Kapıdan çıkmamıştı, onu kilitlemiştim. Gözüm pencereye kaydı. Koştum. Aşağı baktığımda, Victor’un binanın arkasına doğru topallayarak kaçtığını gördüm. Ayağındaki kurşun yarasına rağmen, hâlâ kaçabiliyordu. Kaçmıştı. Yine. Telefonumu kapıp tereddüt etmeden camdan atladım. Toprak sertçe ayak bileğime vurdu, sızladı ama umurumda değildi. Peşinden koştum, nefesim kesiliyor, kalbim göğsümde patlamak üzereydi. Ayak yarasıyla bile hızını düşürmeyen o, benden daha ilerideydi. Onu kaybetmeyecektim. Dar bir sokağa saptı, ben de takip ettim. Her viraj, her köşe yeni bir tehlike demekti, ama geri adım atmayı hiç düşünmedim. Sokak lambalarının sönük ışıkları altında, gölgeler büyüdü. Nefes nefese kalmıştım, ciğerlerim yanıyordu ama duracak halim yoktu. Birkaç adım daha… onu yakalayacaktım. Sonunda

