değil. Çünkü bu okul bir müzik okulu değil ve üniversitede sadece ben müzik öğretmenliği yapiyorum. Öğrencilerde fazla değil. Çünkü az sayıda öğrenci muzikle ilgileniyor. Her neyse çocuklar derste görüşmek üzere. Ve siz Cenk haftasonu dersini telafi etmem için extra ders isteme hakkınız olmadığını hatırlatmak isterim öyleyse sizinle Çarşamba akşamı görüşmek üzere" "T-,tabi efen..." Conroy cevabi bile dinlemeden arkasını dönüp gitmişti. Cenk şaşkınlık içerisinde duruşunu okulun zil sesi böldü ve sinifa doğru yola koyuldular. "Onun sorunu ne? Profesör neden böyle bugün çok garip davrandı" "bilmiyorum lizy bende anlamiyorum " Liz arkadaşının bu durumuna çok üzüldü Tum ders boyunca öğretmeni ve onun bu soğuk davranışının sebebini düşündü. Oysa çok yakın olduklarını düşünmeye başlamıştı. (En son yanindayken huzurlu bakışı benim hakkimdaki endişeleri.. ve bugunku neydi. Neden böyle davrandı. Bunu bilmenin tek yolu var. Evine gitmek. o gelmememi söyledi. Yinede gitsemmi?) Hayallerini lizin ona doğru koşup gelmesi bozdu. "N'aber Cenk" "İyi sende. Dersler bittimi?" "Evet. Peki sende." "Bende bir ders İktisat var" "Bir şeyden rahatsız gibisin" "Conroyun davranmasi"- ve aniden bu konuşma hata olduğunu düşündü ve doğruldu."Her neyse gitmem lazim" "Benimle konuşa bilirsin biliyorsun değil mi?" " evet liz ama bunu benim halletmem gerekiyor" dedi sert ses tonuyla Lizin yanaklari kızardı. Ve Cenk hic bir şey olmamış gibi dalgın düşüncelerle yoluna devam etti. Kafasında hala bu durumu nasıl çözüm bula bileceğini düşünüyordu. Geçmek bilmeyen dakikalar sonrası ders bitti. Liz bankta biriyle oturuyor du. Siyah saçlı bu tanınmayan erkekle ettikleri coşkulu sohbet nedense Cenki rahatsız etti. "Merhaba Liz." "Merhaba Cenk gelmiş sin. Gel otur bizimle sonra hep beraber muzik dersine gideriz. Bu arada bu Damon o da bizimle gelecek ilk dersi." "Anladım merhaba Damon ben Cenk Soydan. isterseniz daha fazla zaman kaybetmeden gidelim." Damon cenkin bu davranışına garip şekilde baktı uzun ipkesi saçları kulaklarına kadar uzanan hafif çekik gözleri pahalı takim elbisesiyle tam ingliz beyefendisiydi. Ama cenk hala içinde yükselmiş öfke üzüntü karışık hissiyatı bastırmaya çalışarak cevabi bile beklemeden yola koyuldu. Ve yolda düşündü. Sabahki öğretmenin davranışı acaba aynı şeymi? Conroy da Cenki kiskandimi yoksa? Kafasindaki bir dünya cevabı olmayan sorularla cebelleşerek derse girdi. Etrafra herkes arkadaşlariyla coşkulu coşkulu bir şeyler konuşurken Genç adam moralsiz ve inanilmaz rahatsız duruşu vardi. sürekli gergin halleri etraftaki hiç kimseyle ilgilenmemesi ve havada asılı kalan sinirli hali elle tutulur derecede belirgindi. arkasından bir birleriyle çoktan samimi olan liz ve Damon girdiler. Öğretmen her kese tek tek baktı ve Cenkin rahatsız kıpırdanmasinin sebebini anlamaya çalıştı. Ama bir türlü çözemedi. Liz Cenkin yanına oturdu. Ona yarasinin nasıl olduğunu pansuman ihtiyacı oluo olmadığını soruyor durmadan sıkıştırmaya çalışıyor ama çabaları sonuçsuz kalıyordu. Tekrar tekrar konusmaya çalıştı ama bir cevap yoktu hala ortada. Conroyun sesiyle ikiside derse odaklandilar. Ama Cenk daha çok Conroyun sesine odaklanmıştı ve neredeyse dersi anlamamıştı. Ders sanki ışık hızında bitmiş gibi geldi Cenk yine sınıfın boşalmasını bekleyerek oyalandi. Sonra Lizinde hadi hadi demesiyle çıkışa yöneldiler. Ama Conroyun yılbaşı çanları gibi ahenkli sesi Cenk'i durdurdu. "Cenk bir dakikanizi ala bilirmiyim rica etsem?" dedi yine sabahki sert mesafeli soğuk ses tonuyla. Cenk olduğu yerde donup kaldı. kendini bir köşeye sıkışmış gibi hissetti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD