Bölüm42

1554 Words

Geçmiş, bir savaş ordusu gibi, elinde kılıçlarıyla zihnine hücum ederken; tek başına savaşabileceğini düşünmüyordu. Gözlerinin önünde Küçük bir oğlan çocuğu beliriyordu. Annesine yalvarıyordu. Kara gözlerini annesine dikip, yaşlarla dolmuş gözleriyle mahsun mahsun bakıyordu. 'Anne gidelim bu evden n'olur!' diyordu bazen, 'beni o adamla yanlız bırakma lütfen,' diye ağlıyordu sonra, 'korkuyorum ben ondan, nolur beni de götür!' diye yalvarıyordu. Ancak annesinin yaptığı tek şey, eteğindeki bir toz parçasını silkeler gibi, oğlunu da silkeliyor ve gerdanına taktığı pırlanta taşlarla bezeli kolyesini düzeltiyordu. Kenara sinmiş ağlayan oğlunun yanına diz çöküyor ve tüm acımasızlığı ile konuşuyordu. "Hiç bir yere gitmiyoruz küçük aslan! Hele sen, sayende bu refahı yaşıyorum ben. Senelerce kahr

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD