Ediyor musun dememişti. Ne kadar nefret ediyorsun diye sormuştu. Nefretten emindi. İçim sızladı. Bir umut arıyordu. Bir ihtimal belki. Vereceğim cevap önemliydi. Onu incitmek istemiyordum. Yani kim olsa istemezdim. Yine de vereceğim cevabın onu seveceğime dair bir umut taşımasını da istemiyordum. Bu boşa umut vermek olurdu. Aslında Toprak' ı öldürmek istemiyordum ama söyledikleri de ortadaydı. Yani Toprak' ın elinden her şeyi alıp onu hayatta bırakmayı tercih ederdim ama Toprak kolay bırakmayacak gibiydi. Zirve tek kişilikti. Yani ortak olurdu ama rakip olarak iki güçlü rakibin olması gücün ikiye bölünmesi demekti. Ben zirveyi ele geçirip babam gibi yönetmek istiyordum. Öldürmek amacım olmayacaktı. Sonunda buna ulaşmak için başta çok kişiyi öldürmem gerekecekti ama buna mecburdum. Yoksa

