depresyon

1186 Words
Evine dönen Cenk koltukta bayılan arkadaşlarına baktı herkes derin uykudaydı. gitti tekrar kalktığı yere oturdu L koltuğun döndüğü yere arasına sırtını verdi tek bacağını uzatırken tekini kendine çekti bir kolunu yere koyup destek alırken tekini dizine koydu kafasını aşağı indirip sadece boşluğa baktı. Şafağa kadar öylece düşüncelere dalmış oturuyordu. bulunduğu durumun ne kadar saçma ve boktan olduğunu düşünüyordu. Hiç bir suçu yokken yargısız infaz edilmişti resmen. Neden ona guvenmemisti ki. Hiç mi guvenini kazanamamıştı. bu kadar acınası durumda olmasını hak edecek ne yapmıştı. Sabahın erken saatlerinde her yeri tutulmuş arkadaşları yavaşça uykudan kalktılar ve Cenki bıraktıkları yerde öylece otururken görünce çok şaşırdılar. sarhoş beyinleri daha bişey algılamada zorluk çekse de onun bu korkunç halini görmemek mümkün değildi. Saçları dağınık leş gibi alkol kokuyor gözleri kızarmış göz altları mosmor uykusuzluktan ve uzun zamandır düzgün beslenmediği için yanakları içe çökmüş bembeyaz ruh gibi görünüyor du Damon lizi dürttü ve konuşması için işaret yaptı. Ama lizde öyle hayretler içerisindeydi ki diyecek bişey bulamıyordu "C-cenk??? iyimisin?" dedi titreyen sesiyle Liz "Hey dostum?" diye omuzlarına dokundu Stefan. Anca o zaman tepki verip kafasını kaldırdı. Susuzluktan kurumuş dudakları çatlamış yer yer kanlanmıştı. Bu halini gören arkadaşları ona içleri acıyarak baktılar. "Bugün okula gelmeyecem dinlenmek istiyorum" dedi çatallasmiş sesiyle Konuşmak bile ona işkence gibi gelmişti. Çünkü kupkuru boğazı ve susuzluktan çatlamış dudaklari her kelimede daha çok işkence ediyordu. Sessizce ayni pozisyonda yerinde oturmaya devam etti Amelia yerinden kalkıp ona su getirdi ama içmeyi bile reddetti. Hareket etmiyor tek noktaya gözlerini dikmiş oturuyor du Arkadaşları onu zorlamak istemediler o yüzdende mahremiyet tanımak amacıyla bugünlük yalnız bırakmaya karar verdiler.... Ancak bu ne kadar doğruydu tartışılır. Bir iki gun böyle geçince Stefan mecburen Liz ve Damonu çağırdı. İkisi arkadaşının haline acımış ama düzelmesi için bir şeyler yapması gerektiğini anlamıştı arkadaşlarının hiç biri olayın ne olduğunu bilmiyorlardı... Damon hariç... Aşk acısı çektiğini farkındaydılar ama kime karşı onu bilmiyorlardı. Ve sormadılar çünkü biliyorlardi ki Cenk zorlanmaktan hoşlanmaz ve isterse kendisi tabikide bir gün karşılarına çıkıp anlatır o güne kadar da sonuna kadar yanında olacaklardı Günden güne gözlerinin önünde eriyip gidiyordu Cenk. Conroyun içi gidiyor ama nasıl adım atacağını bilemiyordu. Ne demişti o kör ateşi söke söke çıkaracaz demişti.... Kampüs yavaş yavaş sararan yaprakların arasında soluk bir renge bürünmüştü. Çoktan Aralık ayına girmişlerdi. Cenk Soydan, son birkaç haftadır sabah derslerine ya geç kalıyor ya da hiç gelmiyordu. Sınıfta ise gözleri genellikle boşluğa dikili, eli kalem tutmadan defterin üzerinde geziniyordu. Artık her şey dikkat çekiyordu: Çökük gözaltları, solgun teni, eskiye göre çok daha bol duran tişörtleri... Öğle arasında Liz onu arasa da çoğu zaman mesajlara dönüş bile yapmıyordu. Hocalar devamsızlıkları not alıyor, ama Türk soyadını görünce biraz daha hoşgörülü davranıyorlardı. Odasının camı günlerdir açılmamıştı. Kimse onun keman çaldığını duymuyordu artık. Ve odasına kimsenin girmesine izin vermiyordu... günlerden 27 Kasım... Kampüsün kütüphane koridorlarında Damon, Liz’e sinirli bir şekilde yaklaştı “Ben böyle Cenk görmedim Liz. Gölge gibi dolaşıyor. Yemin ederim, onu kantinde kızarmış tavuğa boş boş bakarken yakaladım. Yani bakmak bile demeyelim... gözleri oradaydı ama aklı başka yerdeydi.” “Muzik derslerine girmiyor Profesör Mikelsonla da hiç konuşmuyorlar. O gece ona ne olduysa... Bir daha asla eskisi gibi olmadı... Cenk asla anlatmadı. Bize de. Amelia da farkında, ama ne desin kız?” "Bilmiyorum bizim bir çare bulmamız lazım bu böyle gitmez" "Ama ne?" "Bilmiyorum inan..." İkisi sessizce oturdular... Ama nedense hiç bişey gelmiyordu akıllarına son ders kalmıştı ve dersten sonra Cenk izin vermese bile zorla onunla gideceklerdi. En azından yanında olacaklardı. Hatta bara gitmeyi bile düşündüler Son ders için her kes odalarına dağılmaya başlamıştı Liz ve Damon odaya girince yine boş bakan cenkle karşılaştılar ve bir birlerine baktılar Finans profesörü konuşurken Cenk başını sıraya yaslamıştı. Elinde kalem yoktu. Gözleri bomboş, dudakları çatlamış, nefesi kısa kısa alıyordu. Profesör kısa bir duraksamayla ona baktı ama dersin akışı bölünmedi. Sınıfın çıkışında arkadan Damon yetişti: “Hey... sen iyi misin?” Cenk narin bir gülümsemeyele ona baktı “İyiyim... biraz yorgunum, sadece...” “Dürüst ol. Ne zaman doğru düzgün yemek yedin?” dedi Damon kaşlarını çatarak Biraz düşündü cevap vermeye çalıştı ama hatırlayamadı. Arkadaşına da yalan söyleyemedi “Unuttum.” gülmeye çalışır gibi oldu ama yorgun yüzü ve kurumuş dudakları buna pek musade etmedi "Bugün sana geliyoruz" "Derken?" "Evet ben ve lizi sana geliyoruz önce doğru düzgün yemek yiyoruz sonra bara gidiyoruz" "ama" "Amasi mamasi yok itiraz kabul edilmiyor hadi düş önüme" diye yakasından tutarak kendine çekti Kollarının altına aldığı Cenk bir cocuk gibi sallanırken Damon sinirli ve hızlı adımlarla çıkışa yöneldi. Kapıda onları bekleyen Liz ve Stefanin yanına kadar durmadan yürümeye devam etti. "Hey stef naber ahbap bugün misafir kabul ediyormusunuz" "Seve seve" dedi stefan sevinçle Herkes arabaya doluşurken arkadan bir ses geldi "Bay Soydan" vücudu buz kesmiş gibi donup kaldı Arkasını dönüp göz göze geldikleri bir zamanlar aşkından öldüğü adamdı "Bizde tam gidiyorduk" diye Cenki arkasına alıp arabaya itmeye çalıştı Damon "Bay Soydan konuşmayı mi unuttu..." diyince Damon sinirden burnundan solumaya başladı. "Buyrun Profesör Mikelson" dedi çatallasmiş sesiyle. "Haftasonu derslerini bıraktınız sanırım sadece netleştirmek ve babanıza bildirmek zorundayim sonuçta maaşım hala hesabima yatıyor ben Conroy Mikelson vermediğim derslerin parasını almak istemem" "Sadece sağlığım biraz kötü durumda biraz toparlanıp geri dönecem profesör zamana ihtiyacım var şimdi müsaadenizle" diyip cevap vermesini bile beklemeden arabaya bindi İçinden geçirdi sadece bir kaç aydır buradayım ve daha bir seneyi bitirmeden ben bitiğim diye geçirdi. yılbaşı yaklaşırken evine gitmeyi ailesiyle kardeşi Ceylan kuzenleri Salih ve Semihle uzun uzun zaman geçirmeyi hele ki küçük ablasi Simayin kucağında teselli bulmayi kendini o şekilde toplamayı gidip Nigar yengesiyle dertlesmeyi kendine not etti. kafasi anca toparlanirdi çünkü. Sonunda eve geldiler. Herkes nedense lüzumsuz neşe saçıyor du. onların bu hallerini gören Cenk istemsizce gülümsüyor du. Damon Cenki tuttuğu gibi odasına götürmeye başladı o sırada Amelia ve Liz arkasından gülerek bakıyorlardı. ve mutfağa yöneldiler. Cenkin kafası iyice karışmış sadece bez bebek gibi sürükleniyor du. planlar neydi ne yapacaklardı hiç bir fikri yoktu. Cenki odaya zorla sokan Damon burnuna vuran kokudan burnunun direği sızladı ama yalana gerek yok bu kokuya Cenk çoktan alışmıştı. Damon cenki yatağa itip ellerini yukarı sıvadı ve perdeleri açtı odaya ışık dolunca bir şok daha geldi. Öyle dağınık öyle kötüydü ki sinirle Cenke baktı. Cenk yorgun gözlerle ona mahcup bakarak öpücük atti ve gülümsedi. Kendini yatağa bırakırken Damon sinirle konuştu "Hayır efendim kalkıyorsun uzerindkei kokarca kokusundan kurtuluyor sun çabuk" dedi ve banyoya yürüdü suyu açıp içeri girip cenki tuttuğu gibi banyoya soktu "Kedi gibi taşımayı pek bi sevdin bak tirnanirim üzerine bir daha kendine gelemezsin" "Salak salak konuşma koyarım yumruğu" dedi ve iliktan az düşük olan soğuk suyu açtı üzerine Bir anda gelen soğuk suyla yerinde sıçradı bunun üzerine damonda hemen yüzüne kabinin kapılarını kapattı ve banyodan çıktı. Cenkin işi bitene kadar da bir nebze olsun odayi toplayıp ona temiz kıyafetler çıkardı. Sonunda Cenkin işi bitip çıkınca onu nazikçe oturtup saçlarını önce havluyla sonra özenle kurutma makinesiyle kuruttu. "Hadi artık hazirlan donuna kadar koydum giye biliyorsundur ha yok diyorsan giydiririm" "Benim hakkımda bu kadar nazik ve endiseli olduğunu bilseydim profesöru değil seni severdim yavrum" diye sırıttı "Ağzının ortasına yumruğu yiyince seçersin aşkım" "Büyük aşklar nefretle başlar diyorsun" diye hala alay ediyordu "Ağzına verirsem görürsün aşkı nefreti" diye odadan çıktı Cenk arkasından gülümseyip arkadaşının ona özenle hazırladığı kıyafetleri giydi ve aşağı indi
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD