Gözlerim, duvarlardaki çatlaklara çivilenmişti. Çürümüş bir geçmişin kusmuğu gibiydi her biri. Ve ben, o kusmuğun tam ortasında, bir pislik yığını gibi çöküp kalmıştım. Unuttuğum sandığım her şey geri gelmişti. Bir yara gibi. Açık. Kanayan. İçine tükürülesi. “Hatırlamak bir lanetse, ben çoktan cehennemin ortasında yanmaya başlamışım.” Önce kolumun acısı geldi, sonra görüntüler… sonra kan… sonra o bok suratlar. Zihnimin içi, bir cehennem çukuru gibi kaynıyordu. Sesler birbirine karışmıştı. Çığlıklar, ağlamalar, kurşun sesleri, cam kırıkları… o pis hayatların bana bıraktığı yankılar. Ulan ben neydim? Ben kimdim? Ne kaldı benden geriye? Ayağa fırladım. Yalpaladım önce. Dizlerim beni taşımaz sandım ama taşıdı. Taşıdı çünkü içimdeki öfke, etten daha sağlamdı. Odanın köşesindeki sandalye göz

