VANCE Ertesi sabah, babam beni yanına çağırdı. Odanın loş ışığında oturuyordu. Gözleri, yıllardır kimsesiz bırakılmış bir mezar taşı gibi donuktu. Sesinde ise emir vermeye alışmış bir adamın keskinliği vardı. “Viper ile şehir dışında bir toplantıya gitmenizi istiyorum. Hem işleri öğrenmiş olur.” Cümlesinin ardından dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. O an anladım ki, babam benim kadar iyi görüyordu Viper’ın bu evdeki fazlalığını. Onunla kalmam için bir neden yaratmak istiyordu, ama ben bu fırsatı onun gitmesi için kullanacaktım. “Tamam,” dedim, soğuk bir tonda. Ne itiraz ettim ne de başka bir şey sordum. Babam çoktan Viper’a söylemişti bile. O da tereddüt etmeden kabul etmiş. İçimden, “Tabii kabul edersin… Ne bilirsin bu dünyada ‘hayır’ demeyi?” diye geçirdi

