Bugün, hayatımın ilk günüymüş gibi davranmam gerekiyordu. İçimde bir his var, ama ne olduğunu bilmiyorum. Belki mutluluk. Ama mutluluğun neye benzediğini hiç görmedim ki. Doğduğum andan beri elimden alınan şeyin mutluluk olduğunu biliyordum sadece. Şimdi, belki, burada, bir köşede bulabilirim. Ya da bulmadan ölürüm. İspanya’ya adım attığımda cebimde bir umut yoktu. Sadece sahte bir pasaport ve üstünde yazan. Ela Tokgöz. O ama artık benim. Hayatımı onun bedeniyle yaşayacağım. Pasaport bir kimlik değil, bir maske. Üzerine tükürüp yüzüme yapıştırdığım bir yalan. Ama işe yarıyor. Çünkü planım var. Kandemir’e ulaşmam lazım. Ve Kandemir’e giden yol oğlunun üzerinden geçiyor. İnsan hayatta hep birilerinin üzerinden geçiyor zaten. Ben de geçeceğim. Taksi bulmak zor olmadı. Adresi söyledim, sesim

