Panik havası

1317 Words
"Merhaba bay Soydan" Cenk şaşırmıştı mavi buz gözleri masadaki kağıtlardan ayırmadan konuştu Conroy "Merhaba profesör" "Seni üniversite ortamında görmek daha farklıymış Bay Soydan" Beklenmedik cevap karşısında ne tepki vereceğini bilmiyor du. Ne yani onu onca öğrenci arasından farketmiş miydi "A-a şey nasıl yanı tam olarak?" "Bilmiyorum, daha farklı geldi. Evime gelip geceyi koltukta geçirip sabah uyandığımda bir sapık gibi beni izleyen birini başka öğrenciler arasında görmek değişik geldi. Ve ilk girdiğim de gözleri güneş ışığı gibi parlıyor ve bir daha dönüp baktığım da o güneş etraftakilari yakip yıkmaya hazır gibi duruyor du" diyip baktığı kağıtlardan kafasını kaldırıp delici gözlerle ona baktı "Sorun nedir Cenk?" "A-ah, öyle mi." ,yüzü kızardı ve ne diyeceğini bilemedi (ah lanet olsun. Ben neler yapıyorum. Ama dur o beni mi izliyordu hemde tüm ders boyunca onca öğrenci varken beni farketti ve bana bakıyor du Öyle mi. Bu ne anlama geliyor yoksa oda beni....) "Cenk bir sorun mu var yüzün kızarmış hasta mısın" diye endişeli sesle Masadan kalktı ve uzanarak Cenkin yüzünü avucunun içine aldi baş parmakları yavaş yavaş Cenkin yüzünü okşamaya başladı "kendini nasıl hissediyorsun. Ateşin falan mi var hemen revire gidiyoruz" diye elinden tutup kapıya doğru sürüklemeye başladı "(Ay bunlar rüya mi görüyorum yoksa su an o bana dokunuyor ve sağlığım hakkında gerçekten endişeleniyor mu?) Yok efendim ben iyiyim. Sadece olan bitenler için üzgünüm. Yanlış anlaşılmak istemedim. Şey ben gitmem lazım aslında profesör (hayır ama gitmek istemiyorum bu an bitmesin istiyorum neden gitmek istiyorum dedim ki kahretsin mal kafalı Cenk seni) hafta sonu görüşürüz" " Şey peki? Görüşürüz Cenk" dedi ellerini yavaşça bırakıp. Ortam baya gerilmiş ve garip hal almıştı o yüzden bir saniye daha orda kalmadan Binayı ışık hızıyla tarketti önce bir bardak kahve içip sakinleşmek için yemekhaneye indi sonra da yeni kitaplarını almak kütüphaneye doğru adım attı. Ve rafların arasında dolaşırken XIX asrın başlarındaki çalgı sanatçıları hakkında ki raflara doğru ilerledi. O tarafa genelde kimse gelmiyor kimsenin görmediği bir yer di. Hatta öyle ki temizlikçilerin bile nadiren geçtiği yerdi, ama yeni flörtlerin genelde kaçıp yiyiştiği yerdi orası. Cenk'in ise kaçtığı yer oldu. orda oturup olanları sindirmeye çalışıyor du. Bi anda ayak seslerini duydu. Hatta duymadı tam önünde durdu. Kafasını kaldırıp baktığında Elizabeth tatlı gülümsemeyle karşısında dikilmiş duruyordu "Selam. Ne yapıyorsun burda. Yoksa sende mi bu asrın edebiyatı meraklısı mısın" "Hayır, sadece buraya pek gelmiyorlar miş bunu öğrendim. Yalnız kalmaya ihtiyacım var di." "Özür dilerim rahatsız ettim. Görüşürüz" "Liz gitme!" dedi sesi acı çekiyor gibi çıktı. "A şey sana liz diye bilirmiyim" "Tabiki de" "Teşekkürler" "Sen iyi mısın?! Gözlerin neden hüzünlü" "Kafam biraz karıştı. Burda ilk günüm ve benimle gerçekten arkadaş olmak isteyen sensin." "Etrafında çok kız toplanıyor ama gördüm" "Onlardan farklısın. Onlar hep başka şeylerin peşinde. Hepsi flörtöz kızlar ama sen farklısın Liz seninle gerçekten arkadaş gibi hissediyorum kendimi ve ve ... "Neden sustun" "Bilmiyorum kendim ola biliyorum. Ve bana kendimi iyi hissettiriyor sun sana bir sır versem kimseye söylemez mısın?" "Tabiki de söylemem" "Ben şey" diye biraz uzattı ve sonra tek nefeste söyleyip kurtulmaya karar verdi" ben biseksualim. Yani öyle işte. Ama seninleyken de ayni onun yanındaymış gibi hissediyorum kendimi mutlu ve güvende hissettiriyor sun" Gözleri yaş dolu baktı. Bu sözlerden sonra onu bırakıp gitmesinden korkuyor ama onu hic gitmesini istemiyor yalvarırçasına bakıyor du. "Her zaman yanındayım merak etme. Ayrıca, önemli olan cinsel tercihlerin değil insanlarla arandakı duygular" "Teşekkür ederim Liz. Tek mı yaşıyor sun." "Hayır, arkadaşlarımla beraber ama onlar burda okumuyorlar" "Şey, sakıncası yoksa bizim eve bir ara davet etmek isterim Yani gelirsen mutlu olurum seni Stefan ve Ameliayla tanıştırmak istiyorum" "Onlar kim?" "Onları babam işçi olarak tutmuş ama biz onlarla iyi bir arkadaş oldum. Hayatımda ki ilk arkadaşlar. Ve sende öylesin hayatımda ki ilk arkadaş ilk kız arkadaş yani sadece arkadaş ama kız arkadaş senden hoşlanıyorum ama şey aşık değilim aslında aşık olunmayacak birisi olduğundan değil sen çok güzel kadınsın ama şey" daha fazla sıçıp batırmamak adına sustu "Tamam saçmalamayı bırak o zaman bu kitapları kayıt ettirelim da beraber biraz şehir turu yapalım ne dersin" "Stefan gelmiş kapida bekliyordur istersen arabayla gezeriz" "Tercih etmem. Önce dolaşalım sen buranin doğasındaki müzik sesini duya bileceğin bir yere götüreceğim" "Tamam bana uyar" İkisi beraber okul çıkışı doğa yolunu tuttular. Cenkin mutluluğu sonsuz gibiydi ama ileride başına gelecek olanlardan habersizdi Okul çıkışı beraber dışarıyı gezdiler. Iyice kaynaşıp arkadaş olmuşlar di. Doğanın en sakin yerine gittiler orda birlikte neler yapa bileceklerıne baktılar. Önce liz çaldı sonra cenk. Bir birlerinin hatalarını düzelttiler ve birlikte çala bilecekleri bir şeyler ürettiler hatta yeni müzik yazmak için çalıştılar bunları yaparkende epey geç olmuştu. Ve anca o zaman farketti kimseye haber vermediğini. "Neyse ben artık eve gideyim" dedi liz. "Istersen bize gel birlikte yemek yeriz ve en yakın arkadaşımla tanıştıracam" dedi Cenk. " Zahmet etmeyin şimdi rahatsız etmeyim" "Olurmu canım hadi gel mutlu olurlar" "Peki öyle diyorsan" dedi ve birlikte toplanip cenkin yaşadığı eve gittiler. "Merhaba millet. Kusura bakmayin geç kaldım" diye eve girdi. Ağlamaktan bir hal olan amelia Cenk'e doğru koştu ve sarıldı. "Tanrım şükürler olsun. Cenk sen nerelerdesin?" "Nerelerdeydin dostum. Baban seni aramış ulaşamamış. Bende okula gittim ama seni bulamadım hepimiz endişelendik." "B-ben bilmiyordum. Özür dilerim"-dedi Amelianin büyük göğüsleri arasında nefes almaya çalışan Cenk." ben arkadaşımla birlikte geziyordum. Telefonumun şarjı bitmiş. Haber veremedim kusura bakmayın. Bu arada tanıştırmak isterim eğer Amelia beni bi bıraksa ve özgür nefes almaya kavuşsam. Ölüm gerçektir ama böyle saçma ölüm istemiyorum." Kıkırdarlar "Kusura bakma çok endişelendim ve dayanamadim. Merhaba kim bu hanımefendi" "Merhaba ben Elizabeth Gilbert. Bana liz diye bilirsiniz. Cenkin sinif arkadaşı. Biz çalışmak için sakın alana ihtiyaç duyduk. Ve sanırım zaman geçtiğini unuttuk kusura bakmayın sizide endişelendirdik." "Yarın Lizlerin evine yakın yerde bir gösteri yapacağız toplanan parayı da yoksullara yardım etmek amaçlı kullanacağız" "Bizde gelsek olur mu?" "Tabi Stefan siz benim arkadaşım siniz ilk hemde. Siz gelmezseniz olmazdı zaten" "Peki o zaman ilk işin babana aramak ve durumu açıklamak olsun" dedi Stefan. "Bizde hanim kiz lizle yakından tanışalım" diyerek mutfağa götürdü. "Evet Cenk ikiniz hakkınızda çok konuştu ve anlattı. Sizinle ilk defa yüz yüze tanışıyorum. Ama sizin hakkınızda o kadar çok duydum ki. Yıllardır beraberiz gibi" "Hade ama çok konuştuk. Yemekte ne var ben çok açım. Buyuk zebrayi tek başıma bitirecek gibi acıktım" dedi Cenk babasina mesaj atmakla yetinerek. "Cenk hep bunu diyorsun ama yarim ekmeği zor bitiriyorsun. Hayde masaya geçin ben bir servis daha hazırlayacağım. Stef sende içecekleri hazırla." "Bende yardim edeceğim" "Olmaz Liz bu evin kurallarını ben koyuyorum siz ikiniz masaya Stef sen benimle geliyorsun" "İkiniz gidiyorsunuz da umarım bugün aç kalmayız biz" dedi Cenk muzip bakışlarla. Herkes gülüştü. Amelia ve Stefan masayı donattilar. Yemekte yıllardır berabermiş gibi kkonuşup eğlendiler. Sonra tatlı yiyip konuşmaya devam ettiler. Stefan ve Cenk bardakları doldurmak için mutfağa geçerlerken kızlarda salona geçip oturdular. "Ee liz. Konuş nasıl tanıştınız?" "Müzik dersinde tanıştık. Bu sabah her kes Hayriye çıkışını reddetmişti. Bir tek Cenk kabul etti. Sonra onu öğleden sonra kütüphane de gördüm sinirle gidiyordu. Takip ettim tek başına oturuyor ve pek mutsuzdu. Aramızda bir bağ oluştu. Sızın hakkınızda falan konuştuk. Beraber prova aldık. Arkadaş olduk ve beni sizinle tanıştırmak istedi. O gerçekten hoş bir çocuk." "Hoşlanıyor musun?!" Liz Hafif ve biraz aci gülümseyerek "Hayır tabiki, evet çok hoş birisi ama onun tercihi ben olmadığımı ikimizde biliyoruz" "Sanada söyledi mi? "Evet tabiki, ama olsun biz iyi ikili, iyi bir arkadaş olduk ya yeter" O sırada Stefan da Cenkin kafasını açıyor du. "E dostum konuş. Kız çok tatlı biri ondan hoşlanıyormusun?" "Hade ama Stef tercihlerimi iyi bilirsin. Ama evet o çok hoş biri onunleyken kendim ola biliyorum. Ve ona her şeyi söyledim biz sadece arkadaşız ayrica sadece bu sabah tanıştık " "Başkasını seve bilirsin ama bu ondan hoşlanmadığın anlamına gelmiyor. Kendi isteği olursa belki hihuuuvv" "Ne?' "Yasyasyas kleeeheee cirrrrakrakrak cibilecibile şakşakşakşak" diye garip sesler çıkardı "O ne lan? Bu ne iğrenç konuşma şekli aklın fikrin bunda gevezelik yapma kızlar bekliyor" Beraber film seyrettiler ve liz artık eve gitmesi gerektiğini söyledi. Amelia ve Stefanda gideceklerdi lizi evine kadar birakip sonra ordan eve gitmeyi anlaşarak dağıldılar ve Cenk yine yalniz kaldı. Çok yorgun olduğu için çıkıp uyudu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD