Stefan ve Cenk mutfağa geçtiler 3 tabak üçüsünde yemek vardı. Cenk masadaki türk usulü yemekleri görünce sadece güldü ve masaya geçip oturdu. Ameliada kalkıp yemek servisine başladı ve Oturup yemek yemeye başladılar. Yemek boyunca herkes kendi hayatını konuştu.
Amelianin babasi vefat etmiş annesi tam bir pislik olduğunu 4 kız kardeşlerin hepsini sokakta sattığını söyledi. Çocukluğu tam bir felaket olmuş bunları duyan Cenk kendine isyan etmeyi bırakmış gibiydi. Stefan babası yıllardır hasta olduğunu annesi ve kiz kardeşine de Stefan baktığını söyledi.
İkisi nasil tanıştıklarını anlattı Stefan Ameliani sokakta satın alınmasını beklerken ilk gördüğünü ve aşık olduğunu söyledi. Annesinden isteyince çok büyük para karşılığında vere biliceğini başka türlü veremeyeceğini, sonra Stefan her şeyin dan vazgeçip Ameliani oradan kurtardığı ve evine getirdiğini söyledi.
Sıra Cenk'e geldi o da hepsini anlattı baskıcı babası kötü sınıf arkadaşları müzisyen olma hayalleri ve en sonda utanarak çekinerek biseksüel olduğu için insanlardan uzak durmayı tercih ettiğini anlattı. Cenk korkuyor du bunları duyunca Stefan ve Amelia da ondan vazgeçerler diye korkuyor, iki yüzü kızarmış onların yüzüne bakamıyordu. Arada biraz sessizlik oldu.
"Niye insanlardan çekiniyorsun ki öyle olsa ne olmuş, insanlar cinsel hayatlarını kendileri tercih ederler. Hiç kimse seni bunun için yargılamaya hakkı olmadığını düşünüyorum" diye elini tuttu Amelia.
"Sen özgür bireysin. Kendi hakların ve isteklerini sen seçecek sin birinin kuklası değilsin hatta konu baban olsa bile" devam ettirdi Stefan.
Cenk çok mutlu olmuştu ilk defa birileri onu yargılamıyordu.
"Teşekkür ederim arkadaşlar. Kendimi iyi hissetmeme yardım ettiniz. Hayatımda ki ilk ve en iyi arkadaşım siniz ikinizide çok sevdim. Daha da güzel günlerimiz olacak" geceyi mutlu bir şekilde devam ettirdiler.
Stefan ve Amelia evlerine giderken" birsey lazım olursa ilk beni arıyorsun yarın kalkınca beni ara beraber Bay Conroyun evine gideriz güzel şeyler giymeyi unutma!" Dedi
Cenk sabah için heyecanlıydı yeni hayatına yeni dostlarıyla başlayan küçük hayalperest güzel uykuya daldı. Ve yine hep sevdiği o rüyasını gördü dünyaca ünlü muzisyen Cenkin adını haykırarak söyleyen bir sürü insanların olduğu rüya...
Sabah heyecanlı olduğu için erkenden kalkan Cenk bir gün öncesinde çok yorucu ve uzak yoldan gelmesine rağmen yeterince enerjik başladı. Aynaya baktı yeni hocasıyla ilk tanışmasının kusursuz olmasını istiyordu. Ona en güzel şekilde görünmeli yeteneğini sergileyerek kusursuz bir ilk izlenim bırakması gerektiğini düşünüyor du.
Sabah erkenden Stefan ve Ameliayi arayıp rahatsız etmemek için her işi kendi yaptı. Önce aşağı inip mutfakta buz dolabına baktı güzel bir çay yaptı. Eh ne de olsa türk kanı sabah çay içmeden güne başlayamaz. Sonra iki dilim ekmek çıkarıp arasına peynir salam biraz da yeşillik koyarak sandviç yaptı domates salatalık doğrayıp tabağına gururla baktı. "Vola" dedi kendince tabağına bakarak. Çünkü hayatında hazırladığı ilk yemek tabağıydı. Genelde ya annesi ya da herhangi bir yardımcı hazırlardı yemekleri onun için.
Sonra da odasına geçti hava daha ılık olduğu için beyaz oversize tişört altına da bol paçalı siyah pantolon ve beyaz ayakkabı giyip aynadaki aksine baktı. ellerini saçlarının siyah tutamları arasından geçirip iyice karıştırdıktan sonra hazır di.
Stefan'a mesaj atti. 'Günaydın dostum, nasılsın?! Ben uyandım hazırım. Güne başlamanın zamanı geldi. Amelia isterse dinlene bilir ev işlerini da yaptım. Akşam üçümüz yemeği dışarıda yeriz. Sonrada senin gösterdiğin köşede ki barda takılırız görüşmek üzere bekliyorum?' Artık Stefan'in gelmesini bekliyordu.
Son kez kendine baktı duruşunu beğendı ve kendinden emin gibi sokağa doğru adim attı. Etrafın güzel havası, havadaki aşk kokusu insani mest eder gibiydi. Önce derin nefes aldı. Etrafı unutarak kuşların sesi yaprakların hışırtısına dikkat kesildi.
Aniden kafasında notalar belirmeye başladı kafasında. Kafasında beliren notalarla oluşan müziği mırıldanmaya başladı.
Birazdan Stefan arabayla geldi.
"Biraz zamanin varmi koca adam.?" dedi utana sıkıla
"hıhığ" dedi evet dermiş gibi başını sallayarak.
"Hey naber dostum. Dün akşam nasıl gecti?!" dedi neşeli şekilde yeni arkadaşına bakarak.
Stefan şık dar ve düz bej tişört altınada dar pantolon giyip saçlarını kırışık bırakmıştı. Cok sexy görünüyordu. Cenk baştan aşağı süzüp ağzı sulanan adama göz kırparak. Stefan sadece göz kırparak gülümsemekle yetindi. Arabaya bindiler.
"Cenk hayır demezsen ailemle tanıştırmak istiyorum. Dün gece senden bahsettim. Seni görmeye çok meraklılar. Dün gece erken çıktığımız için Ameliani sinemaya götürmeye zamanım oldu. Çok mutlu oldu teşekkür ederim sana" dedi neşeli şekilde
"Daha da mutlu günler olacak kardeşim. Haydi şimdi ailenle tanışalım" dedi mutlu sesle.
Yola koyuldular baya bi gittikten sonra Stefan ve Cenk biraz eski evin önünde durdular. Ev halkı kapıda bekliyordu engelli arabasındaki bir adamın kıyafetini düzeltmeye çalışan bir kadın ve Amelia nin beline elini dolayan şeker gibi kız bekliyorlardı
"Merhaba herkese"
Arabadan iner inmez selam verdi şenşakrak sesiyle. Onu beklemekte olan heyecanlı Bayan Perribow şaşkınlıkla baka kaldı. Anlattıklarını biliyorlardı ama bir sosyete oğlunun bu kadar yumuşak kalpli samimi biri olduğunu hayal etmemişlerdi.
Cenkin bahar şenliği gibi yeşil gözleri esmer ipek saçları güneş gibi parlak yüzüne bakarak dona kaldı.
"Merhaba efendim. Hoşgeldiniz, kusurumuza bakmayın sizi görünce heyecan yaptım" dedi Bayan Perribow şaşkın şaşkın
Cenk onlara elini uzatti ama Perribow ailesi Cenkin pamuk kadar beyaz elini hafif kirli az kırışmış ve kurumuş elleriyle tutmaya çekindiler. Cenk biraz bozuldu ama hemen toparlanıp direkt onlara sarılıp sıcak davranmaya devam etti. Samimi sohbeti sonunda bir daha geleceğini ve istedikleri zaman Cenkin evine gide bileceklerini söyleyerek veda etti.
Sonunda hayallerinin yolu olan yeni öğretmeni Bay Conroyun evine doğru yola koyuldular. Yolda giderken annesi ve babasına araması gerektiğini hatırladı ancak içini bir karartı bastı geldiğine çok oldu ama bir kere olsun mesaj bile atmamıştılar acaba merak bile etmiyorlar mi?!
'Stefanin ailesi ne kadar da sıcak kanlı insanlar böyle aileden bıkmadan usanmadan tum ömrünü beraber geçire bilirsin' diye düşündü kendi kendine sonra da babasını aradi.
'Selam baba nasilsiniz.
Selam evlat, biz iyiyiz. Yeni evin nasıl. Sevdinmi? Dinlene bilmen için arayıp ya da mesaj atıp rahatsız etmek istemedik.
İyi her şey şahane. Yerleştim arkadaş bile edindim. Burda her sey yolunda!
Gerçekten mi sevindim! Yeni evine hızlı adapte olman beni mutlu etti açıkçası. E şimdi nereye gidiyorsun?
Yeni hocam bay Conroyun evine oradan da sonra da yeni okuluma sonrada arkadaşlarım la akşam yemeğine gidiceğim anladığın bugün yoğun ve uzun gün beni bekliyor.
İyi bakalım, günün hayırlı geçsin akşam tekrar ararız annende seni merak ediyor
Görüşürüz baba
Görüşürüz oğlum.... (sessizlik)
Baba... Şey...
Efendim evlat varmi bir isteğin eksiğin?!
Yok ben şey diyeceğim..
Ney?!
Seni seviyorum baba...(Civat bey yüzünde bir ışıltı parlıyor)
Bende seni seviyorum oğlum...."
Konuşma bitti ama Cenkin kalbi şenlendi babasını daha önce hic bu kadar samimi görmemiş ti. Sonra da Stefan ile ailesi hakkında konuşmaya başladılar.
"Aslında dün akşam anlatamadığım bir detay daha var. Eskiden bizim imkanimiz iyiydi. Babamla araba tamirciliği yapıyorduk Ameliani o halde görünce onu kurtarmak için tamirhaneni en sevdiğim arabami ve evimizi satmak zorunda kaldık ve daha eski eve taşındık Amelia kendini kötü hissetmesin diye biz eskiden burda yaşıyoruz dedik. Bir gün sokakta babam ve Amelia marketten eve dönerken iki sarhoş kızın yolunu kesiyorlar. Eskiden Amelia ni bir kaç kez satin alan şerefsiz pedofeli orospu çocuklarydi. Babam da kızdan ellerini çekmesini söylemiş ama sarhoş sapıklar dinlemeyip saldırmışlar arada sürtüşme yaşanmış. Adamlardan biri babamın kafasına ağır kaldırım taşıyla vurmus o anda ve anında ordan kaçmış korkak itler babamda o günden sonra engelli kaldı ve Amelia, annem kardeşim hatta babam dahil o gözle bakmasalarda kendini suçlu hissediyor. İyi bir eve tasinmamiz ve babamın tedavisi için tum gücüyle çalışıyor"
Anlatırken Stefan'in yüzündeki o hüzün ve umutsuzluk Cenkin kalbinde derin his bırakmıştı
"Merak etme adamim hepsi yoluna girecek eminim. Babamın tanıdığı doktorlar var ona baktırıriz. Sen benim dostumsun senin mutluluğunu görmek için her şeyi yaparım" dedi omuzunu sıkarak
"Cenk sen var ya tam bir meleksin"
Neredeyse ağlayacak gibi olan Stefan'i sakinleştirdi.
"Hadi ama adamım ağlayacak mısın?! Benim dostum bir prenses değil. O tam bir maçoman hadi topla kendini"
Cenkin bu sözlerinden sonra yüzünde ufak memnuniyet ifadesi yer aldı. Bunu gören genç Cenk ona mutluluk verdiği için mutlu oldu. Hemde o eski okulunda ki arkadaşları gibi pahalı hediye alınca yalandan mutlu olmuş gibi sahte ifadelerle değil sadece iyi sözleri duyunca gerçekten içten gelen mutluluk ifadesini görünce çok sevindi. Hayatında İlk kez böyle ifadeyle karşı karşıya gelen Cenk kendini gerçek ailede gibi hissetmeye başladı.
"Sonunda geldik dostum, hadi hayallerinin kapısını çal" dedi ve arabayi küçük şirin müstakil dairenin önünde durdurdu.
Heyecanla elleri titreyerek kapıyı çaldı ve kapı açılınca içeriden 25li yaşlarında bir genç adamla göz göze geldi
Güneş gibi altın saçları, masmavi buz gibi keskin bakışları, genis kalemle çizilmiş gibi omuzları, muzik gibi boynu, boynunu süsleyen şirin zinciri, mavi bol tişört, gri eşofmanıyla Cenkin aklını başından aldı.
Kalp atışı hızlandı kendini ve nereden geldiğini unuttu. Bu sessizliği de hocanın çok seksi müzik notaları gibi çıkan sesi bozdu
"Hoşgeldin Cenk Soydan, buyur içeri gel" dedi.