İlk ders

1261 Words
Kendi kendini teselli ederek içeri doğru adımlar atmaya başladı. İcerisi baya kalabalık ti. Her kes bir şeylerle meşgul. Bir müddet koridorda dolandı ve sonunda Müdürün odasını buldu. Kapıyı çalarak bir müddet bekledi içeriden girmesine dair komut gelince tekrardan derin nefes aldı ve içeri girdi. "Merhaba Bay Halloway. Ben Cenk... Cenk Soydan." dedi elini uzatarak. "Hoşgeldiniz Bay Soydan Bende universite rektörü Albert Halloway buyrun oturun" dedi. Cenk işaret edilen koltuğa giderek oturdu. "Babam sizin hakkınızda çok konuşuyor. Sizinle tanışmak bi şeref efendim. Babam sizi tarif ederken çok şakacı ve sıcakkanlı olduğunuzu söylemişti. Bunun yanı sıra çok karizmatik olduğunuzu da göre biliyorum efendim. " Hafif gülümseme ardından yüksek tonlu sesiyle konuşmaya başladı. "Bende senin ne kadar beyefendi biri olduğunu göre biliyorum bizde sen gelmeden biraz evvel babanla konuştuk. Seni çok müziğe düşkün olduğunu söyledi. Bu yeteneği ni taktır ediyorum." dedi gururlu gözlerle bakarak "Sana bir sir vereceğim. Galiba bu yetenek sana babandan geçti." diye kısık sesle konuştu ve göz kırptı "Civat iyi bir müzisyen di. Tabi sonra iş hayatına atılmak zorunda kalınca, müziği bıraktı. Sen doğduğun gün oradaydım. Ne kadar heyecanlı olduğunu göre biliyordum. Esmer saçların tıpkı sonbahar yaprakları gibi turuncumsu tonu vardı baban onlara dokunurken gözlerindeki yaşlara hakim olamamıştı. Bugün karşımda yetişkin biri olarak oturuyorsun. bilmelisin ki Cenk Baban seninle gurur duyuyor. Ve senin iyiliğin için her şey olmasını istiyor. O yüzden sana biraz katı davranıyor ise onu mazur gör bence " "Biliyorum Bay Halloway bende artık ustelememeye dikkat ediyorum ne de olsa evlatlarının iyiliğini isterler" "Haklısın küçük dostum pekâlâ derslerle ilgili bir problem ve herhangi bir ihtiyacın olursa ilk bana haber veriyorsun evlat anlaştık mı okulda başarılar diliyorum kapıdan çıkınca yan koridor 3uncu oda öğrenci işleri başkanı var bizzat ismimi verirsen sana yardımcı olurlar" dedi ayağa kalkarak el uzattı. "Görüşmek üzere Bay Halloway ve ayrıca ilginize çok minnettarim efendim" diyerek odadan çıktı. Belirtilen odaya gidip derslikleri ve ders rutinini belirlestirdikten sonra ilk dersine doğru yola koyuldu . Babasinin bir müzisyen olduğunu öğrenince bir şok yaşayan Cenk sınıfa giderken hâlâ Müdür Halloway'in söylediklerini sindirmeye çalışıyordu. Koridordakı camdan dışarı bakarak babasini müzisyen olduğunu hayal ederek iç geçirdi. Ayrıca babasının onu ne kadar çok sevdiğini değer verdiğini onunla gurur duyduğunu öğrenmek mutlu olmasına ve kendini daha enerjik hissetmesine neden olmuştu. 'Vay be, ben hep babam bana karşı ilgisiz sevgisiz ben yüz karası kardeşim ise evin gözdesi sanıyor dum, meğerse benim için her zaman endişeleniyor beni çok seviyormuş bunu bilmek çok güzel hissettiriyor' diye düşündü kendi kendine Büyük koridorlardan geçerek sonunda sınıfına doğru girdi. İçerisi kalabalık ders başlamamış ve her kez bir biriyle tanışmakla meşgul du. Cenk kapıdan girdi. Onu gören bazı kızlar resmen aşık oldular. Vücut hatları keskin bıçak gibi, turuncudan hallice esmer ipek gibi saçları, yüzü parlak yaz güneşi gibi, su yeşili gözleri bahar neşesi gibi, kokusu yeni açan gül gibi Tam türk erkeği her duruşundan belli olan Cenkle tanışmak istediler. "Merhaba Adim Sophie Howard Chicagodan geldim. Senin adin ne?!" diye yaklaştı sarışın uzun boylu mini etek giyen ve derin göğüs dekolteli kiz "Merhaba ben Cenk. Cenk Soydan Türkiye İstanbuldan geldim. Tanıştığımıza memnun oldum Sophie." Kibarca elini sıktı" aaaa gerçekten mi ben Türkiye yi bilirim" dedi ve Türkçe standart kelimeleri söyledi" Kebap Sultan Ahmet uruspu çucuğu" "yok yok öyle değil o sonuncuyu söyleme o küfür " diye kahkahayla güldü Cenk müzik gibi gülüşü herkesin. dikkatini çekti ve diğer kızlar da yanına geldiler "Merhaba bende Janice." "Bende Suzy." "Memnun oldum kızlar." dedi kibarca gülümseyerek. Ama kızlar ona dik dik bakmaya devam ediyorlardi Tabi bu durum sınıfın başka erkeklerini rahatsız etmeye başladı bile. Tüm kızlar Cenkle ilgilenince rahatsız olan çoktan çete haline gelen delikanlılar Cenkin etrafını sardılar ve garip ses tonuyle "Merhaba adim Harold bu da arkadaşlarım Hanry ve Chan"-, diye tanıştırdı sağ yanındaki sarışın ela gözlü Avusturyalılara benzeyen ve hafif çekik gözlü çocuğu isaret ederek. Görünüşe göre her zaman çete halinde takılan kendini en havalı zanneden ve kimseye saygı duymak istemeyen bu çocuklar Cenkten hoşlanmadığını açık açık belli ediyordu. Ama Cenk kibarlığını bozmadan "Merhaba bende Cenk tanıştığımıza memnun oldum. Umarım iyi arkadaş oluruz" dedi gerginliğini belli etmemek için de sahte tebessüm etti. Tam o sırada ziller çalındı ve kapının önünde o sesi bekliyormuş gibi öğretmen sinifa daldı. " Bu nasıl bir dalyarak be. böyle dakik öğretmenmı olur" diye homurdandı Harold. Cenk karşısında ki isyankar delikanlıya gülümsemekle yetindi. Siyah uzun tutamları kulak hizasında, Hafif çekik siyah gözleri sinirle kalın siyah kaşları çatılı şekilde Cenkin önünde duruyordu. Ona alıcı gözle baktı ve sonra kendi kendine saçmalama ya dedi Cenkin hayallerini öğretmenin hızlıca konuşması böldü "Herkes yerine geçsin. Yeni okul yılınız kutlu olsun çocuklar. Ben iktisat hocanız Bay Anderson. Tüm sene boyunca iktisat işletme ve ekonomi krizler hakkında öğreteceğim. İlk dersimiz kısaca tanışma olacak. Düşünüyorum ki bu saate kadar bir birinizle tanışıp arkadaş olmuş sunuzdur. Şimdi benimle tanışacak siniz. Sırayla başlıyoruz." diye sınıfın ismi yazılı defteri önüne açtı ve sırayla çağırmaya başladı "Bayan Stuart buyurun sizinle başlayalım" Her kez tek tek kendini tanıştırır ve sıra Cenk'e geldi "Merhaba. Ben Cenk Soydan Türkiye İstanbuldan geldim. Sanat ve müziğe yoğun ilgi duyuyorum. Müsait zamanlar da keman eğitimi alıyorum. Buraya ilk defa geldim. Şehirdeki hayatıma adapte olmaya çalışıyorum. Burda gerçekten mutluyum. Hepinizlede iyi arkadaş olmayı umut ediyorum." "Teşekkürler Bay Saydan" "Soydan efendim soyadım Soydan" "Tamam bay Soydan sırada ki bayan Sandra" Tum sınıfla tanıştıktan sonra dersi anlatmaya odaklandı. Ziller çalındı ders bitti extra ders listelerine bakarken müzik dersleri olduğunu fark eden Cenk çok mutlu oldu Hemen kayıt oldu. Fen dersleri bittikten sonra extra dersler başlandı. Her kez sınıfta toplandı ve bir biriyle yakından tanışmaya kim hangi enstrümanı çaldığını sormaya başladı bazılar hatta grup bile oldular. "Merhaba Cenk. Biz tarih dersinde beraberdik. Ben Elizabeth Gilbert. Bildiğim kadarıyla sen keman çalıyorsun ve bende bass çalıyorum. Beacon hill daki küçük parkta bazen çalıyorum senide orada görmekten onur duyarım." dedi şirin, minik burunlu, pembe yanaklı, uzun açık çikolata renkli hafif dalgalı saçlı kız. Cenk bu şirin kıza güzel gülümsemeyle karşılık verdi "Merhaba tabiki de isterim. Ama yanlış anlamazsan bir şey soracağım" "Tabi buyur" "Orda müzik çalıp para topluyorlar değil mi?!" "A-ah, evet. " "Görünüşe göre buna ihtiyacı olan birine benzemiyor sun!" "Evet. Orda çalışıp geliri evsiz insanlara yetimhanelere veriyorum elimden gelene kadar yardımcı lmaya çalışıyorum. Seninde bunda katkın olursa sevinirim" "Tabikide. O zaman bu hafta sonu 10:00 da buluşsak ne dersin?" "Olur, çok teşekkür ederim Cenk seninle tanışmak gerçekten güzel di ***** bu benim numaram parkta buluşuruz. Görüşmek üzere" "Görüşürüz (çok tatlı ve iyi kalpli bir kıza benziyor onunla buluştuktan sonra derse giderim. Profesör Mikelson'a hayır hayır Conroy'a bu hakkında söylerim belki o da bizimle gelmek ister)" Hayallere dalmışken amfinin kapısı açıldı ve içeri hoca girdi. Ama Cenk Conroyu düşünmek le meşgul olduğu için kimin girdiğini pek umursamıyor du. "Merhaba gençler adım Conroy Mikelson müzik derslerini ben vereceğim şimdi çalma yeteneklerine göre gruplara ayrılmanızı istiyorum." Conroyun ahenkli sesi odaya dağıldı. Herkes dersi bırakıp profesöre bakıyor du. Cenk onu burda görünce çok şaşırdı. Ne hissediyor du tam olarak bilmiyor du. Herkes arasında yeni hocaların ne kadar yakışıklı olduğunu bekar olup olmadığını konuşmaya başladı. Cenk dünyayı unutup onun güzel yüzüne bakmakla meşgul du. Sonradan hayata geri dönüp etraftakilerin konuşmasını dinlemeye başladı. Kızların kendi aralarında yeni genç profesörü baştan çıkarma planlarını duyunca değişik daha önce hiç hissetmediği bir öfke sinir duygusuyla yandı. Yerinden kalkıp Conroyu herkesin önünde öpmeyi, profesör ona ait olduğunu herkese göstermeyi düşünüyordu. Ama sonra (daha ikinci kez buluşuyoruz. Ve onun hayatını tam olarak bilmiyorum. Bunu yaparsam rezil olurum) diye düşündü. Ders muhteşem geçti. Ders çıkışı sınıftaki her kesin çıkmasını bekledi. Ve herkes gidince Cenk tüm cesaretini toplayıp Conroyun yanina gitti ve selam vermek istedi. ve masaya doğru yaklaştı. Önünde kağıtlarla uğraşan Conroy'a seslenip seslenmemek için kendiyle savaşıyor du. "Merhaba Bay Soydan " dedi Conroy
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD